Ne güzel olurdu Denfert' de uyusam,Voltaire meydanında yazsam,Clichy meydaninda müzik dinlesem,Poterne ses peupliers' de sevmişsem,Tombe- İssoire Sokağında karnımı doyursam,Monceau parkı civairinda kitap okusam vs.
....çalılık eloah'ı (Arapların Allah deyimi de buradan geliyor) Musa'ya ben İsrailoğullarının tanrısıyım, benden başka elohim (İbranice eloah'ın çoğulu: Ruhlar)'e tapmayın diyor. Görüldüğü gibi, bu katıksız bir tektanrı anlayışı değil. Sayısız eloah'lar var ama, sadece buna tapılacak. Müslümanlıkta da sürüpgiden Allah'tan başka tapacak yoktur (Arapça: La ilahe ill-Allah) dogmasının kaynağı da bu. Demek ki tek tanrı, canlıcılık inancına göre doğanın her yanında bulunan sayısız ruh'lardan biridir ve tapılacak sadece o olduğu için tektir. Bu ruh, yirmi beş yüzyıl, tüm idealist felsefelerde karşımıza çıkacak, ondokuzuncu yüzyılda koca Hegel bile evrensel oluşumu onunla açıklamaya çalışacak. Elea'lıların Parmenides'inden günümüzün varoluşçuluğuna kadar tüm idealist öğretilerin
üstünü kazıyın, altlarından kesinlikle bu eloah çıkar. Sözde bilimci geçinen pozitivist Auguste Comte bile sonunda bir insanlık dini idealiyle ona varır.
Konuş, savunmanın bana söyleyeceği bir şey varsa. Şimdi çok geç ağlamak için. Daha uygun durumlarda ağlamak gerekirdi, elverişli fırsat çıktığı zaman. Gözlerin açıldıysa eğer sonunda, kendin karar ver davranışının sonuçlarının neler olduğuna. Elveda! yalıyarların meltemini solumaya gidiyorum ben; çünkü, yarı tıkanmış akciğerlerim, seninkinden daha sakin ve daha erdemli bir seyirlik istiyorlar, haykırarak..