İnsanları harekete geçiren her şey, zorunlu olarak onların beyninden geçer, ama bunun beyinde alacağı biçim, koşullara çok bağlıdır.
-Friedrich Engels-
youtube.com/@vista.spectra
Lontano klasik bir Jean-Christophe Grangé tadında polisiye-gerilim kitabı. Yazar daha önceki eserlerde olduğu gibi akıcı ve sürükleyici kalemini sayfalara nakşetmiş. Polisiye ve gerilim türünde Jean-Christophe Grangé benim gözümde tam bir ustadır. Suç dünyasının sıradanlığını ve öngörülebilirliğini kendi tarzında ele alması yazarın olaylar zincirine analitik bakışını göstermektedir. Suç ve suçlu, Jean-Christophe Grangé nezdinde detaya dayalı biçimi oluşturuyor. Eylem ve faillere giden nedensel süreç ise kavranılması ve derinlemesine hissedilmesi gereken esas noktadır. Bu minvalde istisnasız her eseri analitik bir yöntem ortaya koyuyor. Dolayısyla kurgu biçimsel gelişmenin ötesinde tat veriyor.
Okur Lontano’yı okumaya başladığında hızlıca kitabın içinde yerini alacaktır. Bu da Jean-Christophe Grangé her zaman yaptığı işlerden bir tanesi… Kitap Afrika’dan Avrupa’ya(Fransa) uzanan iç içe geçmiş cinayetler ve arkasında oluşan sorular bağlamında ilerliyor. Aynı zamanda Lontano okumaya başlandığında Avrupa’nın, Afrika üzerindeki sömürge ve talan politikalarına; Afrika(Kongo)’nın geleneksel ritüellerinden bazılarına; anatomi ve kök hücrelere dair temel bilgilere kadar bilgi ve aktarım bulacaktır. Polisiye ve gerilim sevenlerin okuması gereken kitaplar arasında olduğunu düşünüyorum.
Keyifli okumalar…
Bilinç ve zihin başta olmak üzere beynin türevleri her daim gizemli olmuştur. Üzerinde yığınlarca bilimsel ve düşünsel çalışmalar yapılmış olsa da halihazırda beynin işleyişine dair çok az şey açıklağa kavuşturulmuştur.
Beyin ve İç Dünya kitabında yazarlar Oliver Turnbull ve Mark Solms beyine sinirbilimi ve psikanaliz çerçevesindeki gelişmeleri detaylı şekilde ele alarak bakmaktalar. Karşılaştırmalı şekilde yöntemleri ve araçları konu alması kitabın objektif bir izlenim sunduğunu doğruluyor.
Okur, kitaba başladığında ilk olarak beyine dair yapılan çalışmaları ve beynin bölümlerinin detaylı teknik analizlerini bulacak. Bununla birlikte sinirbilimin geçirmiş olduğu evreleri ve psikanalizin ele alış biçimlerini görecek. Kitabın konusu beyin gibi karmaşık bir maddi oluşum olduğundan, ilk başta nörolojik olarak okuru terim ve kavramlarla tanıştırmayı amaçlaştırıyor. Kitap bol miktarda teknik analiz ve terimlerden oluşmaktadır. Bu nedenle çoğu okur kitaptan soğuyabilir. Onun için Beyin ve İç Dünya okunmadan önce ilgili başka kitaplar okunması yerinde olur.
Kanımca kitabın eleştirel en temel noktası sonuca dair çok az şey söylenmesidir. Çeşitli konu başlıkları altında çıkarım ve yoruma dair yer yer vurgu yapılmış olsa da bütünlüklü bir çıkarım söz konusu değildir.
Özellikle beynin yapısını ve onun türevlerini anlama noktasında okunması gereken bir kitap.
Keyifli okumalar…
Beklediğim tatta değildi… Şiirler de yavan bir tekrarlılık mevcuttu. Sanki zorla yazılmış gibi geldi. Dizeler arasında uyum ve ahenk iyi değil.
Keyifli okumalar.
Imre Lakatos bilim adına bir uğraş edinmeye çalışan ama 350 sayfa aynı şeyleri yazıp çizmekten başka vasfı olmayan bir zat.
Yazar adeta Karl R. Popper karikatürize hali, kafası karışık bir dilenci gibi tezgahı nereye açarsam ses getiririm derdine düşmüş. Bilimsel metodoloji adına; yanlışlamacılığın biçimsel yönü, tümevarımcı ve olgusal teknikleri karıştırmaktan ve gereğinden fazla mana yüklemekten başka bir şey yok. Bilimsel metodoloji üzerine öncülleri ele alıp eleştirmek her şeyden önce iyi bir inceleme ve araştırma gerektirir. Fakat yazarda bunun nüveleri bile bulunmamaktadır. Marksizm adına o kadar cahil kalmış ki, Marksizmin şimdiye kadar herhangi bir öngörü de bulunamadığını iddia ediyor. Halbuki Das Kapital kapitalizmin nasıl işlediği ve nasıl bir “yazgıya” mecbur olduğunu anlatmaktadır. Marksizm, kapitalizmin içine girmiş olduğu krizleri (en büyükleri:1929, 1974, 2008) Das Kapital adlı yapıtta matematiksel ve diyalektiksel olarak tek tek anlatmaktadır. Imre Lakatos eminim Marx’ın en temel eserlerini okumamıştır. Zira sadece laf edip sallıyor. Çürütme ve boşa çıkartma gibi bir çabası yok.
Diğer yandan bilim felsefesi tarihinin derin ve geniş havuzunda, suya sadece ayaklarını daldırıp sallamaktan ve içten içe şarkı mırıldanmaktan öte bir şey yapmamış. Bilimsel araştırma metodolojisi hakkında yazı kaleme alacaksın ama idealist ve materyalist perspektifi gözardı edeceksin. Bu kitabın en temel ve büyük eksikliğini oluşturuyor. Araştırma programının bilimsel olması, öngörülebilir ve ilke değişikliğine gidilmesi gerektiği savunulmaktadır. Lakin Imre Lakatos referans noktasını basitleştirilmiş ilişki içinde ele alıyor. Bir bilimsel araştırma metodolojisi içinde olan kişi, gerek bilinçli gerekse de bilinçsiz olarak maddi yansımasının programını icra eder. Tıpkı sizin içinde olduğunuz
Karl Marx Das Kapital kitabında kapitalizmin temel ve bütünsel incelemesini yaparak ekonomi - politik alanında muazzam bir iz bırakmıştır. Das Kapital her ne kadar ekonomi - politik çerçevede bir eser olarak görünsede Marx’ın felsefi bakış açısını da ortaya koyar. Bu noktadan bakıldığında Das Kapital meta ve onda içkin olan değer kavramıyla ekonomi - politik alanın felsefi bakışını yansıtır.
Alfredo Saad-Filho ise Marksist ekonomi - politik alanında ortaya koymuş olduğu eserlerde başarılı bir yazardır. Bu eserde de Marx’ın değer kavramını ele alarak, muhalif ve ortodoks değerlendirmelerin yanlışlarını analiz ediyor.
Kitap değer, meta, sermaye, ücretli emek vb gibi kavramlar çerçevesinde Marx’ın yöntemine vurgu yapmaktadır. Kapitalizm ve değer kavramını idrak edebilmek için okunması gereken kitaplar arasında olduğunu düşünüyorum.
Keyifli okumalar…