Böylece, düşünmeyi sürdürünce, başka bir üzüntüye kapıldım: yaşarken, yaşamımın eylemleri içinde kendi gözümde kendimi temsil edemiyordum; kendimi başkalarının gördükleri gibi göremiyordum; kendimi gövdemin karşısına koyup, onun bir başkasının gövdesi gibi yaşadığını göremiyordum. Bir aynanın karşısına geçtiğimde, içimde bir duraklama oluyordu sanki; tüm kendiliğindenlik sona ermiş, her el-kol devinimim bana yapmacık ya da özenti gibi görünüyordu.
Yaşadığımı göremiyordum.