Kedi Sütüyle Büyüyen, Dışlanan Varis
10/10
·208 syf.··
2026 53. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 19:23
Merhabalarrr. Bugün Zalim Prens serisinin son kitabı olan #3.5'uncu kitabıyla karşınızdayım. Bu kitap novella olarak geçiyor. Önceki kitapları okumayanlar için spoi uyarısı!!!! Kitapta Cardan'ın geçmişinden ve 3. kitaptan sonra olan birkaç olaydan bahsediliyor. Kitabın 3.dille yazılması çok hoşuma gitti. Masalsı bir hava katmış. Kısa kısa öykülerden oluştuğu için su gibi aktı. Kitabın içindeki çizimlere de bayıldım. Durup durup baktım. En arkaya taslak çizimleri koymaları çok hoş olmuş. Çizimlerin yapım aşamalarını görmek hoşuma gitti. Başta kitabın adına anlam veremedim ama okudukça anlam kazandı. Troll bir kadın Cardan'a küçükken bir hikaye anlatıyor. Cardan gençken bu kadınla yine karşılaşıyor. Kadın bu sefer aynı hikayenin farklı bir versiyonunu anlatıyor. En son da Cardan Yüce Kral olduktan sonra karşılaşıyorlar. Bu sefer Cardan o hikayeyi kendine göre değiştirip Troll kadına anlatıyor. Farklı öyküler de olsa Cardan ve Troll kadının karşılaşmalarına ağırlık verilmiş. Eleştireceğim olumsuz yanlarına gelecek olursam: Hikayeler çok kısaydı. Devamında ne olacak merak ettiriyordu ama yazar yazmamış. Ayrıca daha farklı geçmişten sahne görmek isterdim. Evet Jude'dan nefret ediyordu ama kısaca bahsedildi. Kağıda jude, jude, jude yazdığı kısmı, Jude'u göle attığı sahneyi daha detaylı görmek isterdim. Jude'u sürgüne yolladıktan sonra ona yazdığı mektuplardan bahsedilebilirdi. Kitapta en çok hoşuma giden öykülerden biri Cardan'ın aldatılma anıydı. Cardan aldatılmasına rağmen Nicasia'yla takılmaya devam ediyordu ama sebebini bilmiyorduk. Bu öyküyle oturdu. Kısaca zevkle okuduğum çevirinin de kurbanı olmayan bir kitaptı.
1000Kitap
Elfhame Kralı Öykülerden Nefret Etmeye Nasıl BaşladıHolly Black · Dex Kitap · 2023412 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,920 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2026 27. kitabı
Modern çağ filozoflarından Byung-Chul Han, “enformasyon” ve “demokrasi” kavramlarını bir araya getirerek “Enfokrasi” adlı yeni bir kavram ortaya çıkarmış. Han’a göre dijital çağda iktidar artık yalnızca disiplin, yasak ya da baskı üzerinden değil, enformasyon akışları, veri üretimi ve dijital iletişim ağları üzerinden işlemektedir. Modern dünyanın yeni iktidar biçimi, bireyi baskıyla değil paylaşımla, zorlamayla değil serbest bırakmayla, yasaklarla değil özgürlük hissiyle kuşatmaktadır. Enfokrasi, tam olarak bu dönüşümün adıdır. Geçmişte iktidarlar/güçler kitleleri gözetleyerek tahakküm altına alırdı. Byung Chull Han'ın Enfokrasi kavramını anlamak için Panoptikon modelini bilmek gerekiyor. Çünkü Enfokrasi, Panoptikon'un sonrasıdır. Panoptikon köken olarak Jeremy Bentham’ın tasarladığı ideal hapishane modeline dayanır. Bu yapıda mahkumlar, merkezdeki bir gözetleme kulesi tarafından sürekli izlenebilecek şekilde hücrelere yerleştirilir, fakat mahkum, gerçekten izlenip izlenmediğini asla bilemez. Böylece fiziksel bir zorlamaya gerek kalmadan, birey “her an izleniyor olma ihtimali” üzerinden kendini kontrol etmeye başlar. Michel Foucault bu modeli yalnızca bir hapishane düzen olarak değil, modern iktidarın işleyiş mantığı olarak yorumlar. Ona göre panoptikon, hapishaneye özgü bir istisna değil, okuldan hastaneye, fabrikadan kışlaya kadar modern toplumun tüm kurumlarına yayılan bir disiplin mekanizmasıdır. Foucault’ya göre modern iktidar artık doğrudan zor kullanarak değil, bireyleri sürekli görünür kılarak işler. Görünürlük burada bir açıklık değil, bir denetim biçimidir. Birey gözetlenip gözetlenmediğini bilmediği için gözetimi içselleştirir ve kendi davranışlarını sürekli olarak düzeltir. Böylece dışsal iktidar, içsel bir denetim mekanizmasına dönüşür. Ancak
EnfokrasiByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2022418 okunma
10/10
·274 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 05:37
Harry Potter ve Felsefe Taşı aslında bir başlangıç hikâyesi değildir. Daha doğrusu, sadece bir başlangıç değildir. Bu kitap, bir çocuğun hayatının değişmesini değil lk kez “var olduğunu” hissetmesini anlatır. Her şey Privet Drive’da başlar. Düzenli, tertipli, kusursuz görünen ama aslında ruhsuz bir hayatın içinde. Harry orada sadece bir yük gibidir. Ona ait hiçbir şey yoktur ne bir oda, ne bir geçmiş, ne de bir kimlik. Ve insan en çok burada etkileniyor aslında. Çünkü Harry büyüyü bilmeden önce bile eksiktir. Sonra mektuplar gelir. O sahnede büyü yoktur aslında sadece ısrar vardır. Kapıdan kovulan, pencereden giren, yakılan ama bitmeyen mektuplar… Bu, Harry’nin hayatına ilk kez bir şeyin “ısrarla” girmesidir. Sanki dünya ona “sen varsın” demektedir. Ve o ana kadar kimsenin söylemediği bir şeyi, bir mektup söyler. Hogwarts’a ilk adım attığı an… işte orası bir kapıdan geçmek gibi değil, bir hayata uyanmak gibidir. Büyük salonun ışıkları, uçan mumlar, dört bir yana yayılan o büyülü atmosfer… Ama en çok etkileyen şey, Harry’nin ilk kez bir yere ait hissetmesidir. Bu sadece bir okul değildir. Bu, onun “yeri”dir. Ama kitap sadece bir keşif hikâyesi değildir. Seçimlerin başladığı yerdir. Seçmen Şapka’nın Harry’yi Slytherin’e göndermek istemesi… işte o an çok sessiz ama çok güçlüdür. Çünkü Harry’nin içinde bir ihtimal vardır. Ama o ihtimali reddeder. Ve belki de ilk kez kendi kimliğini kendisi seçer. “Gryffindor.” Bu kelime sadece bir ev değildir. Bu, Harry’nin kim olmayı seçtiğidir. Ve sonra dostluk gelir. Ron’un yanında olması, Hermione’nin başta mesafeli ama sonra vazgeçilmez oluşu… Bu üçlü sadece arkadaş değildir. Onlar, Harry’nin ilk defa yalnız olmamasıdır. Özellikle Hermione’nin troll sahnesinden sonra onlara katılması… orası küçük bir an gibi görünür ama
Edebiyat & Roman
Harry Potter ve Felsefe TaşıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202065bin okunma
7/10
·303 syf.··
2025 2. kitabı
Sarı Yüz ,Kuang’ın Babil’den sonra okumuş olduğum ikinci kitabıydı. İki kitapta gayet akıcıydı bana göre. Ve benzer temaları farklı konu çerçevelerinde ele almış yazar.Diğer kitaplarını da şans bulursam okumak isterim. Sarı Yüz’e gelecek olursak; ilk kitabıyla başarıyı yakalayamamış June Hayward’ın , edebiyat dünyasının popüler isimlerinden biri aynı zamanda June’nın arkadaşı olan Athena Liu’nun ölümünden sonra onun bir sonraki kitabı olan “Son Cephe” nin taslağını bir kitaba dönüştürüp bu kitap üzerinden başarılı olmasını anlatıyor.Bu anlatının arka planında ırkçılık,cinsiyetçilik,sosyal medya linç kültürüne de eleştiriler mevcut. Biraz bu eleştiriler üzerinde durmak istiyorum.June ihtilal ile ilk suçlanmaya başladığında ağır eleştireler hatta ölüm tehditleri bile alıyordu.Ve bunlar daha kanıtlanmamış anonim bir Twitter hesabının iddalarıyken. Öte yandan bir diğer tarafta ise beyaz erkek yazarlar var. Taciz suçlusu Neil Gaiman ,eşinin eserlerini çalan F.Scott Fitzgerald gibi.Ancak bu kişiler ve daha niceleri kötü şeyler yapmış olmalarına rağmen edebiyat dünyasından banlanmamış , hala sevgi ve saygı ile anılan isimler.Bu olay sadece yayın dünyasından ibaret değil ne yazıkki Hollywood’dan ,siyasete;siyasetten en küçük birime kadar eğer beyaz heteroseksüel bir erkekseniz her zaman en az zararla sıyrılabilirsiniz. June bunun gayet farkındaydı.Ve bu gerçeklik onu deli gibi korkutuyordu.Çünkü bir kadın olarak bu lekeyi geçmişinden silemeyeceğinin bilincindeydi. Bu konu kitapta yer yer eleştirilmişti. Babil’de olduğu gibi yazar bu kitabında da Çinli-Amerikalı kesimin uğradığı ırkçılıktan,tarih sahnesinde nasıl geri plana atıldıklarından bahsediyordu.Bazı yerlerde dikeni tersine çevirmiş ırkçılığın tek taraflı olmadığına değinmişti.”Yukarı ırkçılığın “ırkçılığı
Duygu ve Düşünce
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,4bin okunma
Puan vermedi·1184 syf.··
2025 43. kitabı
Robert Galbraith (J.K. Rowling’in takma adı) tarafından yazılan Mürekkep Karası Yürek, Cormoran Strike serisinin altıncı kitabı. Kitap, günümüz dijital dünyasının kötücül yönlerini, sosyal medyadaki linçleri ve internet anonimliği üzerinden işlenen suçları merkezine alıyor. Kitap, Mürekkep Karası Yürek isimli popüler bir animasyon dizisinin yaratıcılarından Edie Ledwell’in ölümüne odaklanıyor. Edie, dizinin internet forumlarında uğradığı ağır siber zorbalık ve tehditlerin ardından bizim dedektifin kapısını çalıyor ancak kısa süre sonra bir mezarlıkta ölü bulunuyor. Cinayetin ardından, dizinin fan topluluğu ve anonim kullanıcıların ilgisi olduğu anlaşılıyor. Yazar, kimliğini gizleyen kişilerin ne denli acımasız olabileceğini ve yıkıcı boyutlara varabilen zorbalığın sonuçlarını gözler önüne seriyor. Ancak cinayetin çözümüne dair çok sayıda karakter, ipucu ve karmaşık olay örgüsü var. Üstelik kitap çok uzun. Yaklaşık 1200 sayfa. Özellikle çevrim içi mesajlar ve forum tartışmalarıyla geçen bölümler gereksiz yere uzatılmış, bu da hikâyenin temposunu zaman zaman düşürüyor. Yazarın detaycılığı bu kitapta adeta zirveye çıkıyor. Özellikle sanal kullanıcı adları ve karakterlerin bolca iç dünyasına dönük düşünceleri arasında olayları takip etmek zorlaşıyor. Birçok karakterin içinde debenenip durdum. Kim hangisiydi diyerek sürekli geriye döndüm. Notlar aldım. Üstüne bir de sanal karakterler eklenince işin içinden çıkamaz bir hale geldim. Hem bir polisiye roman hem de dijital çağın psikolojik gerilimi olarak okunabilecek iddialı bir eser ancak çok ama çok uzun. Yarım bırakmayı düşündüm fakat okuduğum sayfalara ve harcadığım zamana acıyıp büyük bir sabırla devam ettim. Okuduğuma değdi mi? Eh işte Çevrim içi kimlikler, online taciz, troll hesaplar, takma adlar, dijital
Mürekkep Karası YürekRobert Galbraith · Pegasus Yayınları · 202566 okunma