Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti, Acıyı, susuzlugu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıklar bazen o kerteye varyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten,
zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi, Dünya'nin şahidi olmanın gerçek bir ibadet oldugunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kur’an’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve O’nun ardında giden herkes, dünyayı O’nun gibi okuyup şehadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı, dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı.
Katıksız, mutluluk kaynağı, en asil ve en enerjik duyguların mimarı şudur: Kendi gücünü hissetmek, iyi eğitilmis bir insan olmak, çevresine ve ülkesine büyük hizmetler vermek için muhteşem bir şekilde hazırlanmış olmanın gururu. Özgürleşme adına verilen bu savaşta başarısızlıklar da başarı kadar değerlidir. Fakat genel görüşlerden uzaklaşma zamanı artık. Belli iradelere belli davranışlar iliştirmek, monte etmek mümkün. Tersine, istenmeyenleri bozmak da mümkün. Buradan da şunu anlıyoruz, insanın kendi kendine
iradesini terbiye etmesi mümkün.
“Zaman, onu doğru kullanana yanlış yapmaz" sözü çok haklıdır. Yapacaklarina zaman bulamayanların eğlenceye en fazla zaman ayıranlar olduğu başka bir gerçektir. Diğer bir deyişle işe zaman bulamıyorum demek işe ayıracak zamanım yok demek kadar acı bir ifadedir. Neden zaman kaybettiğimizi incelersek çoğunlukla yapılacak iş hakkında yaşadığımız kargaşadan kaynaklandığını görürüz. Ertesi gün yapacağım işleri uyumadan önce
gözden geçirmezsem tabii ki sabahım
"ne yapacaktim" ile geçecektir. Kesinlikle soyut bir hedef koymayalim. Mesela "yarın çalişacağım" değil, hatta "Kant' in moral felsefesine bir bakacağım" da değil. Özellikle net ve kesin ifadelerle hedefimiz
"yarın Kant'ın Pratik Akil kitabindan şu paragrafı okuyup, okuduğum bölümün özetini çıkaracağım" şeklinde olmalıdır. Bu yolda her zaman belirgin hedefler koymalı ve o görevi tamamlamalıyız. Ama işi bir daha geri dönmeyecek şekilde bitirmeliyiz. Öyle ki bir ili bitirdiyseniz bir daha üzerine gelmemelisiniz. Yaptığımız işi tam bitirmek, seri kalici hâle getirmek inanilmaz zaman kazandırır.
Öğrencinin de aynı şekilde öğrenirken sağlam ve enerjik bir şekilde çalışması, yazılı biçimde özet çıkarıp veya önemli gördüğü yerleri kopyalayıp notlarını kitabın içindekiler kısmındaki başlıklarla bağdaştırması rahatlık sağlayacaktır.