10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
FELSEFEYİ TAKDİMİMDİR (Felsefe Kitabı) COMTE-SPONVILLE 12 Mart 1952 Paris doğumlu, Fransız eğitimci ve filozof COMTE-SPONVILLE tarafından yazılmış, felsefenin temel konuları üzerine görüşlerini yansıtan değerli bir eser. Eserini tüm okurlara takdim ediyor. Savunduğu felsefi görüş daha çok Ateizm ve Materyalizm yönelimlidir. Üslubundaki samimiyet, dilindeki şeffaflık sayesinde Felsefe hiç bu kadar yakınımızda olmamış gibi hissettiriyor. Yazar kitapla felsefeyi ayağımıza kadar getiriyor. Hem de ayağa düşürmeden... Kitapta asıl yapılan işin özü, felsefenin değerini düşürmeden onu on iki temel kavramda sorgulamaktır: Ahlâk, Siyaset, Sevgi, Ölüm, Bilgi, Özgürlük, Tanrı, Ateizm, Sanat, Zaman, İnsan ve Bilgelik. Her bir bölümde bir kavramı ele alan ve bu kavramların gündelik ve sözlük anlamlarını, tanımlarını, bunlar üzerine yorum yapan filozofları inceleyen kitap kavramların düşünsel planlarını bilgi ve yorum düzeyinde vererek samimi bir üslup yakalıyor. Kitap hakkında yazarın görüşü şöyle: “Felsefeyi Takdimimdir’’ eğer birilerinde felsefeyi daha yakından tanıma arzusu uyandırırsa, o zaman boşuna yazılmamış olacak. Kitapta dikkatimi çeken bazı alıntıları aşağıya alıyorum. Kitabın içeriği ve yazarın üslubunu bunlardan hareketle tahmin edebilir ve kitabı bir an önce bulup okumak isteyebilirsiniz. Alıntılar: En ufak düşüncemiz bile, vücudumuzun, ruhumuzun, kültürümüzün izini taşır. İçimizdeki herhangi bir fikir; sınırlı, öznel, insanidir ve bu dedenle gerçekliğin bitmez tükenmez karmaşıklığına kesinlikle karşı gelemez. Doğru ispatlar olabilir, ama bu da kesin değil. (Pascal) Kanıtlar mı? Eğer kanıt olsaydı, inanca ihtiyacımız olur muydu? İspatlayabileceğimiz bir tanrı, hala bir tanrı olur muydu? Bilmemek cehalettir; bir şeye inanma hakkı ondan kaynaklanamaz. Ya da
Felsefeyi TakdimimdirAndre Comte-Sponville · Opera Kitap · 2022212 okunma
10/10
·519 syf.··
2026 29. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:14
Bu kitap bir felsefe tarihi gibi ama belli başlı filozofları sadece yazmış aslında. Bu nedenle muhtemelen Russell'ın eserini buna tercih ederdim Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1 – ya da Ahmet Cevizci'nin Felsefe Tarihi ancak bunun daha kısa olması büyük bir avantaj. Platon, Aristoteles, Bacon, Spinoza, Voltaire, Kant, Schopenhauer, Spencer, Nietzsche gibi bir dizi "anahtar" filozofa ayrılmış ana bölümler ve Bergson, Croce, Russell, Santayana, James ve Dewey hakkında daha kısa bölümler var. Ayrıca Comte, Hegel, Locke, Rousseau ve Hume'dan da bahsediyor. Ana bölümlerin yaklaşık elli sayfası, listelediğim anahtar filozoflara ayrılmış. Bu ilginç çünkü genellikle "hayatlarıyla" başlıyor, sonra "fikirlerine" geçiyor ve eleştiriyle bitiyor – ancak bu eleştiriler genellikle oldukça övgü dolu. Kitapda çok fazla bilinmeyen filozoflar da yer almış. Santayana gibi, bir diğeri de Dewey aynı zamanda sanırım yazarın hocasıymış da. Okunabilir.
Felsefenin ÖyküsüWill Durant · İz Yayıncılık · 2014163 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gerçek liderlik zorbalık değil, meşruiyet üretme yeteneğidir.
10/10
·549 syf.··
2026 8. kitabı
Malevil: Dünyanın Sonundan Çok İnsanlığın Yeniden Başlangıcı Bazı kitaplar vardır; onları bitirdiğinizde hikâyeyi değil, fikirleri düşünmeye devam edersiniz. Robert Merle’nin Malevil romanı benim için tam olarak böyle bir kitap . İlk bakışta sıradan bir kıyamet sonrası romanı gibi anlaşılıyor. Nükleer bir felaket yaşanır, dünya yıkılır ve hayatta kalan insanlar yaşam mücadelesi verir. Ancak kitabı okudukça anlıyorsunuz ki Merle’nin asıl derdi dünyanın nasıl yok olduğu değil, insanlığın sıfırdan nasıl yeniden ayağa kalkacağı. Romanın en etkileyici yanı, medeniyet dediğimiz şeyin aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi. Bugün hayatımızın vazgeçilmez parçaları olan devlet, hukuk, elektrik, iletişim ve ulaşım ağları birkaç dakika içinde ortadan kalkıyor. Geriye ise yalnızca insan kalıyor. İşte asıl soru burada başlıyor: İnsan, elindeki tüm teknolojik ve kurumsal araçlar yok olduğunda nasıl bir toplum kurar? Malevil’de hayatta kalan insanlar yalnızca yiyecek bulmaya çalışmıyor. Aynı zamanda yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar. Bu nedenle roman bana bir macera hikâyesinden çok bir siyaset ve toplum felsefesi denemesi gibi geldi. Robert Merle, karakterleri üzerinden farklı yönetim biçimlerini, liderliği ve iktidarın kaynaklarını sorguluyor. Romanın merkezindeki Emmanuel Comte karakteri özellikle dikkat çekici. Günümüz popüler kültüründeki kıyamet sonrası kahramanlar gibi kaba kuvvetle öne çıkan biri değil. İnsanları ikna edebilen, güven veren ve ortak amaç etrafında toplayabilen bir lider. Onun karşısında ise dini kullanarak korku üzerinden otorite kuran Fulbert bulunuyor. Aslında romanın gerçek çatışması da burada yatıyor. Bir tarafta iş birliği ve rıza üzerine kurulu bir toplum modeli, diğer tarafta korku ve dogma üzerine inşa edilmiş bir düzen. Malevil’i benim
Edebiyat
KıyametRobert Merle · Doğan Kitap · 200438 okunma
8/10
·135 syf.·
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Kabul edelim ya da etmeyelim hepimiz bu hayatı sandığımızdan daha çok seviyoruz. Çoğu zaman hayattan yakınıyoruz fakat yine de yaşamaya, umut etmeye ve yarını beklemeye devam ediyoruz. Epikuros'un da dediği gibi "Hayattan yakınan insan, intihar etmediği sürece kendi söylediğini çürütmüş olur." Kitap, mutlu olmanın yollarını anlatmıyor aslında, daha doğrusu böyle bir reçete sunmuyor. Çünkü herkes için geçerli tek bir mutluluk yolu yok. Mutluluğu tek bir tanımın içine sığdırmak yerine onun felsefi, psikolojik ve tarihsel katmanlarını sorgulatıyor okuyucuya. Cevaplar vermekten ziyade sorular üzerinde okuyucuyu düşünmeye zorluyor. Her okur, her insan mutlu olmanın ya da mutsuz olmamanın yolunu kendisi bulmalı, diyor yazar. Kitabın temel meselelerinden biri, "Neden mutlu olamıyoruz?" sorusundan çok "Neden mutsuzuz?" sorusunun peşine düşmesi. Yazar bu sorunun haritasını çıkarmaya çalışıyor. Aslında cevabı oldukça basit: Modern insan mutluluğu, sürekli daha fazlasına sahip olmakla karıştırıyor. Oysa sahip olmak da arzulamak da kendi içinde sınırsız. İnsan bir şeye ulaştığında, kısa süre sonra yeni bir eksiklik hissiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle mutluluk, sürekli bir birikim hali değil, geçici tatminler ve kısa anlar hâlinde ortaya çıkan bir deneyimdir. Yazarın oldukça ilginç fikirleri vardı. Kitabın en dikkat çekici fikirlerinden biri, mutluluğun mutlak bir durum olmadığı düşüncesidir ki aslında bu hepimizin bildiği bir şeydir. Hayatın içinde sevinçler ve üzüntüler sürekli yer değiştirir, bu nedenle kesintisiz bir mutluluk beklemek gerçekçi değildir. İnsan her zaman büyük bir coşku içinde yaşamaz, fakat bu onun mutsuz olduğu anlamına da gelmez. Bu bakımdan mutluluk, kusursuz bir saadet hâlinden çok, yaşamın iniş çıkışları arasında sürdürülen bir dengeye benzer.
Mutluluğun En Güzel TarihiAndre Comte-Sponville · İş Bankası Kültür Yayınları · 2020190 okunma
Hepsi Onun Sayesinde
Puan vermedi·88 syf.··
2026 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 23:30
Ulu önderimiz Atatürk'ün fikir dünyasını şekillendiren tarihsel olayları, öğretmenlerini ve okuduğu düşünürleri bu eserde tanıyoruz. Fransız Devrimi'nin özgürlükçü idealleri ile Osmanlı'nın çöküşü, onun vizyonunun temelini oluşturmuştur. Mustafa Kemal Atatürk; Namık Kemal, Ziya Gökalp, Rousseau, Comte, Deguignes ve Pittard gibi yerli ve yabancı yazarın eserlerinden yararlanmıştır. Bunların sonucunda öngörüsüyle akılcılığı, bilimi, laikliği ve bağımsızlığı merkeze alan çağdaş bir ulus-devlet modeli inşa etmiştir.
Edebiyat
Atatürk'ün Düşünce Yapısını Etkileyen Olaylar, Düşünürler, KitaplarŞerafettin Turan · Türk Tarih Kurumu Yayınları   · 2018503 okunma
Hiç veda etmek istemiyorum bu seriye...
10/10
·384 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 21:28
Ne diyeceğimi hakikaten bilemiyorum ama tek kelimeyle HARİKA BİR VEDA KİTABIYDI... Bu kitap o kadar beni mahvetti ki anlatamam. Ama bu mahvoluş muazzamdı... Seriye o kadar güzel veda ettik ama bir yandan da yarım kaldık...seriyi zaten Çok seven biri olarak ayrı bayıldım... Shikigami'ler, kaybedilenler, kaybolan anlamlar yeniden bulunmaya çalışılan o ruh... Her şey çok yerli yerindeydi. Ya da belki o son beni öyle bir hipnotize etti ki ben hatalarını söyleyemiyorum. Yani diyeceğim o ki bu incelemeyi objektif yapamayacağım. Ancak en azından şunları dile getireyim Himuranın karakter gelişimi, Haru karakterinin okudukça anlam kazanması, Mana ve diğer shikigami'ler, bedeller ve sonu böyle olacaksa neye deyecek tüm bunlar sorunu,o kadar iyi işlendi ki hele bence Kurara karakteri kesinlikle çok iyi bir noktada tamamlandı. Tam anlamıyla insan gibi her ne kadar tüm başına gelenleri tiksintiyle karşılaşasa bile en sonun da her şeyi kabullenişi ve anlamlandırışı baya iyiydi. Ve Haru'nun dediği gibi lotus oldu ancak buna biraz da mecbur kalmasına rağmen bunu en sonunda kabullendi. Teknik aksaklıklarda ise Aki ve Haru geçmişini sonra bu olan hünerbaz savaşlarını görmeyi kesinlikle isterdim. Ha birde başlarda o akıcılığı pek sağlayamamışlardı ve seride bazı yerlerde biraz daha kuvvetli bir anlatım olabilirdi ama bu benim gözüme o kadar batmadı hani biraz teferruat gibiydi diyeyim. Ancak tüm bunlara rağmen bence seri baya başarılıydı hele yazarın ilk serisi ilk kitapları olduğunu düşünürsek bu seri benim için 10 puanı hatta daha fazlasını hakediyor. Evreni zaten müthiş japon kültürü ile muazzam bir evren kurumu vardı hele bazı karakterlerin yazımı çok başarılıydı. Hele kötü karakter tablosunda prensesin o sosyopat tavrı baya iyiydi ve hakikaten okuyucuyu irite etmeyi
Asi ŞafakAnn Sei Lin · Timaş Genç Yayınları · 202552 okunma