“Yine öyle abartılı vurgularla okusan kalbini bana. Ruhundan birkaç damla sen damlatsan benimkine. Sen bende biriktirdiklerini bana akıtsan da karışsak. Önce ince bir yol gibi sonu aşka çıkan bir nehir olsak ve sonra da ummana ulaşsak sonsuz olsak seninle... Tıpkı senin bahsettiğin gibi ben de seni, senin hudutlarının dışında seviyorum adam...”
“Ben inanmaya inanmıyorum, ilk önce bunu anlamalısınız. Güneş’e inanır mısın? Ay’a inanır mısın? diye kimse sormaz bana. Kimse o soruyu sormaz. Otuz yıl içinde milyonlarca insanla tanıştım ve durmadan binlerce soruyu yanıtladım. Ama kimse bana, Gül’e inanır mısın? diye sormadı. Çünkü bunu sormaya gerek yoktur. Gül ya ordadır ya da orada değildir, sen de bunu görürsün. Yalnızca kurgusal olan, gerçek olmayan şeylere inanmak gerekir.