Eksiltili Anlatımın ve Atmosferin Zirvesinden Bildiriyorum...
Puan vermedi·88 syf.··
2026 65. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:21
Tomris Uyar edebiyatının en karakteristik özelliklerini barındıran ve yazara 1987 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı getiren Yaza Yolculuk, Türk öykücülüğünde modernist çizginin ve eksiltili anlatım tekniğinin en rafine örneklerinden biri bana göre. Uyar, bu eserinde geleneksel olay örgüsünü ve dramatik tırmanışları bir kenara bırakmış ve odağını durumların, anların ve insan ilişkilerindeki mikro kırılmaların üzerine kurmuş. Yaza Yolculuk, sadece bir hikâye bütünü değil, dilin nasıl minimalist bir ustalıkla manipüle edilebileceğinin, insan ruhundaki sessiz çığlıkların kelimelere nasıl dökülebileceğinin edebi bir kanıtıdır. Hızlıca tüketilmek için değil, her cümlenin sindirilmesi için yazılmış bir başyapıt.
1000Kitap
Yaza YolculukTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20181,360 okunma
6/10
·96 syf.··
2026 31. kitabı
Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm ilk şey tatlı, samimi ve tam o zamana ait bir dil olduğuydu. Ancak bu tatlılığın arkasında çokça eksik kalmış bir anlatı var. Her şeyden önce meşhur Ölmeme Günü'nü daha önceden biliyorum. İkinci Yeni’nin, muazzam dostlukların ve masaların bir geleneğidir bu. Kitapta bu konuya ait fotoğraf görünce ve onu o geleneği yaşayan tadan birinden dinleyeceğim için heyecanlandım ama beklentimin çok altında kaldı. O günden bahsedilmemiş bile. Tomris Uyar'la karşılaşmış olsam belki de soracağım ilk konulardandır Ölmeme Günü. Detaylar havada kalmış, tam hikayenin içine girecekken sohbet kesilmiş gibi. Yine de tüm bu eksiklere rağmen içerdiği fotoğraflar ve gündelik yaşam konuşmaları gayet hoş. Kendimi bir anda o dönemin tam kalbinde, o yazar ve şairlerin arasında otururken buldum. Sanki Turgut Uyar bir köşede tütününü tazeliyor, Tomris Uyar keskin ve zeki cümleleriyle odayı dolduruyor, Cemaller, İlhanlar, Canlar, Edipler gelip geçiyor ben de sessizce bir köşede onları dinliyorum gibi hissettim. Beni o dönemin sokaklarına, odalarına ve dostluklarına bu kadar zahmetsizce götürebilmesi, kitabın en güzel yanı.Kısacası; o döneme, Turgut ve Tomris Uyar'a beni doyuramayan ve eksik bulduğum bir çalışma olsa da taşıdığı nostaljik ruh ve yaşattığı o şairlerin arasındaymışım hissi için okunur.
Ben Koşarım Aşağlara, KoşarımErhan Altan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022380 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir Psikolojik Danışmanın Gözünden Mandal
9/10
·120 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 11:07
Mandal’ı bir aldatılma hikâyesi okuyacağımı düşünerek elime aldım ama kitap bana bundan çok daha fazlasını verdi. En çok dikkatimi çeken şey, yazarın evlilikleri, ilişkileri ve kadınların toplumdaki yerini sorgulatması oldu. Kitap boyunca “Bir ilişki gerçekten ne zaman bitmeye başlar?”, “İnsan gördüğü sorunları neden görmezden gelir?” gibi sorular üzerinde düşündüm. Özellikle deprem benzetmesi çok etkileyiciydi; bazen insanlar evliliklerinde çatlakları fark etseler bile “Bana bir şey olmaz.” diyerek yaşamaya devam ediyorlar. Yazarın kadınların görünmeyen emeğine, toplumsal yüklerine ve yıllardır süren eşitsizliklere değinmesi de oldukça çarpıcıydı. Bunu yaparken didaktik olmadan, günlük hayattan örneklerle düşündürmeyi başarıyor. Kitabın sonunda Tomris Hanım’ın boşanmasına üzülmedim çünkü kendini yeniden bulduğunu hissettim. İlginç olan ise eşine de tamamen öfkelenemememdi. Sonunda her şeyini bırakıp gitmesi, onun da kendi hatalarının bedelini ödediğini düşündürdü. Benim için Mandal, aldatılmaktan çok; sevgi, emek, aidiyet ve bir ilişkide gerçekten “ev sahibi” olabilmenin ne demek olduğunu anlatan bir kitaptı. Okurken sık sık kendi ilişkilerimizi ve toplumun kadınlara bakışını sorgulatan, samimi ve düşündürücü bir eser.
1000Kitap
MandalÜstün Dökmen · Epsilon Yayınevi · 086 okunma
9/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:36
Hikâye, İstanbul’un boğucu ortamından uzaklaşıp, üniversite eğitimi için Anadolu’nun sakin bir şehrine yerleşen Orkun’un etrafında dönüyor. Tek başına bir eve çıkan Orkun, çok geçmeden rüya ile gerçekliğin birbirine girdiği esrarengiz olaylar yaşamaya başlar. Bu süreçte hayatına iki önemli figür girer: Eğlenceli, her konuda bilgi sahibi, gizemli ama bir o kadar da yapmacıklıktan uzak ve samimi üslubuyla öne çıkan Faysal Ergişi ve Orkun'un önceki aşkının ihanetiyle tuz buz olmuş ve toparlamaya çalıştığı kalbini kaptıracağı Tomris. Orkun’un rüya ve gerçeklik algılarının birbirine karışmasına neden olan sanrılar, tanıdıklar ve tevafuklar Faysal ve Tomris’inkilerle de bir şekilde kesişmektedir. Olayların merkezinde Kaşgarlı Mahmud’un yüzyıllardır kayıp olan eseri bulunmakta. Karakterlerimiz kendilerini bu kayıp kitabın ve onun getirdiği gizemlerin peşinde, adeta bir "bulma ve arama" serüveninde buluyorlar. Öyle ki hikâyenin bir aşk serüvenine dönüşmesini değil, kayıp kitabı arama odağında devam etmesini tercih eden yazar, okuru üzen, Orkun’u adeta yıkan bir izlek kurgulamış; Kılavuzun Pusulası’nın çizdiği rota bazı tasarruflara izin vermiyor adeta. Soyut bir bakış açısıyla şunu ifade etmek de mümkün; sevilen birini geri dönüşü olmayan bir şekilde kaybetmek metaforik olarak ulaşılamayan bir hakikati veya geç kalınmış bir sevgiyi, de temsil ediyor olabilir. Final kısmında karakterlerden birinin hapse girmesini de aynı bakış açısıyla; kişinin neden hapse girdiğinden çok bir bedel ödeme süreci olarak görmek mümkün. Kitapta en özgün bulduğum husus, kapak sayfasındaki araç plakasının (60 TO 34) arayışın devam ettiği Anadolu şehrine vurgu yapması ve metaforik bir zorlamayla GO TO 34 olarak okunabilecek plakanın, arayışın aslında olayların başlangıç noktasına yani özüne
Kılavuzun PusulasıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2022310 okunma
Seni İçime Gömdüm
Puan vermedi
Sevgili Tomris Uyar’ın Adnan Semih’in etkisinde kalarak Andrew Jolly’den çevirdiği bu küçük ama içerik olarak dev yapıt Kafka, Camus ve Dostoyevski karışımı bir estetik tatla kimlikleşiyor, belleklerimizde bir hüznün romanı olarak irileşiyor. Yapıtın yazarı hakkında yeterli bir bilgiye ise ulaşılamamış. Ancak bu bilge başka bir roman daha yazmış bu bilgiye ben ulaşmadım çünkü araştırmadım. Araştıranlara selam olsun. Diğer kitabının adı; A Time of Soldiers. Başka kitapları var mı? Bilmiyorum. Seni İçime Gömdüm, yaşamın odağında parçalanan aşk, sevgi değil ama bunların üstünde ya da bunların da anlamlandıramadığı psikososyal bir sürece denk geliyor. Yüreğe gömülen bir sevda neye denk gelir? Bence en acı ayrılıklara… Yapıt, ötekilerin romanı. Kavminden sürülmüşlerin… Bir çığlığın romanı: Seni İçime Gömdüm (Lie Down In Me). Yalın! Romanın erkek kahramanlarından Kabrero, kimdir ne iş yapar varlığını nasıl tanımlar ona da bakalım inceleme boyunca. Ama bir sevdanın ardı sıra sürüklenen bir insana bakar gibi. Roman: “Tan ağarırken ölmüştü kız.” cümlesiyle başlar. Kızılderili olan bu kız, hastadır. Bakıma muhtaçtır. Yaralıdır. Hasta bir kıza tutkuyla eğilişin alanı bir evliliğe kayar. “Karı” olarak kendi topraklarının kızlarından birisini seçmez kahraman. Eski kamyonlar yağlı çadırlar misalidir hayat… O yüreğindeki yangına tutkundur. Ağabeyine, sevdiği kızın ya da takıntılı bir şekilde içerikleştirdiği kadının hastalığından söz bile etmez: “Ağabeyine yaradan söz açmayı düşünmedi bile. Duygularını tıpatıp açığa vuracak sözcükleri bulabilse de -diyelim ki vardı böyle sözcükler- yine bir işe yaramazdı; onun sözcükleriyle ağabeyinin aklından geçenler, birbirini tutmuyordu ki” (s.14). Ağabeyi Kızılderili sosyal kişilik/toplum yaşantısını kendince gördüğü için kardeşinin vazgeçmesi
1000Kitap
Seni İçime GömdümAndrew Jolly · Ayrıntı Yayınları · 20221,077 okunma
Kırmızı da Olabilirdi Adı
Puan vermedi·75 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 21:50
Tomris Uyar'ın okuduğum ilk eseri. Gündelik yaşamdan kesitlerin kaleme alındığı 8 öyküden oluşuyor kitap. Öykülerin her birindeki olaylar durumlar birbirinden farklı olsa da ortak bir temaları var: kırmızı. Her öyküde kırmızı rengi dikkatten kaçmayacak şekilde metnin bir kenarına/köşesine serpiştirilmiş. Yazar konuları gündelik yaşamdan, ilişkilerden, ikili diyaloglardan, içsel düşüncelerden seçtiği gibi dili de doğal ve sade. Bu yüzden her türden okuyucu kolayca okuyabilir. Noktalama işaretleri aradaki zamanları ifade etmek için sık sık kullanılmış. Bazı öykülerde bu boşluklar anlamlı ve güzel fakat bende bazı öykülerde o boşluklar kopukluk yarattı. Ve tekrar eden kırmızı teması açıkçası beni çok etkilemedi. Yani bir rengi tema olarak seçme fikrini sevdim fakat kullanım şeklini yüzeysel buldum. Kitaba adını veren ilk öykü "Aramızdaki Şey", Tahin-Pekmez Günleri, Akşam Alacası öykülerini çok sevdim. Yazarı, dilini, olayları işleme biçimini sevdim. Kendine has bir dünyası var kitabın. Beni edebi açıdan da imgesel açıdan da besledi, öyküsever kişilere okumalarını tavsiye ederim.
Aramızdaki ŞeyTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20192,301 okunma