Hayır, beni ezdikleri için onlardan değil, ezilmeye meydan verdiğim için kendimden öç al-ma isteği, kendime acı vermekten, en sevdiğim şeyi yok etmekten duyduğum zevki, çocukluğu-mun en büyük hayalini yok ederken tattığım o kur-tuluş ve özgürlük duygusunu anımsıyorum.
Süleyman Çelebi'nin okura salât (dürûd) çağrısı kuşku-suz Peygamber'e gösterilen sevecen bir hürmetin izdüşümü olarak belirir. Her bölüm sonunda tekrarlanan bu beyit Türk halk müslümanlığında Peygamber'i cehennemden kur-tuluş için bir şefaatçi olarak görmeyi imlemekle birlikte birmüminin salavatı sıklıkla tekrarlaması geniş ve ferah bir kabre, yargı gününde lehte ağır basan bir teraziye kavuşma ümidini de hatırlatmaktadır.
Spiritüel dinler: Spiritüel dinler umudu doğaüstü inançlar da ya da fiziksel ve materyal dünyanın dışında olan şeylere inanmakta bulurlar. Bu dinler bu dünyanın ve yaşamın dışındaki daha iyi bir geleceği ararlar. Hıristiyanlık, Müslümanlık, Yahudilik ve Yunan mitolojisi spiritüel dinlerin örnekleridir.
İdeolojik dinler: Bunlar umudu doğal dünyada bulur. Kur tuluş ve gelişme ararlar ve bu dünyaya, bu dünyada yaşanan hayata bakarak inançtemelli inanışlar oluştururlar. Kapitalizm, komünizm, çevrecilik, liberalizm, faşizm ve libertarianizm.
İnsanlar arası dinler: Bunlar umudu yaşamlarımızdaki başka insanlarda arar. Örnek olarak romantik aşkı, çocukları, spor kahramanlarını, politik liderleri ve ünlüleri sayabiliriz.
Spiritüel dinler yüksek riskli/yüksek ödüllüdür. Büyük farkla en büyük beceriyi ve karizmayı gerektirirler. Bunun geri ödemesini de kendilerine inananların sadakati ve yan ödemeleriyle yaparlar (Vatikan’ı görüyor musunuz, inanılmaz). Ve iyi bir spiritüel din geliştirebilirsenizsiz öldükten çok sonra da sürecektir.
İdeolojik dinler din kurma oyununda “normal zorluk” derecesindedirler. Kurması çok çaba ve çalışma gerektirir, ama sıradandırlar. Bu kadar sıradan oldukları için insanların umutları söz konusuysa çok rekabet vardır. Bunlardan sık sık “kültürel trendler” olarak söz edilir ve gerçekten de pek azı birkaç yıldan ya da on yıllardan uzun yaşar. Sadece en iyileri asırlara meydan okuyabilir.
Son olarak da insanlar arası dinler din kurma oyununda “kolay” olarak nitelenebilirler. Çünkü insanların kendileri kadar sıradandırlar. Hemen hepimiz yaşamlarımızın bir aşamasında kendimizi ve özdeğerimizi bir başkasına teslim ederiz. İnsanlar arası din bazen ergenken deneyimlenir; naif bir sevgi türüdür ve zamanla üstesinden gelebilirsiniz, ama aşana kadar ıstırap
Hak, kalplerde, sırlarda ve mânâlardadır. Bâtıl ise nefis, tabiat, heva, âdetler, dünya ve Allah dışındaki herşeydedir. Bu kalp, başı ve sonu olmayan, kadim olan Allah’ın yakınlığına ermedikçe kur-tuluş elde edemez.
“Manifesto özellikle siyasi solun emeği yüceltmiş olduğuna işaret eder. Emek sadece insanın özü konumuna yükseltilmekle kalmamış, bu özelliğiyle güya ilke olarak sermayenin karşıtı olduğu şeklinde mistik bir özellikle de donatılmıştır. Asıl skandal bizzat emeğin kendisi değil, sadece onun sermaye tarafından sömürülüşü olarak görülmüştür. Bu nedenle de emekçi partilerin hepsinin programında emeğin kurtuluşundan bahsedilir, emekten kur- tuluş yerine. Emek ve sermaye aynı madalyonun iki yüzüdür.”