Tren Romanya topraklarını kat ederken hiçbir yenilik görmedim. Adeta Anadolu seyahatine çıkmış gibiydim. Tarlalar, tarlalar... Yalnız tuhafıma giden iki şey oldu: Birincisi: Dört beş istasyondan geçerken hindi sürülerine veya yavrularını otlatan birer dişi hindiye tesadüf ettim. Anadolu'ya has sandığım hindileri görmek garibime gitti. İkincisi: Yine dört beş istasyondan geçerken siyah fötr şapka giymiş köylü çocukları gördüm. Şapkalar her birine o kadar yakışmış ve kendilerine o kadar asil bir manzara vermişti ki büyüklere has sandığım bu şapkaları çocuklarda hem de köylü çocuklarında görmek garibime gitti
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Hayatta kaçırdığın her tren, yakaladığın başka bir tren dernektir.
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Kara tren gecikir belki hiç gelmez Dağlarda salınır da derdimi bilmez Dumanın savurur halimi görmez Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez."
Daha tren istasyonunda başı dönmeye başladı -ve dünyada, başı dönen kör bir adamın kapıldığı kadar korkunç ve çaresiz başka bir duygu yoktur.
"Çizer Eflatun Nuri bir söyleşisinde şöyle bir şeyden bahsediyordu, aklımda kaldığı kadarıyla: "Bir trenin penceresinden gözüm güzel bir kıza takılmıştı. Tren hareket edince onu daha fazla görebilmek için geriye yürüyor, tren camından onu seyrediyordum, ta ki bir aynaya rast gelip de kendi yüzümü görene kadar. O görüntüyle birlikte genç bir delikanlı değil de altmışlı yaşlarda bir ihtiyar olduğumu fark ettim." Hiç kimse kendisinin yaşlandığına inanmaz. Sağlığımız yerindeyken yaşlılığın yaklaştığını tecrübe etmeyiz. Aslında yaşlanma sürecinin etkilerini algılarız; içten içe yaşlandığımızın farkındayızdır. Ama ölüm gerçeğinden kaçmak için zamanı yok sayarız.
Sayfa 48
1000Kitap
Uyuyorum, öyle bir özlemim var ki, neye karşı bilmiyorum, uyanmak istiyorum, kendi hayatımı görmek istiyorum, sonuna dek, bir nehrin içine atlamışım ve yüzmek zorundayım, beni tekrar püskürtene dek. Bu trende hepimiz oturuyoruz, hayat bu manzara gibi önümüzden akıp gidiyor, tepeleriyle, tarlalarıyla, şehirleri ve insanlarıyla , ama biz hep sadece yerimizde oturduk, kendi köşemizde oturduk ve önümüze baktık, hep aynı ahşap sırtımıza sürtüyor, hep aynı sıra karşımızda duruyor, hep aynı başka insan, hep aynı başka maske yanımızda oturuyor ve sadece bir kez duruyor tren, nihayet iniyoruz, inebiliyoruz ve yolculuk sona eriyor.
Sayfa 90·Kitabı okudu