Zaman çarkı serisine inceleme yapmaya yeltenince Where do we begin diyor insan ister istemez. Kendi klasiğimle başlayayım.
Sürekli ama sürekli duyduğum, sosyal medyada hemen her fantastik eser seven kişinin nerdeyse LOTR'dan daha fazla zikrettiği, en iyiler listesinde sürekli ilk 3te gördüğüm, ilçedeki kütüphanede de oldukça hacimli ciltli serisine rastladığım, ama konusuyla alakalı en ufak bir spoilera bile maruz kalmadığım, acaba ne zaman okuyacağım diye merak edip bir yaz günü ansızın 15 kitabını da listeme ekleyip adeta "Riks budur" diyerek aldığım, sonrasında 25 30 kitap okuyup ısrarla başlamayı ertelediğim bu seriye Ahmet Şimşirgil'in Kayı serisini bitirdiğim 2026 yılının mart sonunda başlamak sonunda nasip oldu. Bu kadar hikayesi ve macerası olan bir serinin her kitabı için inceleme yazmak istiyorum umarım başarırım.
Öncelikle LOTR sevdiğim ama dilinin ağırlığından ötürü öbür fantastik eserlere de ihtiyatla yaklaşan biri olarak bu seride korktuğum başıma gelmedi, Jordan'ın dili LOTR'dan çok daha sade ve akıcı. Eser de olması gerektiği gibi olayların ortasından başlayıp bilmemiz gereken detayları yavaş yavaş veriyor. Evrene hakim olabilmek için benim gibi günde 80 sayfa okuyan biri için bile bayağı zorlayıcı oldu ve ilk günler 20 şer sayfa okudum. Bunun böyle gitmeyeceğini tabi ki de biliyordum ve bilgim arttıkça hikaye de akmaya başladı ve haftada nerdeyse 1 kitap bitiren ben puntosu da normalden küçük olan 700 sayfalık bu eseri 23 günde bitirebildim.
SPOİLERR
Şunu belirtmeden geçemeyeceğim LOTR serisine bayağı bir benzerlik var. Myrdall'lar bildiğimiz Yüzüktayfları, trolloclar(mübarek insan biraz adını değiştirseydin:) troller, Karanlık Efendi bildiğimiz Sauron'a çok benziyor. Hatta Melkor'la da benzerlik kurabiliriz. Elyas Machera'nın özellikle ilk zamanları