Maksim Gorki'nin okuduğum ilk kitabı olma özelliğine sahip Ana kitabı. Bazı bölümlerde gözümü dolduran bazı yerlerden sinirden köpürten bir kitaptı. Tabi bunun, tüm bu duygu yoğunluğunun sebebi kitabın gerçeklerden bahsetmesidir. Tüm bu yaşananlar gerçekten yaşandı ve o insanlar gerçekten acı çekti bu olaylar aşağılamalar, soylular halktan önemsiz insanlar işçiler olarak biz de ayrıldık zamanında. Yalnızca Rusyada değil bizim ülkemizde de şahit olduk bunlara belki de hala oluyoruzdur. Güce sahip olan insanların paçalarını kolayca sıvamalarını ancak güçsüz torpilsiz halkın sefil şekilde o kaderi çekmesine şahit oluyoruz. Ayrıcalıklar hala mevcut ve sanıyorum ki her zaman varolmaya devam edecek. Bu dünya yozlaşmış ve öyle bir noktaya gelmiş ki artık tamir edilmesi imkanı olmayan bir noktaya varmıştır. İnsanlığımız yalnızca bir isim olarak kalmış ve içi boşaltılmış bir kavrama dönmüştür. Dünya dönüyorsa hala bir kaç bu sözcüğün için doldurmaya çalışan iyi yürekliler sayesinde dönüyor. Acılar bitiyor mu? Asla. Ama nasıl olsa berbat bir durumdayız biz küçük bir iyilik yapsak ne olacak yapmasak ne farkedecek dersek esas sorun orada başlar. Çünkü bir milyon küçük iyilik, parça parça da olsa büyük bir şeydir. Alişan Kapaklıkaya'nın dediği gibi uyanmalıyız. İçimizdeki uyuyan güzeli uyandırmalı ve başkalarının da uyanmasına yardımcı olmalıyız. Bunu da yalnızca eğitimle yapabiliriz. Gerçi ülkemizde en kötü duruma getirdikleri şey yine eğitim ancak buna göz yummamalıyız. Ilerleme kaydettik ve daha da ilerilerde olacak gözümüz.
BU KITAP ÇOK DUYGUYU UYANDIRIYOR İNSANIN İÇİNDE. ULU ÖNDERİMİZ ATATÜRK'ÜMÜZÜN BİR ÇOK SÖZLERİ GELİYOR ZİHNİME. Vazgeçmemeliyiz. Bize bir asır öncesinden güvendiğini söyleyen ileri görüşlü bir atamız varken biz bu güveni harcamamalıyız. Bu kitaptaki işçinin