Ebubekir Toğacı

Ebubekir Toğacı
@togaci
Öğretmen
ERZURUM
13 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·136 syf.·
2021 3. kitabı
İnsanın doğası gereği eğitime ihtiyaç duyan tek varlık olduğundan bahsederek başlayan kitabımız, eğitimin gerekliliğinden ve insandan bahseder. Hayvanların iç güdüleri olduğu ve belli bir planla hareket ettikleri in eğitime ihtiyaç duymadığını söyler bize. İlk bölümde disipline değinen yazar, disiplinim, insanın kendini sınırlaması olarak değerlendirir ve bunu gerekliliği üzerine durur. İlerde kuralsız ve başıboş yaşamamak icin bu disiplin içine girmek şarttır. İnsanı eğitime, bakıma ihtiyaç duyduğunu belirten Kant, eğitimi bu bahsedilen disiplin yani terbiye ve öğretime açıklar. Hayvanların iç güsüleri den dolayı eğitime ihtiyacı yoktur. Ebeveynlerinden bir şey öğrenemezler. "Eğitimden geçmemiş insan kaba, talim görmemiş insan serkeştir.". eğitimin nesiller boyu artarak devam ettiğini belirten Kant, önemli olanın;insanın içindeki eğilimler ve daha da önemlisi insanı iyi olana yönelten eğilimlerdir. Bunun içinde belli bir eğitim anlayışı gerekir. Özellikle çocuk eğitiminde ebeveynlerin çok önemi vardır. Çocuklarını ideal bir hedef doğrultusunda yetiştirmeyi ve kuşaktan kuşağa aktarılan emanete katkıda bulunmalıdır. Ne yazık ki ebeveynler sadece çocuklarını görmek istedikleri yerlere götürüyorlar. İnsanı içindeki niceleri geliştirmiyorlar. İnsanı esasında iyi olan ruhuna gereken gıdayı vermiyorlar. Kısacası eğitim sayesinde önce insan kendini idare edebilmeli sonrada diğer insanlara yol göstermelidir. İlk bölümde eğitimin yanında ahlak konusunda değinen Kant, ahlakın evrensel olması gerektiğini sadece tanrı ahlaksız olmayı yasakladığı için değil, kötü olduğu için ahlaksızlıktan uzak durmayı öğütler. Bunun yanında yöneticilerin eğitimşi ve bilgili olmalarını çok önemli olduğunu bizlere aktarır. Eğitimin ahlaki yönünde değinen Kant, eğitimin çocuklara düşünmeyi öğretmek
Eğitim
Eğitim Üzerine (Ruhun Eğitimi-Ahlaki Eğitim-Pratik Eğitim)Immanuel Kant · Say Yayınları · 20202,108 okunma
Reklam
Puan vermedi·672 syf.·
2021 2. kitabı
Başımızı yastığa her koyduğumuzda uykumuza eşlik eden bir rüya görebiliriz. Freud'ın "uykunun bekçisi" dediği bu rüyaları çoğu kez anlamasakta, hatırlayamasakta aslında bizden izler taşır. Bu kitapta yorumlayamadığınız çoğu kez unuttuğunuz vs. rüyalar için size rehberlik edecek birçok örnek, klinik çalışma ve yorum mevcut. Kitap, rüyaların ne kadar karmaşık olurlarsa olsunlar basitçe tahlil edilebileceğini gösteriyor bize. Freud kitaba, kendi zamanına kadar rüya ile ilgili yapılan çalışmaları ve bu çalışmalarda geçen somut örnekleri bizlere sunarak başlıyor. Rüyaların yaşamla ilişkili olduğu, arzularımızı yansıtabileceği ve geçmişte yaşadığımız bir olayın yıllar sonra rüya ile tekrar karşımıza çıkabileceğini gösteriyor. Yıllar önce veya bebeklik çağında yaşadığımız olaylar, tanıdığımız kişiler yani büyük ihtimalle unuttuğumuz durumlar yıllar sonra karşımıza çıkabilir. Freud bu kavramı hipernezik olarak sunuyor. Çocukluğumuza ait yaşadığımız tatlı anıların rüyalarımıza girmesinin güzelliğini böyle açıklıyor bize Freud. Kavim insanlar rüyaların tanrı tarafından insanlara uyarıcı mahiyette gönderildiğini, Aristoteles'in ise rüyaların tanrıyla ilgili değil bedenle ve doğayla ilgili olduğunu yazıyor. Bu durum inanışla, kültürle yani yaşanmışlıkla ilgili sanırım. Rüyalar üzerinde etkili olan bir diğer durum ise dış duyusal uyaranlar. Örneğin; yatarken ayağınız yatağın dışında kalmışsa bu rüyanızda kendiniz uçurumun kenarında görmenize sebep olabilir. Ya da uyurken duyduğunuz bir ses rüyanızda farklı bir sese dönüşebilir. Örneğin sabah çalan ve birçok insanın hoşlanmadığı alarmın rüyanızda kilise çalan çan sesine dönüşmesi gibi. Tüm bu ve bu gibi uyaranlar rüya üretirler aslında. Rüya haline etki eden birçok uyarandan bahseder Freud. Rüyamızda uçma, yüksekten düşmek vs.
Psikoloji
Rüyaların YorumuSigmund Freud · Say Yayınları · 20211,967 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2021 1. kitabı
Pollyanna. Küçük yaşlarda annesiz babasız kalan ama buna rağmen babasından öğrendiği "sevinme oyunu" na sımsıkı sarılan hayat dolu bir kız. Yardım fıçılarından oyuncak bebek çıkmasını beklerken bir çift değnek çıkıyor. Babası, Pollyanna'yı üzülmemeyi gerektiğini aksine buna sevinmemesi gerektiğini söylüyor. Çünkü o değnekleri kullanmaya ihtiyaçları olmadığını söylüyor. İşte Pollyanna'nın babasından öğrendiği sevinme oyununu hikayesi böyle başlıyor. Ne yazık ki, hayat, sevinme oyunuyla kasabadaki bir çok insanı hayata bağlayan Pollyanna'ya bir kaza sonucu o değneklere muhtaç ediyor. Pollyanna hayatının geri kalanını sert mizaçlı teyzesinin yanında geçirmek için geldiği kasabada, babasından öğrendiği mutluluk oyunuyla umutsuz insanlara yeni bir pencere açıyor. Öyle ki yatalak olan ve hiçbir şeyi beğenmeyen Bayan Snow'u, sert mizaçlı teyzesini, hiç kimse ile konuşmayan somurtkan komşususunu ve nice kasaba sakinini ihtiyaçları olan mutluluğa kavuşturuyor. Kaza geçirip, doktorların artık yürüyemeyeceğini söyleyen Pollyana için kasaba sakinleri çok üzülüyor ve ziyaretlerine geliyorlar. Pollyanna tabiri caizse bıcır bıcır bir kız ve yaşam dolu. Kasabadaki birçok insanı tanıyor ve onlarla konuşuyor. Hasta olduğunda bu insanlar onu ziyaret edip, Pollyanna'nın kendilerine mutlu olmayı öğrettiğini ve buna sevinmesi gerektiğini söylüyorlar. Enerjisiyle insanları mutlu olamaya davet eden, küs yetişkinler barıştıran ve küçük bir çocupa ev bulan Pollyanna iyi bir doktor sayesinde iyileşiyor. Okurken farklı duygular hissedeceğiniz nahif bir eder...
Edebiyat
PollyannaEleanor H. Porter · Ötüken Neşriyat · 202011,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2020 223. kitabı
Salberg bu kitabında Finlandiya’daki eğitim modelinin temelinde yer alan ilkelerini ve uygulamadaki önemli noktaları anlatıyor. Finlandiya’daki eğitim modelinin ABD’li eğitimcilerce ve ABD’de hazırlandığını söylüyor. Konuşmacı olarak katıldığı bir konferansta, uzun yıllar siyasetçilik ve valilik yapmış olan George Pataki ile yapmış olduğu konuşmada, Finlandiya’da uygulanan eğitim modelinin ABD’de ortaya çıktığını fakat ABD’de deki okulların bu sistemi kullanmadıklarını söylüyor. Ayrıca Pataki’nin “Eğitim ile ilgili son sözü eyaletler söyler” katılan yazar kitabın ön sözünde de belirttiği gibi Finlandiya’da eğitim ile ilgili her şehir kendi kararını kendisinin aldığını söylüyor. Aynı zamanda Howard Gardner’in ortaya attığı “Çoklu Zekâ Kuramı” Finlandiyalı eğitimciler tarafından benimsenmiş, önemli görülmüş ve çocukları daha iyi anlamak için çocukların bünyelerine uyabilecek şekilde hususileştirmektedirler. Salberg aynı zamanda okulun sadece çocuklar için değil aynı zamanda öğretmenler için de bir eğitim yuvası haline gelmesi gerektiğini söylüyor. Yazar bu kitapta açıkladığı dört fikir “Okullarda daha fazla teneffüs, küçük verinin klavuzluğu, hakkaniyetli bir eğitim ve efsaneler ile gerçekleri birbirinden ayırt etme” Finlandiya’daki eğitimi dünya çapında ayrı ve başat bir yere getirdiğini söylüyor. Kitap bu dört fikri açıklamaktadır. Teneffüs ve ders dışı zamanlar Finlandiya ve ABD üzerinden karşılaştırılarak önümüze sunulmuştur. Çocukların okulda geçirdikleri vakitle fazla şey öğrenebilmeleri arasında müspet bir münasebetin bulunmadığına değiniliyor. Teneffüsler ve ders dışındaki serbest zamanlar ve oyunlar çocuğun okuldaki öğrenme kapasitesine katkıda bulunuyor. Aynı zamanda dışarıda geçirilen vaktin çocukların beden ve ruh sıhhati açısından pek önemli olduğunu
Eğitim
Eğitimde Finlandiya ModeliPasi Sahlberg · Metropolis Yayınları · 20181,056 okunma
Puan vermedi·220 syf.·
2020 221. kitabı
" Dünya nüfusunun yalnızca bir bölümünün çok iyi bir eğitime sahip olmasını kabul edemez". Bu sözler kitabın giriş kısmından. Salman Khan, Dünya Okulu bu kitabı dünyada ki herkese eşit bir şekilde eğitim verilmesi gerektiğinin savunuyor. Kurduğu Khan Akademi ile de savunduğu fikri hayata geçirmiş durumda. Hem de tamamen ücretsiz olarak. Açılan bu akademi yıllar sonra milyonlarca insana ulaştı. Öğrencileri normal ders kalıplarından çıkararak onlar öğrenmeyi sevdiriyor. Ülkemizde de öğretmenlerin sıkça başvurabilecekleri bir yer olması çok güzel. Akademiye kurmadan evvel kuzenine ders anlatarak akademinin tohumlarını atan Khan dersi sevdirmenin yollarını da bulmuş. Başarı bir eğitim için şaşalı yerlere lüzum olmadığını belirtiyor. Kara tahtanın belki de en iyi metot olduğunu ve gücünü yitirmediğini söyleyebiliriz. Dikkat sürelerinin kısa olmasından dolayı ilk ders sürelerinin 10 dakika civarında olduğu ve bu durumun öğrencilerin lehine olduğunu söyleyebiliriz. Kitapta değinilen "tam öğrenme" modelinin tarihsel bir serüveni anlatılır. Öğrenci bir kavramı iyice anlayıp kavramadan başka bir kavrama geçemiyor. Süre sınırı yok. Sadece anlayıp anlamadıkları ve başka bir kavrama geçmeye hazır olup olmadıkları önemli. Günümüz eğitim sisteminde bu model uygulanmıyor. Dersler belirli haftalara belirli konularca bölünüyor. Hafta biterken konuda da bitiyor. Öğrencilerin anlayıp anlamadıkları göz ardı ediliyor. "Tam Öğrenme" bu durumu engelliyor. İnternet alt yapılı eğitimlerin kolay ve ulaşılabilir ve aynı zamanda öğrenci başarısına çok etkisi olduğunu söylüyor: " İnternet temelli eğitimin son derece taşınabilir olması, öğrencilerin kendi kişisel ritimlerine göre, dolayısıyla en verimli biçimde öğrenmesini mümkün kılıyor" denmektedir. Koronovirüs günlerinde uzaktan eğitim alan
Eğitim
Dünya OkuluSalman Khan · Yapı Kredi Yayınları · 20212,046 okunma
Reklam