Adı:
Orada Bir Arada
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053161028
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Meslek hayatı boyunca, otuz yılı aşkın bir zaman sürdürdüğü grup psikoterapi seanslarından karakteristik bir kesit aktarıyor Engin Geçtan. Sürecin kendine has dinamiklerine işaret ederken, bazı temel prensiplerin de altını çiziyor. Grup psikoterapide “grubun bütünleşmesi” denen başlangıç evresine odaklanan bu metin meraklı okura bir örnek sunmayı amaçlıyor.

“Bu grup çalışmasına katılan sizler, birliktelik yaşantıları yaratma ve bunu gerçekleştirirken her birinizin kendisini daha iyi tanımasına zemin hazırlama amacıyla bir araya geldiniz.



Toplumumuzda karşılıklı ya da tek taraflı dert anlatmayı ilişki zanneden çok insan var. Ancak burası dertleşme ya da dış dünyada yaşadıklarınızı paylaşma yeri değil. Amacımız bu odanın sınırları içinde olabildiğince bütünlük yaratmak, bu da sizlerin buraya yaptığınız katkılarla gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla şu andan itibaren ben kenara çekilerek sizleri baş başa bırakıyorum.”



(Tanıtım Bülteninden)
120 syf.
·Beğendi·7/10
İletişime girilen ilk ilişkide kişi kendini saklar mı yoksa nasılsa hemen ortaya koyar ve devam mı eder?
Kendini gizlemeye çalışan asıl “ben”i gizlerinde ortaya koyarak farklı bir tanışma biçimi mi seçer?
İnsanların iç dünyalarına ve davranışlarının temellerine ilişkin duyduğum ilgi, türünün adını koymakta zorlandığım bu eseri benim için daha ilgi çekici hale getirdi.
Her kitap bir bibliyoterapist. Terapi esasında anlatarak tedavi olma sürecidir. Kitap okurken anlatamıyorum belki ama bir cümle dokunup, anlatma isteği oluşturabiliyor veya yalım bir yüzleşmeyi zamansızca yüzüme çarpabiliyor. Okurken kendi yarama denk geldiğim yerlerde bir lahza korku vurur geçer beni. Herkesten gizlenmiş kabuk bağlamış bu yaranın yeniden kanatılma korkusudur bu.
Grupla psikolojik danışmayı kültürümüze göre okumak zevkliydi. Yer yer güldüren yer yer ise düşündüren bir kitaptı. Ülkemizdeki bir çok ailevi problemin temelinden de bahsediyor. Bitmesin istediğim nadir alan kitaplarından birisiydi.
“Aslında ben kimim sorusunun cevabına yaklaşabilmek için, kendimizi karşımıza çıkan her türlü deneyime açık tutmak gerekiyor galiba, düşe kalka da olsa.”
Engin Geçtan
Sayfa 75 - Metis Yayınları - 1. Basım
"Zaten sorunum da bu ya! Bir şeyler tepetaklak olduğu zamanlarda bile işler yolundaymış gibi dolaşmak. Ben Titanik’in buzdağına çarpmadan beş dakika önceki haliyim."
Engin Geçtan
Sayfa 41 - Metis Yayınları - 1. Basım
“Bir arkadaşım yaşlı babaannesinin ona söylediği bir şeyi anlattı.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında psikiyatri kliniğine yatırılan türde insanlar, günümüzde artık sokakları, kafeleri, restoranları dolduruyorlarmış.”
Engin Geçtan
Sayfa 107 - Metis Yayınları - 1. Basım
"İçimin her köşesini düşüncelerle doldurdular, duygularımı arıyorum, ulaşıyorum da bazen, ama ne olduklarını yeterince seçemiyorum. O zaman da tek hissedebildiğim şey acı oluyor."
Engin Geçtan
Sayfa 52 - Metis Yayınları - 1. Basım
“Kendileri gizli saklı her haltı yedikleri halde her fırsatta başkalarının boynuna ilmiği geçirmeye hazır insan sayısının yüksek olduğu bir toplum haline gelmişiz. Pek çok insanın kendilerinden farklı olana hiç tahammülü yok.”
Engin Geçtan
Sayfa 99 - Metis Yayınları - 1. Basım
"Kendine bir nokta tespit eder, oradan öteye tek adım atmazsan bildiğin yer sadece o nokta olur."
Engin Geçtan
Sayfa 44 - Metis Yayınları - 1. Basım
İnsan evrimleştikçe doğaya üstünlük sağlayıp ona egemen olabileceği yanılsamasına kapıldığında hesap edemediği bir şey vardı. Doğadan kopmanın insanı gezegenin en yalnız ve kırılgan varlığı haline getirebileceği. Doğanın yerine başka bir şey koyması gerektiğini fark ettiğinde de kendi tuzağını yaratmış oldu. Adına uygarlık dediği üst sistemleri geliştirdi ve bu sistemler zamanla insana egemen olup onu kendi mülkü haline getirdi. Bunu yaparken de başlangıçtaki doğa insanının niteliklerini ruhunun derinliklerine kapatıp, bizleri kendi talepleri doğrultusunda şekillenmiş varlıklar haline getirdi. Hayatımızın başlangıcındaki masum ve içgüdüsel varlık derinlerde tutsak, arada fırsat bulursa kısa süreliğine ya da bir an için gün ışığına çıkıyor, ama genellikle başıboş halde bir görünüp sonra yine kayboluyor. Dolayısıyla kendimiz sandığımız yüzeydeki varlık, üst sistemin onayı olmadan varlığını sürdüremeyeceği için, istemediği durumlarda bile onu memnun edecek şekilde davranmaya çalışmak zorunda. Üst sistemin ilk tanıştığımız temsilcisi anne. Geleneksel yapısını hala sürdürebilen Amerika yerlilerinde çocuk sadece biyolojik anne babasının değil, tüm kabilenin çocuğudur. Uygar toplumlarda ise insan, önce sistem skalasının en altındaki annenin mülkü olarak hayata başlar, sonra da tüm sistemin tutsağı olarak hayatı sürdürürüz. Çocuk annesine kızsa dahi bu duygusunu bastırıp beklentilere uygun davranmak zorundadır. Yani çoğu zaman öyledir. Çünkü ona bağımlıdır, bakımını, güvenliğini o sağlar. Bu yetmiyormuş gibi anneye baba da katılır, kendi talepleriyle. Ve uygar insanın ikiyüzlülüğü böylece başlamış olur. Dış dünyaya karşı ikiyüzlülük, kendimize karşı da ikiyüzlülüğü de kapsar ve hayatımızın omurgası haline gelir. Bizi kızgın yapan da işte bu ikiyüzlülüğe katlanmak zorunda olmak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Orada Bir Arada
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053161028
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
Meslek hayatı boyunca, otuz yılı aşkın bir zaman sürdürdüğü grup psikoterapi seanslarından karakteristik bir kesit aktarıyor Engin Geçtan. Sürecin kendine has dinamiklerine işaret ederken, bazı temel prensiplerin de altını çiziyor. Grup psikoterapide “grubun bütünleşmesi” denen başlangıç evresine odaklanan bu metin meraklı okura bir örnek sunmayı amaçlıyor.

“Bu grup çalışmasına katılan sizler, birliktelik yaşantıları yaratma ve bunu gerçekleştirirken her birinizin kendisini daha iyi tanımasına zemin hazırlama amacıyla bir araya geldiniz.



Toplumumuzda karşılıklı ya da tek taraflı dert anlatmayı ilişki zanneden çok insan var. Ancak burası dertleşme ya da dış dünyada yaşadıklarınızı paylaşma yeri değil. Amacımız bu odanın sınırları içinde olabildiğince bütünlük yaratmak, bu da sizlerin buraya yaptığınız katkılarla gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla şu andan itibaren ben kenara çekilerek sizleri baş başa bırakıyorum.”



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • aletheiacrisis
  • Burcu Taşdelen
  • Elif Sultan
  • ZEYNEP
  • Kırmızı Rüzgar
  • FATMA NUR KÖPRÜLÜ
  • Ceren Öztürk
  • Barış
  • hasan esin
  • Mavibutterfly

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0