"Sözcükler," diyen Kızılmaske arkasını döndü, "anlamları değişir."
"Eh," dedi Anaster Toc, ordusunun kampına ilerleyen Kızılmaske'yi takip ederek, "ben de onu anlatmaya çalışıyorum. Sözcüklerin değeri budur. Uyum sağlama becerileri-"
"Yozlaşma demek istiyorsun herhalde. Letheriiler sözcükleri ve taşıdıkları anlamı yozlaştırmada ustadırlar. Savaşa barış, zorbalığa hürriyet derler. Bir sözcüğün anlamını gölgenin hangi tarafında durduğun belirler. Sözcükler başkalarını hor görenlerin kullandıkları silahlardır. O horgörü zamanla daha da derinleşir, çünkü söz konusu başkaları sırf inanmayı seçtikleri için yalanlara kanarlar ve aptal yerine konulurlar. Çünkü saflıkları yüzünden bir sözcüğün anlamının sabit olduğunu ve suistimal edilemeyeceğini sanmışlardır."
"Togg'un memeleri aşkına, Kızılmaske, senden bu kadar uzun bir konuşma duymayı beklemiyordum."
"Ben sözcükleri görürüm, Anaster Toc. 'Togg'un memeleri' derken ne kastediyorsun?"
"Togg bir tanrıdır."
"Bir dişi değil midir?"
"Hayır."
"Öyleyse memeleri-"
"Aynen öyle, yararsızdır."
"Peki ya diğerleri? 'Hood'un Nefesi'?"
"Hood Ölümün Lordu'dur."
"Dolayısıyla...nefes almaz."
"Doğru."
"Beru'nun insafı?"
Daha fazla üretkenlik için beş adımı özetleyelim. Öncelikle, ertelediğiniz belirli bir görevi belirleyin ve bir Yarar-Zarar Analizi yapın. Bu, göreve gerçekten başlamak isteyip istemediğinize karar vermenize yardımcı olacaktır. Pek çok insan ani bir tepki verir ve kendilerini gerçekten kararlı hissetmediklerinde kendilerine "Bunu yapmalıyım" ve "Şuna mecburum" derler. Ertelemenizin kötü bir alışkanlık olmadığını, sadece kendinize ve dünyaya belirli bir etkinliğin sizin için doğru olmadığını söyleme biçiminiz olduğunu keşfedebilirsiniz. Suçlu hissetmek yerine önceliklerinizi yeniden düşünmek isteyebilirsiniz.
İkinci adım, bugün başlamak için belirli bir zamana karar vermek ve kendinizi nasıl sabote edeceğinizi tahmin etmektir. Bu dikkat dağıtıcı şeyleri çözümlemek için bir plan yapın. Üçüncü adım, işi parçalara ayırarak veya üzerinde kısa sürelerle çalışarak kolaylaştırmaktır. O zaman çok ezici görünmeyecek. Ardından, suçluluk, hayal kırıklığı ve kaygı gibi duygusal engeller yaratan olumsuz düşünceleri değiştirmek için TİC-TOC Tekniğini kullanın. Son olarak, çabalarınızın asla yeterince iyi olmadığı konusunda ısrar etmek yerine, başardığınız şeyler için kendinize güvenin. İşler umduğunuz gibi gitmediğinde, bu deneyimden ders çıkarabilir ve pes edip "başarısız" olduğunuza karar vermek yerine ilerleyebilirsiniz.
Amerikan DSM-IV sınıflandırmasına göre, TOC(trouble obsessif compulsif yani zorlayıcı saplantılı bozukluk) hastalığından söz edilebilmesi için, saplantılar ve tekrarlanan gereksiz işlere harcanan sürenin günde bir saati aşması gerekmektedir.
Türk kavminden Toç'un oğlu, Minûşehr üzerine saldırarak onu yenip Irak'tan sürse de, yüz yirmi yıl sonra o tekrar zafer kazanıp kaybettiği yerleri geri alır. Bu devreler Arap tarihlerine göre Hz. Musa (as) zamanıdır.
Gerçi Amerika'da işler aslında o kadar
da iyi gitmedi. Etnik sorunlar, umutlarımızın ötesinde çetin ce-
viz, dirençli ve başa çıkılması zor sorunlardır. Amerika'da sa-
hip olduğumuz gelmiş geçmiş en iyi gözlemci olan de Toc-
queville, ondokuzuncu yüzyılda o ünlü kehanetvari ifadesiyle,
" Aristokrasiler eserlerini bronzdan, demokrasilerse alçıdan ya-
Par" demiştir. Amerika'nın durumunu çok güzel biçimde özet-
leyen, veciz bir söz bu; yanıt olarak, herhalde, "bu, insanlıktaki
artışın kaçınılmaz, doğal bir sonucu" denebilir. Oldukça güçlü
bir savunmadır da. Ama kendi payuna, benim 0 taraklarda be-
zim yok. Ben yaşamımı öğretime adadım, ömrümü oldukça az
sayıdaki insana "hadi Homeros'u, Verg
Muavin hakkında duyduğu her şey onu hunhar bir katil, ölümün her an her yerden inebilecek olan zırhlı eli olarak resmetmişti. Belki öyle bir yönü sahiden mevcuttu; tabii Toc onu hiç görmemeyi umuyordu. Öte yandan ölen askerlerine dönüp bakmamıştı bile.