Alpharabius

Alpharabius
@tsktl1336
Uğrunda yaşanacak ve ölünecek tek bir gaye vardır ki o da; mütecanis, müstakil bir Türkiye'dir. K. Atatürk instagram.com/tskutlu06
Yahudiler ezilmelerinin intikamını para hâkimiyetiyle alırlar. “Bize yalnız ticareti bıraktınız, pekâlâ biz de sizi tüccar olarak vururuz,” diyorlar.
Sayfa 47
Reklam
"Yahudi hakkında kalın çizgilerle belirttiğimiz üç tahlil yazısından çıkarılacak ve bugüne tatbik edilecek terkip ve teşhis hükmü şöylece özleştirilebilir: Yahudi, her zaman olduğu gibi, birdenbire göz plânında nazara çarpmasa da bugün insanlığın en büyük belâsı olmakta devam ve belki de bu belânın zirve noktasını teşkil etmektedir. Üçüncü dünya harbi onun yüzünden çıkabilir. ... Bu dâvanın küçük kurmay heyeti İsrail’de, büyüğü de Amerika’dadır. Türkiye'ye gelince, yine Yahudi plânı gereğince bu vatanın 1918 şartlarından beter hale getirilmesi hedef tutulmakta ve bu gaye uğrunda madde ve ruh yönünden kaç türlü iflâs vasıtası varsa hepsi birden çalıştırılmaktadır. Bugün Türkiye’de kâğıt, gazete, kitap, ilaç, dil, kültür, üniversite, profesör, petrol, yedek parça, intihar sanayileşmesi, kıymet ihtilâli, ruh ve ahlâk iflâsı olarak bütün meselelerin gerisinde, ismiyle veya tesiriyle Yahudi dehâsı payanda kurmuş bulunuyor. ... Bu belânın çaresini Arap ve İslâm dünyasının önüne düşerek veya bu dünyayı peşimize takarak aramak, ona göre (aktif) ve şahsiyetli bir politika takip etmek ve bu arayıcılığın yeni idare ve rejimini getirmek, vücut hikmetimizin başı olmuştur. Ya bu deve güdülür, ya bu diyardan gidilir."
Sayfa 304 - 24 Aralık 1978, Üçüncü Tahlil Yahudi, Büyük Doğu Yayınları
ABD bunlardan üç konuda söz aldı. Irak’ta bana yardım edeceksiniz. Annan planı yapacak, Kıbrıs’ı vereceksiniz. Üçüncüsü de, büyük Orta Doğu planına evet diyeceksiniz, taşeronluk yapacaksınız.
"İş görebilen tek gönderenin adı yine sessiz çoğunluktur. Bütün güncel sistemler bu model üstünde iş görmektedirler. Varlığı toplumsal değil, istatistiksel olan bu kaypak kavramın ortaya çıkabildiği tek yer sondajlardır. Toplumsal adlı gökyüzünün ufkundaki hayal ya da toplumsalın zaten içinde bulunduğu bir ufkun simülasyonu. Sessiz çoğunluğun ya da kitlelerin düşsel bir gönderen olması, onun var olmadığı anlamına gelmez. Bunun anlamı sessiz çoğunluğun artık temsil edilemeyecek bir durumda bulunmasıdır. Kitleler artık temsil edilememektedirler. Ses vermeyen bu kitleler sondajlar aracılığıyla sık sık yoklanmaktadırlar. Düşünceleri yansıtılmamaktadır. Yalnızca ne düşündükleri konusunda testler yapılmaktadır. Referandum (kitle iletişim araçları da sonsuz bir soru / yanıt referandumudurlar) politik gönderenin yerini almıştır. Oysa sondajlar, testler, referandum ve kitle iletişim araçları temsil edici bir sisteme ait tertibatlar değil, simülatif bir sisteme ait olan tertibatlardır. Artık amaçlanan şey bir gönderen değil, bir modeldir."
İsrail, devlet siyasetini kendi bayrağına bile işlemiş durumda. Beyaz zeminli İsrail bayrağının üst ve alt taraflarında, iki mavi şerit var. Bu iki mavi şerit arasında da, iç içe geçmiş iki üçgen bulunuyor. Üstteki mavi şerit Fırat Nehri'ni, alttaki mavi şerit ise Nil Nehri'ni temsil ediyor. İç içe geçmiş iki üçgen de Hz. Süleyman'ın mührüdür. Yani İsrail, devlet bayrağıyla demek istiyor ki: "Tanrı, Tevrat'ta, Fırat'la Nil arasındaki toprakları bize vaat etmiştir. Biz de gelecekte, büyük İsrail Devleti'ni bu iki nehir arasında kuracağız ve Hz. Süleyman'ın mührünü Fırat'la Nil arasındaki topraklara vuracağız!"