Tuğba Baş

8/10
·311 syf.··
2022 26. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2022 18:23
Recaizade Mahmut Ekrem’in Tanzimat Dönemi’nde yazdığı Türk Edebiyatının ilk realist roman özelliğini taşıyan, Osmanlı Devletine yeni gelmiş Batılılaşma hareketinin yanlış anlaşıldığını anlatan eseri ‘Araba Sevdası’nda; Bihruz Bey ve aşkını okuyacaksınız. Recaizade Mahmut Ekrem, Bihruz Bey karakterini Sultan Abdülaziz Döneminde yaşamış, ‘alafranga züppe’ diye tabir edilen bir karakter olarak yaratmıştır. Tam bir mirasyedi olan Bihruz Bey Batılılaşmaya karşı özenti bir karakterdir adeta. Her konuşmasında araya Fransızca sözcükler ekleyen Bihruz Bey çevresindeki insanlar tarafından anlaşılmaz. Ayrıca kendisi de eğitimini tam olarak tamamlamadığı ve çok iyi Fransızca bilmemesinin verdiği zaruretle okuduklarını yanlış yorumlar. Aslında burada hem Osmanlıca’nın devam etmesi hem de Fransızca’nın topluma dahil olması ile dilde yaşanan çatışmaları gözler önüne sermiştir yazar. Bihruz Bey’in Çamlıca Bahçesi’nde Periveş Hanımı görüp aşık olması ile başlar tüm macera. Ancak çok saf bir karakter olan Bihruz Bey’i; Keşfi Bey, Periveş Hanım’ın öldüğünü söyleyerek derin bir yas içine boğar. Kitabın sonunda Periveş Hanımı bulan Bihruz Bey için Periveş Hanımın artık bir önemi kalmayacaktır. Toplumun içinde yaşadığı çatışmaları, lisan, ahlaki değerler ve eğitim farklıklarını, şehrin yapısını insanın içine çok iyi bir şekilde işliyor yazar. Kitabın içinde mekânların, Bihruz karakterinin ruhani durumunu gösteren resimlerden de yararlanılmış. Bu yönüyle de bu kitabı çok sevdim. Günümüz insanlarını çok yakından üstün bir ileri görüşlülükle anlatan Recaizade Mahmut Ekrem’in bu kitabını herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Araba Sevdası Araba Sevdası Recaizade Mahmut Ekrem Araba Sevdası
Edebiyat
Araba SevdasıRecaizade Mahmut Ekrem · İletişim Yayıncılık · 201430,9bin okunma
Reklam

Tuğba Baş

, bir kitap okudu
8/10
·311 syf.··
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2022 18:23
·
2022 26. kitabı
Recaizade Mahmut Ekrem
6.9/10 · 30,9bin okunma
Serenad
10/10
Zülfü Livaneli’nin şaheseri diyebileceğim mükemmel kitabı. Kitabın konusu, dilinin akıcılığı ve üslubu çok güzel. En önemli özelliği ise tarihi bir olaya değinmesi. “Struma olayı.” Hayatımda ilk defa okurken gözyaşlarımı tutamadığım hatta kitabı elimden bıraktığımda hıçkıra hıçkıra ağladığım bu roman beni bu kadar derinden etkiledi. Kitap 2001yılının şubat ayında, İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nde çalışan Maya Duran’ın Amerika’dan gelen Alman asıllı Maximilian Wagner’i havaalanında karşılamasıyla başlıyor. Kocası Ahmet’ten sekiz yıl önce boşanmış Maya Duran oğlu ile birlikte yaşıyor. Maya Duran’ın oğlu Kerem karakteri ise günümüz gençlerin hayatlarına kısa bir eleştiri sunuyor. Maya, Profesöre İstanbul turu yaptırdıktan sonra profesörü Tarihi Pera Palas Oteli’ne yerleştirir. Profesörün oteldeki tüm ihtiyaçlarının karşılanması Maya Duran’dan sorumludur. Bir gün profesörün isteği üzerine Maya onu Şile’ye götürür. Böylece Profesör Wagner’in gizemli geçmişi Maya Duran’ın da dikkatini çeker. Oğluyla iletişim kurmayı beceremeyen Maya bu durumu bahane olarak kullanır. Geçmişin kapılarını bu sayede aralayan Maya, Profesörün 1939-42 yıllarında yaşadığı acı aşkına tanık olma şansına erişecektir. Struma Olayı’nda yaşananları kitapla bütünleştiren yazar kusursuz bir denge kuruyor. Tarihi Struma olayına değinecek olursak: “II. Dünya savaşı sırasında Nazilerden kaçan Yahudileri Filistin’e göndermek üzere Romanya’dan yola çıkan Struma gemisinin İstanbul açıklarında Ş-213 Sovyet denizaltısı tarafından batırılmasıdır. 1941 yılında gerçekleşen bu olayda Struma, aslında hayvan taşımacılığında kullanılan bir gemi olup kapasitesi 150-200 kişi arası olmasına rağmen gemiye 800’e yakın yolcu alınmıştır. İngiliz ve Almanlar tarafından baskı altına alınan Türkiye her ne kadar
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,9bin okunma
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2022 21:50
Falih Rıfkı Atay, Osmanlı İmparatorluğunun çöküşünü , Mehmetçiğin Yemen’de, Aden’de, Kanal’da, Gazze’de, Arap çöllerinde nasıl kırıldığını çok üzülerek, acıyla okuyacaksınız. Yaşadığı askeri mücadeleleri anı şeklinde anlatan yazar Falih Rıfkı Atay, derin duygular; üzüntüler, öfkeler bırakıyor insanın üzerinde. Cemal Paşa’yı, Enver Paşa’yı daha yakından tanımanızı sağlıyor bu kitabıyla. Mustafa Kema Paşa’yı ilk gördüğü anı ve onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu da bizlerle paylaşmayı ihmal etmiyor. Kaybedilen onca Ahmeti; onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek … Fakat biz Ahmet’i kumarda kaybettik! sözleriyle feryadını dile getiriyor yazar. Araplara verilen onca altınların karşılığının bir hiç olması…Çölde bir su bile içemeyen onca Mehmetçikten, insanın içini dağlayan duyguları ustalıkta hissettirmeyi başaran Falih Rıfkı... Çöl toprakları altında yatan binlerce ananın yavrusu...Yaşanılan onca şeyin gerçek olması ve bunları çaresizce okumak.. İnsanda derin üzüntüler bırakıyor.. Zeytindağı Falih Rıfkı Atay Zeytindağı
Edebiyat
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201814,8bin okunma
"Değer Dengesi"
“Beni asla düşünmeyen bir kimseyi bu denli el üstünde tutmak neye yarardı? Aptalca değil miydi? Yanlış değil miydi? Yine de onu düşünürken öyle derin bir haz alıyordum ki bu düşünceler, prangalarımdan kurtulmak için yeteri kadar çabalamamı engelliyordu. Fakat bu düşünceler beni mutlu ettiği kadar sancılı, sıkıntılardı ve neredeyse birer ıstırap kaynağıydı; bana fark ettiğimden daha fazla zarar veriyorlardı. Daha bilge veya daha deneyimli bir kimse, şüphesiz böylesi bir boyun eğişe izin vermezdi.”
Sayfa 164 - Yedi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam