• https://youtu.be/fhfpu5XzSGY

    Sevgili Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Tuncel Kurtiz anısına..
    ALLAH rahmet eylesin. Radyo tiyatrosu sevenler için keyifli dinlemeler..
  • 336 syf.
    ·7 günde
    Oktay Arayıcı ile Devlet Tiyatrosunda üç sene önce "Rumuz Goncagül" eseri ile tanıştım. Ondan sonra kaybettim onu ya da unuttum. Evet unuttum ihmalkarlık boyutumuzu da unutmuşum sanırım.

    Geçen hafta Cumartesi günü bu kitabını kütüphanede görünce çok sevinmiştim, çünkü kendisi yasakların yazarıdır. Her eseri bir baskıya, bir şiddete maruz kalmış.. bir köşede unutulmuş olmasa sanırım bu kitabı bulamazdım.

    13 yıl sonra ilk kez ben ödünç alıyordum bu kitabı, kütüphane görevlisi ile bununla ilgili trajikomik bir sohbetimiz de olmuştu.

    Oktay Arayıcı 1985 yılında aramızdan ayrıldı. Toplumcu gerçekçi bir yazardır o yüzden ki hiçbir yerde ona denk gelemiyoruz bu yazarlar hakim ideolojinin sansürüne uğrar sistematik olarak ortamdan def edilir. Üzücü olan şey ise bu ideolojik def etmeye eğitim kurumlarını da dahil etmeleri ben sistem ideolojisine sahip akademisyenlere bir şey diyemem onlar zaten istediklerimi önermez ki ben de böyle bir şeyi beklemem.

    Lakin aykırı çizgide ilerleyen birkaç akademisyenimiz vardı onlar neden Oktay Arayıcı'nın adını bile anmadılar Yeni Türk Edebiyatı alanında profesörlük kazanan hocalarım Oktay Arayıcı bu edebiyat alanında değil midir onu sormak isterdim size?

    Tabii ki mevzu sadece Arayıcı değildir. Nice yazarımız vardır. Ben onların eserlerine denk geldikçe eserleri hakkında ilk alıntıları, ilk incelemeleri paylaşmaya çalışıyorum. 8 yaşımdan beri sınıf öğretmenim tarafından bana kazandırılan edebiyat sevgisi ve gerçek Edebiyatı takip etme alışkanlığımı hiçbir zaman yitirmediğimi düşünüyorum. Evet o öğretmenim siyasi bir KHK ile görevinden alınmış ve Otizmli bir çocuğu ile işsiz bir şekilde ortada bırakılmış olabilir ama onun edebiyat çizgisi değişmedi. Ben de ilk gün nasılsam ve o öğretmenim hala nasıl aynı çizgide edebiyatı takip ediyorsa ben de o çizgide ilerliyorum. İlköğretim ve Lise hayatımda bana edebiyatı sevdiren ve bana edebiyatı öğreten değerli insanların yolundayım, bu mecrada da değerli yazarların eserlerini paylaşmaya devam ediyorum.

    Dün Tuncel Kurtiz'in ölüm yıldönümüydü. Şöyle bir cümlesi vardır:

    "'Biz dünyayı değiştirmek istedik ama olmadı, ama dünya da bizi değiştiremedi'

    Günümüz edebiyat çöplüğünde edebiyatı tanımaya ihtiyacımız var ve edebiyat çizgimize saldıranlara inat karşı durmamız ve en önemlisi de değişmememiz gerekir.

    Bu kitabı herkese öneriyorum diye başlayan cümlelerden de sıkıldım. Herkes okumasın, herkes bu yazarın yaşadığı çağda gördüğü baskı ve yasaklar zamanında da vardı o herkes değişmedi hala aynı herkes..

    Refik Durbaş'ın Oktay Arayıcı hakkındaki yazısı ile sonlandırıyorum.

    Oktay Arayıcı hala yasaklı!

    "Oktay Arayıcı, Türk tiyatrosunun toplumcu gerçekçi çizgideki önemli oyun ve senaryo yazarlarındandı.

    1936 yılında Rize’de doğmuştu. Anadolu’nun İstanbul’a savrulan çocuklarındandı o da. Liseyi Ri­ze’de okuduktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ni bi­tirmişti. Daha öğrenciliğinde tiyatroya gönül koymuştu.

    1959 yılında ilk senaryosunu yazdı. Sansüre takılan “Gel Nişanlanalım” adlı bu senaryonun ardından, ertesi yıl “Dışarda Yağmur Var” adlı ilk oyunu İstanbul Üniversitesi Ta­lebe Birliği Tiyatrosu’nda sahnelendi.

    Arayıcı’nın bundan sonraki tiyatro yaşantısı hareketli, bol ödüllü ve siyasal açıdan çok faal geçecektir.

    Ve tabii yasaklarla da…


    1964: Cahit Atay’ın “Sultan Gelin” adlı oyununa bağlı bir dramaturji çalışması olan ve İzmit’te Good-Year lastik fabrikasındaki grevi konu alan “Kondulu Hayriye” valilikçe yasaklanacaktır.

    1969: “Seferi Ramazan Beyin Nafile Dünyası” (Nafile Dünya) adlı oyunu 1971’de AST’ta sahnelenecek, bu oyun da yasaklılar listesine alınacaktır.

    1970: “İkinci Hedef” adlı film senaryosu ile Cumhuriyet Gazetesi Yunus Nadi Armağanı’nı kazanacaktır.

    1971: Ankara Sanat Tiyatrosu’nda “Seferi Ramazan Bey’in Nafile Dünyası” Sanatseverler Derneği Ödülü’nü Melih Cevdet Anday’la paylaşacak, oyun ayrıca Avni Dilligil ödülüne değer bulunacaktır.

    1977: En bilinen oyunlarından olan “Rumuz Goncagül”ü yazacaktır. Kızıyla birlikte, iki odalı kiralık bir evde güç koşullarda yaşayan, içinde bulundukları sıkıntılı ekonomik hayattan çıkış yolunu, kızını varlıklı biriyle evlendirmekte bulan dul bir kadının; gazeteye “Goncagül” rumuzuyla verdikleri ilana gelen başvurular arasında seçim zorluğu yaşarlarken, kızı aslında evin diğer odasını kiraya verdikleri adamı seven bir kızın gerçekçi öyküsünü anlatan oyun, 1987’de İrfan Tözüm’ün yönetmenliğinde aynı adla filme alınacak, başlıca rolleri Türkan Şoray, Hakan Balamir, Müşfik Kenter, Macit Koper, Yavuzer Çetinkaya, Altan Karındaş gibi oyuncular paylaşacaktır.

    1978: “At Gözlüğü” adlı özgün senaryosu TV’de; “Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi” Devlet Ti­yatrosu’nda oynanacaktır.


    1979: “Bir Ölümün Anato­misi” Türk Dil Kurumu oyun, Avni Dilligil Tiyatro Ödülü’nü kazanacak; “At Gözlüğü” Radyo ve Televizyon Muhabirleri Derneği tarafından yılın TV Filmi seçilecektir.

    1982: “Rumuz Goncagül” AST’ta sahnelenecek ve Sanat Kurumu Ödülü’nü alacaktır. Arayıcı ise yılın en iyi yerli oyun yazarı olacaktır.

    1978: Server Tanilli’nin yaşamı ekseninde, bir dönemin irdelemesini yaptığı “Geçit” (Tanilli Dosyası) yazdığı son oyun olacak ve 1985 yılında menhus bir hastalık Arayıcı’yı aramızdan alacaktır.

    Aradan neredeyse 30 yıl geçmiş, bugün kafalarının içinde hangi tilkilerin dolaştığı bilinmeyen bir Milli Eğitim Müdürlüğü komisyon üyeleri Arayıcı’nın başyapıtlarından “Rumuz Goncagül”ü “muhabbet tellalı” sözcüğü geçtiği için “cinsel içerikli” buluyor ve yasaklama cesaretini gösterebiliyor.

    Buna “Sansürcüsünüz” diye itiraz eden öğretmen de sürgüne gönderiliyor.

    Vah benim memleketim!

    Hadi dün “rumuz”la evlilikler yapılıyordu, bugünse TV’lerde evlilik programlarında kadınlar aleni koca bulmaya zorlanıyor. Bulanlar da 3-4 ay sonra bıçaklanarak, mermilerin hedefi olarak öldürülüyor.

    Gün geçmiyor ki bir kadın kocası, babası, amcası, dayısı ya da bir yakını tarafından öldürülmesin.

    Ayrıca sünnet edilmeleri, “cariye” adı altında alınıp satılmaları da cabası!

    Kadınlara bunca tahakküm ve tecavüzden sonra hangi iffetten, ar ve namustan söz ediyorsunuz?

    Müftüsü fetva veriyor, kadın-erkek birlikte horon oynayamaz.

    Tarihçisi TV’de ahkâm kesiyor; Hazreti Nuh’un kaç yıl yaşadığı üzerine…

    Adı lazım değil biri, kadınların kahkahasını iffet terazisinde tartmaya kalkıyor.

    Söyler misiniz “Rumuz Goncagül”ün yazıldığı tarihten bu yana ne değişti?

    Sevgili arkadaşım Oktay Arayıcı, iyi ki bu günleri görmedi…
  • Büyük Usta Tuncel Kurtiz'i Ölümünün 6. Yılında Saygıyla ve Rahmetle anıyoruz...

    https://youtu.be/h3rUM5YXDg0


    🌿🙏
  • Arada bir aynaya bakmalı insan;
    Güzel miyim diye değil, insan mıyım diye.

    | Tuncel Kurtiz