9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:15
“Bizi Birleştiren Bağlar” serisinin 5. kitabı bende tuhaf bir yankı bıraktı; sanki uzun süredir kapalı duran bir kapı nihayet aralanmış gibi. Dört kitap boyunca Nox’a karşı hep bir mesafem vardı. Sertti, soğuktu, bazen öfkemin hedefi bile oldu. Onu tam anlamıyla affedemediğimi düşünüyordum ama aslında içimde başka bir şey vardı: onun bir hikâyesi olduğunu, o sertliğin bir yerden doğduğunu hissediyordum. Ve bu kitapta o hikâyenin içine girmek… her şeyi değiştirdi. Nox’un geçmişini, yaralarını ve neden böyle biri haline geldiğini gördükçe, ona kızmaktan çok onu anlamaya, hatta sıkı sıkı sarılmak istemeye başladım. Ve tam “artık her şey çözüldü” dediğim noktada hikâye beni yeniden ters köşeye yatırdı. Dört kitaptır kurulan savaşın aslında düşündüğümüz gibi ilerlemediğini, asıl düşmanın bambaşka bir yerde durduğunu öğrenmek… gerçekten beklemediğim bir sarsıntıydı. Ama en güzeli, bunun çok iyi yazılmış olmasıydı; her şey yerli yerindeydi, her detay bir anda anlam kazandı. Sürükleyiciliği, duygusal ağırlığı ve o ustaca kurgulanmış ters köşesiyle beni içine çekti. Şimdi tek bir şey kaldı: son kitabı okumak. Ve bu kez gerçekten hiçbir şeyi tahmin etmeye cesaret edemiyorum.
Edebiyat
Trajik BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2026127 okunma
Puan vermedi·200 syf.·
2026 20. kitabı
Hepimizin çocukluk veya gençlik zamanlarında aklına tuhaf ve bir o kadar da tehlikeli sorular gelmiştir. Mesela Allah nerededir, neden 1 tane tanrı var, cinler nasıl varlıklar, Allah'ın her şeye gücü yetiyorsa neden kötülükleri engellemiyor gibi. Tabii ki bu soruların bizi tatmin eden cevaplarına bir türlü ulaşamamıştık. Çünkü hem anne babamız hem de yakın çevremiz bu konularda maalesef oldukça cahildi. Biz İslam dinini genellikle anne ve baba başta olmak üzere büyüklerimizden öğrendik yani taklidi iman. Bu yüzden birçok konuda "Neden" veya "Nasıl" sorularını sormadık, soramadık. Yazar giriş bölümünde bu konuya değinerek güzel bir tespitte bulunuyor: "En büyük hatalar, soru sormaktan korktuğumuzda gerçekleşir" Kitap, daha çok çocuklar ve gençlerin zihnini meşgul eden tehlikeli ve merak uyandıran sorulara cevap arıyor. Allah'ın varlığı, birliği, kader, peygamberler gibi klasikleşen soruların yanında modern çağda karşımıza çıkan batıl inançlar, burçlar, teknoloji, şiddet, evrim gibi konularda zihnimize takılan soruları yanıtlamaya çalışıyor. Eserin ortaokul ve lise çağlarındaki çocuklara daha uygun olduğunu düşünüyorum. Tabii ki yetişkinler de okuyabilir. Çünkü yukarıda bahsettiğim konularda çocuklar ve gençlerin yüzeysel de olsa mantıklı bilgiler edinmesi şart. Aksi takdirde art niyetli insanlar bu konularda çocukların zihnini bulandırabiliyor, daha da kötüsü ayağını kaydırabiliyor. Bir de işin şu boyutu var: Bizim çocukluk ve gençlik zamanlarımızda zemin bu kadar kaygan değildi. Belki çok dindar değildik, belki dinimizi sağlam kaynaklar yerine aileden aldığımız bilgilerle yaşıyorduk ama en azından bizi dinden soğutmaya veya çıkarmaya çalışan bir çevre yoktu. Bugün maalesef sosyal medya bu konuda oldukça tehlikeli bir hal almış durumda. Yazarın ilahiyatçı kimliğinin
Bi Sorun mu Var?Abdurrahim Karabulut · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 20253 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·264 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:59
Turgenyev bu romanı 1862'de yayımladığında Rusya ikiye bölünmüştü: bir yanda geçmişe tutunmaya çalışan toprak sahibi aristokrasi, öte yanda her şeyi yıkıp yeniden kurmak isteyen genç kuşak. Ama Turgenyev bu çatışmayı bir bildiri olarak değil, bir hüzün olarak yazdı. Bu fark her şeydir. Romanın merkezinde Bazarov durur — tıp öğrencisi, nihilist, keskin dilli, duygusallığı zayıflık sayan biri. Arkadaşı Arkadi'nin ailesini ziyarete gittiklerinde iki dünya birbirine çarpar. Pavel Petroviç ile Bazarov arasındaki gerilim yalnızca fikir çatışması değildir; iki farklı varoluş biçiminin birbirini anlayamamasıdır. Pavel kibarca ama kararlıca direnir, Bazarov ise acımasız bir netlikle her değeri sorgular. Sanat, aşk, gelenek, otorite — hiçbiri onun nazarında kutsal değildir. Ancak Turgenyev Bazarov'u bir sözcü olarak yazmaz. Onu insan olarak yazar. Ve o insan, kendi felsefesinin tuzağına düşer. Odintsova'ya aşık olduğunda nihilizmi çatlamaya başlar; çünkü aşk tam da reddettiği şeydir: akılla açıklanamayan, denetlenemeyen, insanı savunmasız bırakan bir hal. Bazarov bunu kabullenmek yerine içine gömer — ve bu bastırma onu hem daha trajik hem daha gerçek kılar. Romanın en güçlü yanlarından biri tarafsızlığıdır. Turgenyev ne eski kuşağı karikatürize eder ne yeni kuşağı yüceltir. Nikolay Petroviç saf ve biraz tutuk biri olarak görünse de ona duyduğumuz sevgi büyür; Pavel ise katı ama kendi içinde tutarlıdır. Arkadi zamanla Bazarov'un gölgesinden çıkıp kendisi olur — bu dönüşüm sessizce gerçekleşir ama derindir. Her karakter eksiktir, her karakter anlaşılırdır. Kimse tamamen haklı değildir. Sonun getirdiği yalnızlık ise uzun süre insanın içinde kalır. Bazarov'un ölümü dramatik bir sahneyle değil, neredeyse sıradan bir kaza gibi gelir — bu da onun dünya görüşüyle tuhaf bir uyum
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Turkuvaz Kitap · 202055,9bin okunma
4/10
·416 syf.··
2026 64. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:56
Küçükken öğretmenlerimiz 'kitaba verilen paraya acınmaz' derlerdi ama hiiiç kusura bakmasınlar acınır. Bu kitaba verdiğim paraya acıdım. Neresinden başlayayım eleştirmeye bilemedim ama saçma desem saçma değil. Acayip tuhaf bi kitap işte. Buraya yakışan, duygularıma tercüman bi kelime bulamadım :) Zengin varlıklı ve birbirinden nefret eden bi aile. Zampara bi baba ve onun gösteriş budalası karısı. Hepsi birbirinden tuhaf çocukları. Baba 60. Yaş gününü gösterişli bi şekilde kutlarken sözde esrarengiz bi şekilde ölüyor. Ahirete gitmesi de bi ayrı. Oradan ailesini, ölümünün aydınlanmasını ve kendisinden sonra neler olduğunu ekrandan izliyor. Ay daha fazla anlatmaya devam edemicem o kadar salakça bi kitaptı. Yazık valla verdiğim paraya...
1000Kitap
Son Dediğin Böyle OlurBella Mackie · Athica Yayınları · 20262 okunma
Hizmetçi
9/10
·352 syf.··
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:18
Hizmetçi kitabı beni çok ters köşeleriyle şaşırtan gerilim kitaplarından biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyorsunuz ama neyin yanlış olduğunu bir türlü çözemiyorsunuz. Tam gerçeği anladığınızı düşündüğünüz anda yazar bütün dengeleri değiştiriyor. Kitap, maddi sıkıntılar yaşayan ve yeni bir başlangıç yapmak isteyen Millie'nin, zengin bir ailenin evinde hizmetçi olarak işe başlamasıyla başlıyor. İlk başta her şey mükemmel gibi görünse de evin içinde tuhaf bir hava var. Başından beri evdeki garip durum beni daha çok merak ettirdi. Evin hanımı Nina'nın davranışları giderek daha garip bir hâl alırken, Millie kendisini hiç beklemediği olayların içinde buluyor. Okurken sürekli bir huzursuzluk hissi vardı çünkü hiçbir karakter göründüğü gibi değildi. Kime güveneceğimi, kimin doğruyu söylediğini bir türlü anlayamadım. Özellikle bahçe işinde çalışan Enzo karakteri. Her bölümde ortaya çıkan yeni detaylar merak duygusunu canlı tutuyor ve kitabı elden bırakmayı zorlaştırıyor. En sevdiğim yanı ise psikolojik gerilimi çok başarılı işlemesi oldu. Olaylar sadece şaşırtmak için yazılmamış; karakterlerin davranışları ve sırları hikâyeyi daha da etkileyici hâle getiriyor. Özellikle orta kısımdan sonra tempo inanılmaz yükseliyor ve sayfalar su gibi akıyor. Yazarın diğer kitapları gibi harikaydı. Eğer gizemli olayları, güvenilmez karakterleri ve ters köşe sonları seviyorsanız, Hizmetçi kesinlikle şans verilmesi gereken kitaplardan biri. Ayrıca yazarın okuduğum şu iki kitabını da öneririm: Sakın Yalan Söyleme D Koğuşu Keyifli okumalar dilerim değerli okurlar. Kitap puanlaması 9/10
1000Kitap
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,5bin okunma
Otomatik Portakal — Anthony Burgess kitap yorumu/inceleme
Puan vermedi·172 syf.··
2026 14. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 15:38
Otomatik Portakal — Anthony Burgess kitap yorumu/inceleme 190 sayfa. İki günde bitti. Kitaba inanılmaz hızlı girdim. Daha ilk sayfalarda o rahatsız edici atmosferi hissettim. Akıcı bir anlatımı var, yorucu değil aksine sürekli ileriye itiyor. Ama bu hız asla kitabı basitleştirmiyor. Başlarda Alex'in yaptığı kötülükler kızdırıyor. Sonlarda yapamamasına üzüldüm demeyeceğim — ama kendi tercihi olmadan "iyi" olmaya zorlanması çok tuhaf bir his bıraktı. "Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir." İnsan gerçekten seçim yapamıyorsa hâlâ insan mıdır? Mümkün olduğunca spoiler vermeden kitabı şöyle özetleyebilirim: Anthony Burgess'in 1962'de yazdığı bu distopya, ilk bakışta sert bir şiddet romanı gibi görünse de asıl mesele çok daha derin. Genç ve acımasız Alex, yaptıklarının bedelini devletin geliştirdiği bir yöntemle ödüyor — artık şiddet uygulamak istediğinde bedeni kendisi onu engelliyor. İyi mi oldu bu? İşte kitap tam bu soruyu soruyor. Özgür iradenin tartışıldığı bir kitap. Alex'in doğrudan okurla konuşması da çok hoşuma gitti. Bu anlatım biçimi kitaba çok farklı bir enerji katıyor — sanki biri karşıma geçip hikâyeyi birebir anlatıyor gibi. Bunu daha önce Jane Eyre'de ve Oğuz Atay'da yaşamıştım; o doğrudan temas karakteri çok daha gerçek yapıyor. Dürüst olmak gerekirse: yer yer argo, yer yer gerçekten iğrenç sahneler var ve bu rahatsız hissettirebilir. Her okuyucu için değil, bunu peşinen söyleyeyim. Puanım: 4.5/5 Sevdim mi? Evet. Önerir miyim? Evet, özellikle distopya severler için kesinlikle. #OtomatikPortakal #AnthonyBurgess #distopya #kitaptavsiyesi #kitapincelemesi
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma