Adnan Yücel Şiirinde yangın ve köpük arasındaki diyalektik bağ
Puan vermedi·86 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:49
Adnan Yücel'in şiirinde şu iki imge el eledir. Yangın ve köpük. Yangın çaresizliği ve isyanı besler. Zulüm, haksızlık ve acilar tum ulkeyi sarar. Köpük ise coskuyu ve başkaldırıyi parlatir. Bu alevlere karşı halkin inanci gürül gürül akan irmaklar gibi tasar. Şair, bu yıkımı durdurmanın tek yolunun türkülenmek olduğunu söyler. Yani sanati inancı ve kavgayı turkuler aracılığıyla buyutmeyi önerir.
Şiir
Bir Özlem Bir TürküAdnan Yücel · Yurt Kitap · 2013783 okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2018 101. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ekim 2018 00:00
Ben yine Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte çok güzel bir kitap okudum. #maksimgorki #ana kitabı ertelediklerim arasındaydı ve tabi ki ertelediğime pişman olduklarım arasına girdi. Yoksulluk ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusçada 'acı' anlamına gelen Gorki takma adının kullanıldığını ve Rus devrimine adanan en başarılı roman olduğunu öğrendim. Rusya'nın dönem koşullarında Çar'lık rejimine karşı gerçekleşen devrim, insanların birbirinden tiksindiği, kendi kıskançlıkları kendi istekleri için yaşadığı, kötülük yapmaktan zevk aldıkları çağda - gerçekleri istiyorum- diye baş kaldıran ana - oğul ve halkın mücadelesi, kiminin korkusu, kiminin korkusuzluğu, çok güzel bir dille anlatılmış. Duygudan duyguya sürüklendim, çoğu yerde gözlerim doldu. Bazı karakterlerin diyaloglarını tebessümle, bazılarını ise hırsla okudum. Atılan yumruklardan kendi yüzümü sakındım, sanki geceler boyu ben yol aldım. Kısacası dolu doluydu benim için. Alıntılarımdan bazılarını bırakıp müsadenizi istiyorum. " Kişi ruhundan fışkıran düşüncenin kaynağı kafa değil, yürektir..." "Öyle sevgiler var ki insanın yaşamasına engel oluyor... " "İnsan kendi gibi milyonlarca kişinin var olduğunu bilince yüreği umutla doluyor. Ve bu iyi, son derece iyi bir şey!" "Çocuklarımız, kendi canımız ve kanımızın ürünleri, yüreklerimizin en değerli varlıkları, gözlerini bile kırpmaksızın gerçek uğruna özgürlüklerini adayıp türküler söyleyerek ölümün üstüne giderken, bizler ana olarak neden bir şeyler yapmıyoruz..." "İnsanlar sürekli korkunun tutsağı olduklarından ve olacaklarından, bu böyle devam ettiği sürece, dere kıyısındaki söğüt ağaçları gibi çürüyüp yok olmaya mahkumdur. Biraz daha yürekli olmanın vakti geldi artık..."
AnaMaksim Gorki · Venedik Yayınları · 201634,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin’in 1983’te yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Büyülü gerçekçilik akımının Türkiye’deki en yetkin örneklerinden biri olan kitap, köyden kente göç eden bir ailenin (Aktaş ailesi) hikâyesini, özellikle en küçük kızları Dirmit’in gözünden anlatır. Roman, Kayseri’nin Alacüvek köyünde başlar. Huvat Aktaş, köyün “farklı” ve nüfuzlu bir karakteridir; sık sık şehre gider, icatlar, aletler getirir. Köylüler bunları hem merakla karşılar hem de uğursuzluk kaynağı olarak görür. Aile, ekonomik nedenlerle İstanbul’a (kenar mahalleye) göç eder. Kitap, bu göç sürecini, yoksulluğu, kentte tutunma çabasını, aile içi dinamikleri, geleneksel inanışları ve modernleşme sancılarını ele alır. Dirmit, romanın merkezindeki direngen, asi ve yaratıcı kadın figürüdür. Ailenin diğer üyeleri (anne Aba, baba Huvat, kardeşler) de güçlü portrelerdir. Hikâye kronolojik ilerlerken, masallar, rüyalar, cin-peri inanışları, konuşan nesneler ve halk kültürü unsurlarıyla iç içe geçer. Edebi Özellikler ve Üslup Büyülü Gerçekçilik: Latife Tekin, Anadolu halk kültürünü (masallar, türküler, hurafeler, ölümle iç içe yaşam) modern romana ustalıkla uyarlar. Cinler, periler, Azrail, rüyalarda konuşan ölüler, büyülü nesneler gerçek hayatın ayrılmaz parçasıdır. Bu unsurlar fantastik olmaktan ziyade, karakterlerin dünyasını ve cehalet-yoksulluk döngüsünü doğal bir şekilde yansıtır. Dil ve Anlatım: Kısa cümlelerden oluşan uzun paragraflar, şiirsel, akıcı ve halk ağzına yakın bir üslup hâkimdir. Hem komik hem dokunaklıdır; “güler misin ağlar mısın” dedirten bir tondadır. Abartısız, samimi ve güçlü bir gözlem gücü vardır. Yapı: Tek bir kahramana odaklanmaz ama Dirmit öne çıkar. Bildungsroman (olgunlaşma romanı) özellikleri
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Meczup
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Ahmet hep kaçıyor. Ama insanoğlu kendinden kaçabilir mi? Nereye giderse gitsin aklını da kalbini de yanında taşımıyor mu? Meczup’u okurken beni en çok etkileyen şeylerden biri, hikâyenin içindeki türküler oldu. Yazarın tavsiyesine uyup o türküleri dinleyerek okudum. Sayfalar ilerledikçe boğazım düğümlendi, bazı satırlarda uzun uzun durup düşündüm. Meczup, deli demek değil. Sevdayla başka bir hâle bürünmek, aşkın insanı değiştirmesi demek biraz da… Kitapta sevda var, edep var, özlem var. Aslında hepimizin bildiği o kavuşamama hikâyesi var. Fakat Fatih Duman’ın farkı, bu hikâyeyi anlatış biçiminde saklı. Kullandığı dil, kurduğu cümleler, karakterlerin konuşmalarındaki incelik ve edep kitabı bambaşka bir yere taşıyor. Bir çırpıda okuyabileceğiniz kadar akıcı ama bitirdikten sonra uzun süre zihninizden çıkmayacak kadar derin bir hikâye… Kitap boyunca şu soru aklımdan çıkmadı: Sevmek beklemek midir? Ya da sevmek biraz da cesaret işi midir? Çünkü herkes sevdiğini söyler ama herkes sevemez. Özellikle günümüzde sevgi o kadar kolay telaffuz ediliyor ki, gerçek sevginin ne olduğunu unutmaya başlıyoruz. Bana göre Fatih Duman bu kitapta sevgiyi yeniden hatırlatıyor: Sevgi cesaretti. Sevgi beklemekti. Sevgi emekti. Okuyacak olanlara gönülden tavsiye ederim. Fatih Duman Meczup
MeczupFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024974 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 6. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 23:23
Yaşar Kemal; Üç Anadolu Efsanesi kitabı ile bu defa herkesin sıklıkla duyduğu üç Anadolu destanını anlatıyor. Usta yazar, üç farklı hikayeyi de kalemine yaraşır bir şekilde kendi üslûbunda destansı bir şekilde yazmıştır. İlk hikaye; Köroğlu’nun Bolu Beyi ile verdiği mücadeledir. Babası Koca Yusuf’un nasihatlarının ve Köroğlu’nun şiirlerinin yer aldığı bu destan bir solukta okunuyor. İkinci destan ise sevdiği ile yollarını ayıran ve diyar diyar gezip türküler çağıran Karacaoğlan’ın hikayesi. Bir yanda ömrünün sonuna kadar Karacaoğlan’ın yolunu gözleyen Elif, diğer yanda hem sevdiğinden hem de topraklarından ayrı düşen Karacaoğlan. Son destan ise geyik avcısı Halil ile ona kavuşmayı bekleyen Zeynep’in sevdasını anlatan Alageyik destanı. Geyik avına meraklı olan Halil’in bu zaafı hem kendinin hem de sevdiği kızın hayatını hiç beklemediği bir şekilde etkiler. Yaşar Kemal kitapları sadece okuyarak geçilen türden değildir. Usta yazar, size satırlarını okuyacağınız bir kitap değil, içine girip hayat bulacağınız bir dünya verir. Her satırı okurken siz de hikayenin içinde vücut bulursunuz. Bu kitapta da Köroğlu ile birlikte Bolu Beyi’ne karşı mücadele ediyor, Karacaoğlan ile diyar diyar geziyor, geyik avcısı Halil ile de dağlarda geyik izi sürüyorsunuz…
Üç Anadolu EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202514bin okunma
10/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
Mehmed Niyazi / Yemen Ah Yemen!... Mehmed Niyazi Özdemir (1942-2018) ilk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi ve 1967'de mezun oldu. O zamanlar Hukuk Fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip izin alarak, edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne de devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak edebiyat fakültesinin felsefe bölümünden de diploma aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk devletlerinde temel hürriyetler" başlıklı doktora çalışmasına başladı. Uzun yıllar Almanya'da yaşadı. 1988 yılında Türkiye'ye döndü. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 10 Nisan 2016 tarihinden itibaren her pazar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazısı yazmaya başladı. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman batı dergilerinde yayınlandı. Mehmed Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde, toplumsal ve sosyal konuları işlemeyi şiâr edinmişti. Felsefî eserlerinde ise Türkiye'nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıkladı. Mehmed Niyazi Özdemir, 11. Mayıs 2018 tarihinde İstanbul'da Acıbadem Koşuyolu Hastanesi'nde vefât etti. Cenazesi ertesi gün Marmara İlahiyat Fakültesi Camii'nde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi. Yemen, Arap yarımadasının en güneyinde bulunur. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu ile yarımadanının tabanını oluşturur. Osmanlı Devleti, Mısır'daki Memlüklü devletini ortadan kaldırınca, Arap yarımadasının
Yemen! Ah Yemen!Mehmed Niyazi · Ötüken Neşriyat · 2024845 okunma