Genelde karşı devrimcilerin dayanaksız ve saçma bir tezleri de şudur: "Biz Müslümanlar "Tanrı" demeyiz, "Allah" deriz, "Tanrı "kelimesini Hristiyanlar kullanır."
Bu tez bilgiye dayanmaz; bilgisizliği yansıtır. Etimolojik olarak "Tanrı" sözcüğü Türk lehçelerinde "gök" anlamına gelen "tan" deyiminden türemiştir: Altay Türklerinde "Tanrı" Yakutçada "Tanara" Moğolcada "Tangı" ve Kazancada "Tangın" gibi çeşitlemeleri vardır. Özetle "Tanrı" kelimesi kendi dilimizin ürünüdür. İncillerde veya Tevrat'ta bu sözcük kullanılmaz. Aynı şekilde Kuran-ı Kerim önyargısız bir şekilde okunduğunda net bir şekilde ortaya çıkan, İslam dini için herhangi bir dil sınırlamasının olmadığıdır.
Aksini iddia edenlere "Fussilet Suresi 44. Ayet"i okumalarını tavsiye etmek gerekir. Bu konuyu; Türk milletinin kimliğini, binlerce yıldır tarihe damgasını vurmuş mücadeleci ruhunu dillendirerek onun kendi özüne dönmesini sağlayan filozof ve sosyolog Ziya Gökalp'in sözleriyle bitirelim.
"Dini Türkçülük, din kitaplarının ve hutbelerle vaazların Türkçe olması demektir. Bir millet, din kitaplarını okuyup anlamazsa tabidir ki, dininin hakiki mahiyetini öğrenemez. Hatiplerin, vaizlerin ne söylediklerini anlayamadığı surette de ibadetlerinden hiçbir zevk alamaz. Çünkü ibadetten alınacak dini heyecan, ancak okunan duaların tamamiyle anlaşılmasına bağlıdır."
Yaşadığımız bu günleri, özellikle:
"- Bölgesel gelişmeleri..
-Bölgesel ittifakları,
- Ekonomiyi
- İç gelişmeleri (Kürt sorunu, yeni anayasa vb.)"
çok iyi OKUMALIYIZ.
Dost tavsiyelerini dinlemeyi bilmeliyiz! Türk milletini kurtarmak için gerçekleştirilen hiçbir şey gayri meşru değildir!
Bugünkü nesil bilsin ki, Osmanlı İmparatorluğunun sınırları içinde yaşayan bütün Rumlar, Ermeniler ve Museviler asla "hain" değillerdir: Aralarında, öz ve halis bir Türk kadar bu topraklara bağlı, hatta bu topraklar için seve seve ölmüş insanlar çıkmışlardır.