6/10
·256 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:09
Alex Schulmann’dan okuduğum ilk kitaptı Malma İstasyonu. Yazarın bir diğer kitabı 17 Haziran listemde bekliyordu. 17 Haziran öyle övülüyordu ki, yazarın dünyasında böylesi görkemli bir kapıdan giriş yapmak istemedim. Öyle ya, okurluğun da bir adabı var, sonra efendim zirvelerden yere çakılmanın bir acısı var, iyisi mi önce bir yol yapalım dedim ve aldım elime Malma İstasyonu’nu. Çok da iyi yapmışım, çünkü bu satırları yazarken 17 Haziranı da çoktan bitirmiş bulunuyorum ve böylesi güzel bir kitaptan sonra Malma İstasyonu ile bir hayal kırıklığı yaşamak istemezdim. Neyse, yine girizgahı hayli uzattım. Tahmin edeceğiniz üzere kitabı çok beğenmedim. Yazarımız bir grup insanı bir trene bindirip Malma İstasyonuna yolluyor. Yani işte siz deyin Malma İstasyonu ben diyeyim geçmişin eğri büğrü yolları. Olaylar üç karakterin hayatları üzerinden saç örgüsü gibi birbirine dolanıyor. Herriet, Oskar ve Yana. Karakterlerin çocuklukları, anne babaları ile ilişkileri, aşkları evlilikleri üzerinde bir kurgu inşa ediyor yazar. Tren Malma istasyonuna doğru yol alırken biz de üç karakterin yaşamı üzerinden hafızanın sularında geziyoruz. Güzel tema, güzel kurgu. Ama işte bir durağanlık var. Bu yazım tarzını çok sevsem de kitap beni pek içine çekmedi. Neyse ki bu kitaba bakarak 17 Haziran’ı okuma hedefimden vazgeçmemişim. Hoş, bu kitabı yazarın diğer kitaplarından sonra okusam bakış açım daha başka olurdu belki ama neyse, böyle işte.
Malma İstasyonuAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20245,5bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 200. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 18:37
"Devrim,vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi." diye başlayıp ;"Bir ihtimal olduğunda, devrim ne kadar da güzel " diye biten bir kitap #tol.. Tol ,Kürtçe de intikam demekmiş kelime anlamı olarak. Başka bir ayrıntı da kitabın 3 bölümden oluşması ve Tol bunların kısaltması.. Adı intikam.Konusu da öyle.. Yusuf yetimhanede büyümüş ,sonrasında bir yayınevinde musahhih olarak çalışmaktadır. Terör faaliyetleri oldugu gerekçesiyle işten atılır, Kendini alkole verir .Bir tren yolculuğuna çıkar Diyarbakır a dogru ..Orda bir adama rastlar.Adam onunla konuşmaya başlar. Adama Şair adını verir .Çünkü adam onunla edebi sohbetler yapmaya başlar. Bu adam Yusuf'un görmediği babasının arkadaşıdır. 70lerde devrim yapmaya çalışan gruptan..Ona sürekli okuması icin hikayeler verir .Yusuf öğrenir ki bu hikayeleri babası yazmıştır.Canan,Şadi, İmam Hüseyin, Vedat,Ada,Esmer...Hikayelerde onlar anlatılmıştır. Yusuf un babası devrimden sonra kafayı sıyırıp Gabar Dağına çıkmıştır. Tren yolculugu sırasında da ülkede çeşitli yerler bomabalanıyor ve onun bu işlerde parmağı olduğundan şüpheleniyor. Öyle bir tren yolculugu ki aslında 70 ler den günümüze ülke panaromasını da çıkarıyor bir taraftan.. Kitapta çok karakter var bu biraz kafa karışıklığına neden oluyor .Bayağı dinlene dinlene okudum ben ,öyle akıp gitmiyor yani Bi de bayağı yeraltı edebiyatı diye tabir edilen bir tarzı var .Küfür, argo içeriyor. Ben bu konularda hassasım diyenleri rahatsız edebilir ..Ama her zaman söylerim biraz rahatsızlık iyidir ,dinç tutar insanı... Kitapla kalın dostlar... Tol Murat Uyurkulak
TolMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 20262,473 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·80 syf.·
2026 454. kitabı
“ Dışardan gelen herhangi bir şey seni üzüyorsa bu acı o şeyin kendisinden değil, senin ona ilişkin yargılarından kaynaklanmaktadır.” marcus aurelius Belki de modern hayat hakikaten hayatın kendisinden daha zengin bir tedarikçidir.. Johan Daisne Yaşam ve zaman kavramlarını sorgulayan fantastik bir aşk hikayesidir. Roman, bir avukat ve öğretmen olan Govert ile kız koleji öğrencisi Fran arasında yaşanan gizemli bir serüveni ve gerçeküstü bir tren yolculuğunu konu alır. Başlangıç: Küçük bir kasabada avukatlık yapan ve aynı zamanda bir kız kolejinde ders veren Govert, öğrencisi Fran’a gizliden gizliye aşıktır. İkili arasında platonik ve duygusal bir yakınlık vardır. Tren Yolculuğu: Bir okul gezisinin ardından, kendilerini birdenbire gizemli ve uyuklayan yolcularla dolu bir gece treninde bulurlar. Trende başka kimseler de vardır.. Doğru anladıysam insan, dikkatini küçük mutluluklara vererek büyüğe giden yolun önünü açıyor. Johan Daisne
Edebiyat & Roman
Bir Gece Bir TrenJohan Daisne · Alef Yayınları · 201846 okunma
6/10
·416 syf.··
2026 42. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:24
Oldukça sürükleyici bir kitaptı.. uzun zamandır listemdeydi. Şans vermek istedim.. Roman, Kazakistan bozkırlarının ortasında, medeniyetten uzak, sadece birkaç hanenin yaşadığı Boranlı tren istasyonunda başlıyor... Romanın ana kahramanı Yedigey adında bir adam. Bu adam hayatını demiryollarına adamış eski bir asker. Kitap, Yedigey'in biricik arkadaşı Kazangap'ın ölüm haberini alması ile başlıyor. Yedigey, dostuna karşı son görevini yerine getirmek için Kazangap'ın da vasiyet ettiği gibi onu atalarının kutsal mezarlığı olan Ana Beyit’e gömmek istiyor. Ünlü bir deve olan Karanar, bir traktör ve küçük bir cenaze konvoyuyla bozkırda yolculuğa çıkıyorlar. İşte romanın bahsettiği "asra bedel olan o tek gün", bu cenaze yolculuğunun geçtiği gündür. Yedigey yol boyunca hem kendi geçmişini, hem Sovyet rejiminin acımasızlığını hem de milletinin efsanelerini hatırlayarak uzun bi okuma serüveni veriyor bize. ​Yedigey mezarlığa doğru ilerlerken geçmişe dönüp sarsıcı hikayelerle karşılaşıyoruz: Kutlubayev Ailesinin yaşadıkları, ​Yedigey’in Yasak Aşkı, ​Mankurt Efsanesi. ​Cenaze konvoyu uzun bir yolculuğun ardından nihayet kutsal Ana Beyit Mezarlığı’na varır. Ancak şok edici bir manzarayla karşılaşırlar.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Adalet, öleni geri getirmez.
7/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 13:31
Adalet yerini bulsa bile gideni geri getirmiyordu. Öyleyse nasıl bir adaletti bu? Kim buna adalet diyebilir ki? . Başkomiser Nejat, yıllar öncesinde bir tren yolculuğunda tanık olduğu olay sonrası doktor yardımı alır. Yaşanan elim olayı ardında bırakmaya çalışsa da artık bir türlü trene binemez. Ta ki yıllar sonra yılbaşı gezisi için anne babası onu ikna edene dek. . Garda treni beklerlerken annesi çocuksu sevinçle sağa sola bakıyor, babası da dingin biçimde oturuyordu. Derken tren gelir, yolcular yavaşça vagonlardaki yerine yerleşir. İçlerinden birisi de kırmızı montlu, kırmızı rujlu Küçük çocuklu bir kadındı. Nejat'ın gözüne takılmıştı. . Yer sıkıntısı nedeniyle anne babası ayrı bir vagonda, kendisi ise, yazgı bu ya, sonradan öğreneceği üç hırsızla bir vagondadır. Gece olur, sabah olur. Yılbaşı kutlaması sonrası yemek vagonundan dönenler odalarına çekilir. Ancak ilerleyen saatlerde Nejat uyanır, Anne babasının yanına gider ancak ikisi de soluk almıyorlardır. . Deliye dönen Nejat, görevliyle konuşup sorgulamalara başlar. Küçük çocuk, Deniz, korkulu gözlerle annesine bakar. Aslan adında bir adam Serpil'le yakınlaşmaya çalışır. Üç hırsızın odasında Nejat'ın ailesine ait yüzükle saat çıkar. Tüm tren kaygılıdır, ipuçları kesin değildir. . İlk durakta bekleyen polisler, sağlık görevlileri işini yapar. Nejat tek kalmamak için işine döner ama içindeki k.tili bulma isteği baskındır. Bu arada da başka ci.ayetleri çözmekle uğraşır takımıyla. . Gitgide bulanan zihni ona kâbuslarını geri getirir. Doktor yeni ilaçlar verir. Leyla Savcı ona destek olur ama düzelmek yerine kötüleşir. Gerçekle düş arasındaki ince çizgide yalpalamaya başlar. . Deniz'in dedikleri doğru mu? O gece trende ne görmüştü? Nasıl bir iz olmazdı? Doktor'un önerisini dinlemeli mi? Kendi içindeki karanlığa nasıl
Aynadaki KatilElif Ünal Yıldız · Fısıldayan Kalemler Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi
Bazı kitaplar bir hikâye anlatmaz; insanın zihninin içinde dolaşır. Kafadan Doğumlar da tam olarak böyle bir kitap. Günter Grass, bir çiftin çocuk sahibi olma düşüncesinden yola çıkarak aslında modern insanın korkularını, geleceğe dair kaygılarını ve dünyaya karşı duyduğu güvensizliği anlatıyor. Bu kitapta asıl mesele bir çocuğun doğup doğmaması değil; insanın, kendi yarattığı dünyaya bir çocuk getirmeye cesaret edip edememesidir. Sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki bazen en büyük yolculuklar ülkeler arasında değil, insanın kendi zihninde gerçekleşiyor. Kimi zaman bir otel odasında, kimi zaman bir tren yolculuğunda, kimi zaman da sıradan bir konuşmanın içinde insan kendini, geleceği ve varoluşu sorgulamaya başlıyor. Çünkü bazen en büyük doğumlar, dünyaya değil, insanın kafasının içinde gerçekleşir. Ve o düşünceler, doğdukları anda bizi biraz daha tuhaflaştırır.
Kafadan DoğumlarGünter Grass · Gendaş Kültür Yayınları · 200028 okunma