10/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Tersi ve Yüzü, Albert Camus’nün henüz 21-22 yaşlarındayken yazdığı beş denemeden oluşuyor. Aslında tür olarak yazdıklarına deneme dense de hikayeye daha yakın. Yazarların ilk kitaplarını okumak her zaman ilginç gelmiştir bana. Çünkü insan, henüz kim olduğunu tam bilmezken yazdığı satırlarda bazen bütün geleceğini ele verir. Ama bir yazarın daha ilk yapıtında kendi sesini bulması, kendi meselesini söylemesi ender rastlanan bir şeydir. Edebiyatta çoğu yazar yıllar içinde dönüşür, değişir, başka birine evrilir. Camus ise sanki daha ilk kitabında kendisini bulmuş gibidir. Zaten kitabı yazdıktan yirmi iki yıl sonra kaleme aldığı önsözde de sonraki yapıtlarının izlerinin burada bulunduğunu söylüyor. Bu yüzden Tersi ve Yüzü yalnızca bir gençlik kitabı değil, Camus düşüncesinin bir fragmanı gibi. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri, genç bir yazarın hayata karşı duyduğu erken yorgunluk hissi oldu. Camus daha o yaşta tekrar eden hayat düşüncesinin insan ruhunu nasıl ezdiğini fark etmiş gibi: “yarın her şey değişecek” diye bekleyen insanın bir gün “yarın da böyle olacaktır” gerçeğiyle karşılaşması… İşte tam burada Camus’nün ileride geliştireceği absürd düşüncenin ilk izleri beliriyor sanki. Hayatın değişmeyeceğini fark etmek, zamanın tekdüzeliğini görmek, insanın omzuna ağır bir yük gibi çöker. “Dinlenmez olmak: insan yaşlandı mı korkunç olan budur” cümlesi de bu yüzden çok sarsıcıdır. Burada yaşlılık bedensel değil, ruhsaldır. İnsan artık kendisini avutamaz hale gelir. Kitabın bana göre en güçlü cümlesi ise: “Bunlara katlanamadığı için öldürür insan kendini ya da, gençse, tümceler kurar.” Bu cümlede Camus yazmayı bir sanat gösterisi gibi değil, hayata dayanma biçimi gibi anlatır. İnsan ya hayatın ağırlığı altında ezilir ya da onu dile
Tersi ve YüzüAlbert Camus · Can Yayınları · 20147,1bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 15:40
Öhöm, öhöm nereden başlamam gerekiyor? Ah, evet... ne güzel bir aşk hikayesi, ne güzel vahşi, yırtıcı bir bohem. Okurken sıkılmadım Ayşen Ekmekçi'nin düzgün Türkçe ile okuru paha biçilemez bir duygu. Betty... hayatımının dokunulmaz kılan yegane parçası, yeknesak olarak büyüleyen ışık. Kelimelerim söndü bir bir, kitabı anlatmak hiç o kadar kolay değil hakikaten. Bir piyano ezgisinden çıkan tümceler daha da berrak bir düzene giriyor. Korkuyorum, ya benim hayatım Zorg gibi olursa... korkuyorum işte, yalnızlaşıyorum... Sayfaları çevirdikçe dimağım saniyelerce kelimeleri adapte oluyor. Öyle ferah ki... Her şey vardı içinde; aşk, özlem, yalnızlık, korku, tutulma, seks, maceraperest... Dudaklarımdan akan kankar kitabın içine damla damla düşüyordu... boşuna dememişler "37°2 le matin" diye... ah Tanrım... yazarken bile deliriyorum. İyi ki elime almışım eseri... ve su birikintisinde geçtiğimi hayal ediyorum. Zambaklar yeşeriyor önümde. Beyaz bir kedi geliyor usulca yanıma... mırlıyor kitap bir hayli güzelleşiyor, hayret ediyorum doğrusu... kitaplar ve kediler bir de Betty... 'Seni Seviyorum' diyebilmek için denize bakıyorum, deniz bana gülümsüyor. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır; Betty Blue ise doğrudan damardan alınan bir doz gibi. Philippe Djian, karşımıza alışılagelmiş o kibar, steril romantizmi değil; mutfak tezgahlarında, deniz kıyısındaki döküntü barakalarda ve akıl hastanesi koridorlarında yankılanan, vahşi ve yıkıcı bir tutkuyu çıkarıyor. Hikâye 37.2 derecede, yani hafif bir ateşin ve yoğun bir arzunun eşiğinde başlıyor. Zorg, kendi halinde bir hayat sürmeye çalışan, yazma tutkusunu içine gömmüş bir adam; Betty ise dünyanın adaletsizliğine ve sıradanlığına karşı her an patlamaya hazır bir dinamit lokumu. Aralarındaki bağ bir "ilişki" değil, bir yok oluş süreci.
1000Kitap
Betty BluePhilippe Djian · Ayrıntı Yayınları · 2018588 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
A'dan Z'ye Şaheser!
8/10
·511 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:02
Soğuk ve kasvetli bir kasım sabahı Bastian Balthasar Bux isimli on, on bir yaşlarında, ufak, tombul bir oğlan Bay Koreander'in kitabevine girer. Geçirdiği vakit içerisinde bir ara fırsattan istifade ederek dışı bakır rengi ipten, sağ sola çevrilince ışıldayan, üstünde iki yılanın -biri açık biri koyu- birbirlerini kuyruklarından ısırdığı, içindeki yazıları iki ayrı renkte olan Bitmeyecek Öykü isimli kitabı çalar. Bastian işlediği suçun farkında olarak kendini yeni bir geleceğe hazırlar. Fakat bundan önce o kitabı okumalıdır. Kendini okulunun çatı katına kilitler ve hayatını değiştirecek olan Öykü'yü okumaya başlar... (Spoiler) Yazarlık yetenektir. Bunu bilirdim fakat bu hakikati net bir şekilde bu kitapta iliklerime kadar hissettim. Hayal gücü yetişkinlerde çocuklara göre daha mı azdır? Bu kitapla beraber fark etmeden evvel evet derdim. Fakat uzun uzun düşünmediğimi de fark ettim. Esasında çocuk kitaplarını yazanlar yetişkinler değil midir? Onların hayal dünyasını zenginleştiren? Bir insanın harfleri böyle ustaca kullandığını ilk defa gördüm diyebilirim. Yazarımız harflerle oynamış resmen: "Düşünecek olursan, dünyadaki tüm öykülerin temelde yalnızca yirmi altı harften oluştuğuna sen de hak verirsin. Harfler hep aynıdır, bir araya gelişleri değişir yalnız. Harflerden sözcükler oluşturulur, sözcüklerden tümceler, tümcelerden paragraflar, paragraflardan da öyküler." (Sayfa 435) Özellikle, bu harfleri kullanarak oluşturduğu isimler beni benden aldı. Her yeni isim beni mest etti. ( Blubb, Ückück, Wuschwusul, Pjörnrachzarck, Fantazya, Atreju, AURYN, Morla, Ygrammul, Fuchur, Engywuck, Uyulâla, Gmork, Lirr, Baureo, Schirk, Mayestril, Goab, Sıkanda, Graögramân, Yika, Querquobad, Murhu, Amargânt, Xayide, Yskalnari, Aiuola, Yor, Schlamufflar...) Momo'nun yazarı olduğu
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 20092,658 okunma
8/10
·168 syf.·
2026 23. kitabı
Aruoba’nın kitaplarında birkaç temel düşünce sürekli tekrar eder. En önem verdiği konu varoluş, yalnızlık ve ölüm. Diğer kitaplarında olduğu gibi insanın dünyadaki yalnızlığı ve kendi iç sesi bu kitapta da önemli yer tutuyor. Zamanın akışını, doğasal simgeler (güneş, ay, deniz, kuş) üzerinden anlatmaya çalışır. Sürekli düşünüyor olması, kendisinin düşünce üretmesinin bir biçimidir. Fikri tam açıklamaz, yalnızca bir kıvılcım çakması gibi işler. Dilin sınırlarını felsefeci yönüyle çok minimal kullanır. Az kelimeyle yoğun anlam kurmaya çalışır. Kitaptaki beğendiğim tümceleri şunlardır; • Güneşi başka dünyalara uğurladık. sf11 •Neyiz ki biz: -Rüzgar çoktan ters taraftan esmeğe başlamışken kıyıya vuran gecikmiş dalgalardan başka… sf16 • Doğadan her aldığını, ona hep geri verebilir olmalısın - zaten, kendini de, sonunda, ona geri vermeyecek misin? ... sf26 • Nasıl, gelmeyeceğini bildiğini beklemen "bilgelik sevgisi" idiyse, geleceğini bildiğini beklemen de, sevginin kendisidir - sf66 •insanın kullanıp, yıpratıp, tüketip, atıp bıraktığını, anakucağına geri alır Doğa. sf80 •Gece bitti artık; yoksun. Gelmeyeceksin - ben de beklemeyecegim seni artık. sf159
TümcelerOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20181,229 okunma
Puan vermedi
Türk Edebiyatınin kaynaklarını Öğrenmek için güzel bir kitap. Bazı bölümlerini okurken,anlamakta güçlük çektim.Yanimizda mutlaka bir sözlük olmalı. Bazı tumceler çok uzun. Benim eleştirim bu. Tavsiye ederim...
Türk Edebiyatı TarihiFuad Köprülü · Alfa Yayıncılık · 202082 okunma
Hevesle Başlayıp Zorla Bitirilen Bir Grafik Roman
6/10
·360 syf.··
2026 8. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 09:45
Aşık Kedi, grafik roman olarak ilk bakışta sıcak, naif ve duygusal bir okuma vaadi sunuyor. Sulu boya ağırlıklı çizimleri, pastel tonları ve yumuşak dokusu sayesinde okuru daha kapağından itibaren içine çekmeyi başarıyor. Görsel anlamda, özellikle illüstrasyonların samimiyeti ve sıcaklığı inkâr edilemez bir etki bırakıyor. Ancak ne yazık ki bu görsel gücün, metinsel tarafla desteklenemediğini söylemek zorundayım. Hikâye ilerledikçe karşıma çıkan anlamsız diyaloglar, birbirinden kopuk cümleler ve net bir anlatı çizgisinden yoksun yapı, ciddi bir anlam karmaşası yarattı. Sayfalar arasında ilerlerken bir bağ kurmakta zorlandım; karakterlerin söyledikleri ya da yaşadıkları, bir önceki sahneyle çoğu zaman örtüşmedi. Bu kopukluk, okuma deneyimini keyiften çok bir zorunluluğa dönüştürdü. Açıkçası kitabı okurken sıkıldım. Bitmesi için adeta sürünerek ilerlediğim nadir kitaplardan biri oldu. Benim için bir grafik romanın en önemli gücü olan “görsel ve metnin birlikte akması” durumu burada hiç yakalanamamış. İlk defa bu yayınevinden okuduğum bir grafik romanın, böylesine eziyete dönüşmesi beni ayrıca hayal kırıklığına uğrattı. Oysa kitabı canı gönülden arzu ederek satın almış, büyük bir hevesle okumaya başlamıştım. Sonuç olarak, Aşık Kedi benim için maalesef bir zaman kaybı oldu. Tek ve net olumlu yanı; çizimlerin sıcaklığı, sulu boyanın verdiği duygusal atmosfer ve görsel olarak yaratılan etkileyicilik. Bunun dışında kalan anlatı kısmı, anlamsız tümceler yığını hissi veriyor ve okurla bağ kurmakta yetersiz kalıyor. Görselliğe odaklanan, metinsel derinlik beklentisi olmayan okurlar için ilgi çekici olabilir; ancak anlatı bütünlüğü ve hikâye arayanlar için hayal kırıklığı yaratma ihtimali oldukça yüksek. Aşık Kedi
1000Kitap
Aşık KediElif Nurşad · Flenur Yayınevi · 202110 okunma