Bu nasıl bir cesaret, bu nasıl bir dik duruş Allahım tüylerim diken diken. Romanın başkahramanı ve şehit kızı Aliye tam bir Türk kadını asilliği ile memleketine büyük bir fedakarlık yapmış kudretli bir kızdır. Onun kasabanın adaletsiz yaşamında çocukları korumak ve eşitlemek için koyduğu duruş ve ettiği “Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi! “ yeminiyle mücadeleci , kararlı ve öğretmen ruhuyla görevini layıkıyla yaptığını apaçık yansıtıyor. Herkese bir umut bir sevinç olan Aliye dini kullanıp, saptıranların şerrine, ihanetine , iftarasına uğruyor. Tek gayesi sevdiği insanların selameti ve bu milletin kurtuluşa ermesi olan aliye kendinden vazgeçecek kadar büyük bir iyilik yapıyor ve bu iyiliğin karşılığında sözde Müslümanlar onu canlı canlı kurban ediyor .
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
اَلْحَمْدُ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ
salavatın en güzeli ve en faziletlisi âlemlerin incisi, iki cihanın güneşi, öncekilerin ve sonrakilerin efendisi, gözlerin nuru, kalplerin devası habibullah, nebiyullah, rahmeten lil alemin Muhammed Mustafa -sallallâhu aleyhi vesellem- üzerine olsun.
bu aciz kalemden kurulup yazılacak hiçbir söz O’nun zat-ı pâkini hakkıyla medhe, tavsife ve tahlile güç yetiremez. her sözüm eksik her cümlem yarım kalacaktır. gönüllerimiz ve boyunlarımız O’nun huzurunda eğildiği, seslerimizin kısıldığı gibi kalemimiz de bu noktada aciz ve boynu büküktür. elhamdulillah ki Allah, kullarından bazılarına ilham ettiği kitapları, şiirleri ve sözleri bizlere birer teselli olarak ikram etmiştir. bu nimetlerden biri zannımca ki -Allahualem- bu iki ciltlik kitaptır. okuma grubumuzla beraber yaklaşık sekiz aydır Resûlullah’ın nurlu ikliminde, saadetin en yüce olduğu o zamanı okuduk. kutlu davanın tüm merhalelerine sanki gözlerimizin önünde bir sinema perdesi kurulmuşçasına veyahut bin dört yüz sene evveline giderek bizatihi görür gibicisine tanık olduk. Resûlullah’a, ashaba, islâm’a muhabbetimiz ziyadeleştikçe onlarla beraber her hüzün hüznümüz her tebessüm tebessümümüz oldu. o kutlu zamandan gelen saadet ve nurun aksi, ahir zaman sebebiyle bunalmış ve harab olmuş göğüslerimizi mamur eyledi. her satırını susuzluğun ve yorgunluğun son haddindeyken hasretle arayıp da en sonunda kavuştuğumuz bir ab-ı hayatı içercesine içtik. O’nunla, hayatıyla, davasıyla meşgul olmak hayatımızın bereketi olarak tecelli etti. Osman Nuri hocamızın göğsünde kaynayıp satırlara taşan muhabbetin aksi zanneylediğimiz bu kitabı O’nu tanımak, O’nu tanımakla hayatını revnaklandırmak, bereketlendirmek,
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Nedir ki insan,” dedi Athos, “toprağı yoksa? Aynadan ve gelgitten başka bir şey değil.” Kendi öz yurdumda toprağım yok!
Uykuya dalmak için sırtımı kaşıtırdım.
“Seni anımsayacak olan toprağa gömülmeye çalış.” Benim öyle bir toprağım yok.
Ada, Durrel’in Korfu’sunu hatırlattı. Geçmişte zulme uğrayanlar, başkalarının uğradığı zulümlere karşı daha tepkili olur zannederiz. Lakin ki büyük çoğunluk için bu geçerli değildir. Çoğunluk her zaman aptal ve kötüdür. Aksi düşünülemez, teklif dahi edilemez.
Bir sürü basım hatası vardı. Özellikle -ın>m yanlışları.
Hem yorucu hem iddiasız bir roman. Şiirsel dil kullanıcam diye topu taça atıp durmuş. Oyun sürekli durmuş.
Sana bakınca aklıma hep ne geliyor biliyor musun pamuk?
Vatan…
Bu kız varya diyorum. Benim vatanım. Doğduğum evim. Yurdum. Sığınağım. Edirne’den Kars’a karış karış toprağım.”
Vurun Kahpeye Bitti.. Türk Edebiyatının Milli Mücadele klasiği, Türk sinemasında filmleri çevrilmiş, Akıcı, etkileyici tekniği ve romanın ruhuna uygun mükemmel çevirisiyle (Can yayınlarını kutluyorum) çok anlamlı milli duygulara hitap eden (milli duygusu olanlara tabi) bir roman.
İşgal yıllarında idealist çağdaş ve Vatansever öğretmen Aliye nin. İşgalci düşman kuvvetleriyle işbirliği yapan çıkarcı, gerici dinci yobazlarla mücadelesini anlatır.
Ve sonunda bu bahtsız genç kız yobazlar tarafından Yunan Subayına namusunu sattı iftirası atılarak kasaba ahalisi tarafından taşlanarak linç edilir.
Vurun Kahpeye romanına ve adı ben çok gençken benim için bir zamanlar çok şey ifade eden biriyle aynı olan Aliye'ye veda ederken her incelememde olduğu gibi tüm kitabı kapsayan anafikir alıntıyı paylaşıyorum..
"Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!" Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar sayfa207, Can Yayınları
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Cengiz Aytmatov un okuduğum üçüncü kitabı " Cemile " Cemile’nin dünya çapında bir başyapıt olarak kabul edilir bunun nedeni arkasında edebi bir "keşif" hikayesi yatmasi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktir. Kitabı ilk keşfeden kişi, Louis Aragon’un eşi, aslen Rus kökenli olan yazar Elsa Triolet’dir. Elsa, bir Sovyet dergisinde rastladığı bu genç Kırgız yazarın hikayesinden öylesine büyülenir ki, kitabı hemen eşi Aragon’a okutur ve tavsiye eder.
Eşinin bu tavsiyesiyle sarsılan Aragon, eseri Fransızcaya bizzat kazandırır ve 1959 baskısına yazdığı o meşhur önsözde şu tarihi cümleyi kurar:
"İşte burada ilan ediyorum. Benim için bu, dünyanın en güzel aşk hikayesidir. Shakespeare’in Romeo ve Juliet’inden bile daha güzel"
Bilindiği üzere Cengiz Aytmatov Kırgızlı bir yazardır ve eserlerinde doğa, insan etkileşimleri / ilişkileri olmazsa olmazdir. Bu eserinde de yine bir Kırgız koyunde doğasına , toprağına , insanına , savaşına ve savaşla gelen özleme ve acıya şahitlik ediyor ve hissediyoruz. Köy yapısı ve gelenekler içinde kadının yeri ve rolü dikkat çekiyor. Hele de bir eşi savaşa gitmisse kendisinden ne beklenir sorusu önem kazanıyor.
Daniyar ve Cemile aşkı... Bu yapı işinden anlamaya calisiyoruz ikisinin aşkını . Üzerinde duracagimiz Cemile ne yapmalı yahut yapmamalı sorusu olduğunu düşünmüyorum. Keza burasi da konusulabilir ancak bende hissettirdigi duygusal yankı başka.
Bu duyguyu başlatan yer Daniyar at arabasının üzerinde türkü söylemeye başlamasiyla başlayan farkindalik ve dönüşüm. Daniyar o kadar büyüleyici bir şekilde türküyü söyledi ki sesi ile dağın taşın toprağım canların sesi oldu Cemile ve Şehidin yüreğine işledi ve hatta öyle bir işlemeydi ki Seyit bir daha eskisi gibi bakamadı hiçbir şeye. Doldukça doldu,taşmak istedi, taşacak yer aradı. Peki Daniyar Seyitte ne