8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:57
Babil Yaratılış Destanı, evrenin ve tanrıların nasıl ortaya çıktığını anlatan eski bir Mezopotamya destanıdır. Başlangıçta yalnızca tatlı su tanrısı Apsu ile tuzlu su tanrıçası Tiamat vardır. Zamanla başka tanrılar doğar. Genç tanrıların gürültüsünden rahatsız olan Apsu onları yok etmek ister, ancak öldürülür. Bunun üzerine Tiamat öfkelenir ve genç tanrılara karşı savaş açar. Tanrılar arasından Marduk öne çıkar ve Tiamat’la savaşmayı kabul eder. Marduk, Tiamat’ı yenerek onun bedeninden gökyüzünü ve yeryüzünü yaratır. Daha sonra evrenin düzenini kurar ve insanları tanrılara hizmet etmeleri için yaratır. Böylece Marduk, Babil’in en büyük tanrısı ilan edilir.
Babil Yaratılış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,903 okunma
Spoiler içerir..
6/10
·928 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Wattpad hikayem 2022 yılına dayanıyor.. 700 küsür takipçili gününün 23 saatini Wattpad'de geçiren o dönemde yemek yemekten kesilen, ailesiyle sosyalleşmeyen, tek hayatı kitap okumak, kitabın yorumlarında ki tuttu-tutmadı oyanayan, kitaptaki bi olaya hunharca ağlarken acaba benim gibi de ağlamışlar mı diye düşünüp yorumlara girince gülmekten neye ağladığımı unutturan o minnoş watty ailem.. binlerce dilek halkım olsa yine o zaman dönmek isterim.. '24 yılında bi sabah yine wattye girdim bi baktım dm kısmı kapanmış olsun olur öyle şeyler dedim devam ettim yoluma.. bi'kaç ay sonra ise tamamen kapattılar.. şeyy geri açabilir misiniz orda kurgusal kocalarım, sanal arkadaşlarım ve 16,17,18.yaşım kaldı da.. arada VPN ile giriyorum ama hani olur ya köyde eski yıkık bi eve gidersiniz, yıkık döküktür ama duvarlarda onlarca yazı vardır, yaşanmışlık vardır, insanların iz'leri vardır ama artık terk edilmiştir geriye kimse kalmamıştır işte bu his o his.. Raife namıdiğer (aslı arslan) ilk kitabı sokak nöbetçileriyle '21 yılında tanıştım. SN'ni 700 küsür sayfadan oluşan kitabı gece 9 sularında başlayıp sabahın ilk ışıklarıyla bitirmiştim.. okuduğum ilk watty kitabıydı ve ilk tanıştığım watty yazarı Raife'ydi.. Gelelim BL namıdiğer (beyaz leke) '24 yılında başladım bir gecede yine bütün yayımlanan bölümleri okumuştum sonra raifenin aksayan bölüm atamama olaylarından sonra ufak (2yıl) ara verdim. tabii araya yks, üniversite vs girdi ondan. kitap hakkında durmadan spoiler yedim durmadan ama yine de inat ettim ve evet şu an kitabın sonunda buluşuyoruz.. Pilot TDÇ (Tugay Demir Çeviker) ve sevgili avukatı Eftalya Atalar (anlamı çiçek olan Eftalya).. önce kitap hakkındaki eleştirilerimle başlayacağım. Bazı noktaları ben kurguyum diye çığlık atıyor tamam bende biliyorum kurgu ama hani çok
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,858 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·112 syf.··
2026 26. kitabı
Öncelikle bu kitabın yazarımızın bir eseri değil röportajı olduğunu belirtmek isterim. Luis Alejandro Velasco adlı denizci bir deniz kazasında verdiği mücadeleyi bizzat kendi anlatımıyla aktarır. Marquez o zamanlar gazeteci ve tefrikalar halinde basılan röportajın kitaplaşmış halidir eser. Kitap bitiminde bende oluşan his ve düşüncelerim, insanın yalnız olduğudur. Denizde bir başına da olsa karada kalabalıkta da olsa bu gerçek değişmiyor. Keza kaza sonucu tüm arkadaşlarını kaybeden Velasco o günler boyunca maruz kaldığı açlık susuzluk vücudunda oluşan tuzlu su yaraları ve sonucunda sanrıların oluşması ile yalnızdır ama kurtulduktan sonra karada sırf kahramanlık madalyası aldığı için insanların onu değil hikayesini merak etmesi, o merak ile ona yardım etmeleri de yalnızlık verir. Kitabın en sevdiğim yönü ise sanırım belgesel tadında olmasıydı. Denizin derinliği, gökyüzünün sonsuzluğu,balıklar,kurtulma esnasında uygulanan teknik müdahaleler ile pek çok bilgi veriliyor okuyucuya. Köpekbalıkları hakkındaki bilgiler çok genişti. Ve son olarak ben Velasco’yu kırılan küreğe benzettim. Sağlam olanlar kaybolsa da o kırık kürek her zaman ona dayanak oldu. Velasco, yaralı olmasına rağmen 10 günün sonunda başardı, kendi için kurtuldu. Kimse için değil, madalya almak için hiç değil.
Bir Kayıp DenizciGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20242,737 okunma
10/10
·137 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:23
MOLA SÜRENİZ DOLMUŞTUR   “Tüm karmaşanın, tüm gürültülerin, tüm telaşların dışında sakin bir limanları olmalı insanların. Çok bunaldıklarında oraya sığabilmeli, hatta kaçabilmeliler. Yoksa bu şehir, bu stres yok eder insanı.”   “Bana göre insanlar ne kadar saklasalar da, ne kadar maskeler ardına gizlenseler de bir yerlerden ele verirler kendilerini. bunun için, insanları iyi okuyabilmek yeterlidir. Her kahkaha mutluluğun mutlak belirleyicisi değildir mesela. her gözyaşının acıyı ve hüznü temsil etmediği gibi... Sözlerin ve söylenenlerin satır aralarını okurum, gerçek hisleri anlayabilmek için.   Öykülerden oluşan bir eser, sade bir dille yazılmış, akıcı olması hoşuma gitti ve her birini keyifle okudum. Her öyküden farklı bilgiler edindim. Sıcacık ve samimi olan eserin yorumuna gelelim.   Ş HARFİ; misket oynayan kızı okuduğumda yüzümde bir gülümseme oluştu. Çünkü ben de küçüklüğümde oynardım. Oyuna gelince iyi ama derslere gelince yazması gereken kelimeleri yazamayışı ve harfleri komik şekilde yorumlayıp hatırlaması çok şirindi. Çamurdan tabak yapan kızlar, abisinin eski çantasını kullanacak olmanın mutluluğu, özellikle 90’larda akşam ezanı konusu, meşhur anne terliği, cin Ali, bayramlarda verilen mendiller, harçlıklar, annesi olmayan çocukların yaşadığı duygu yüklü anlar...   SUSAM SOKAĞI; YİNE 90’larda olan gazoz reklamı, onyüzbin baloncuk yuttum diyen kız çocuğunun kıkırdaması hiç akıllarımızdan çıkmadı. O yıllarda ilkokulda gagoz der ve kantinden alıp ne içerdik. Elektrikler kesildiğinde mum ışığında gölge oyunları oynanması, gazeteden alınan ansiklopediler (meydan larousse) tabi o zamanlar google amca yok ki sorasın her şeyi. Reklam demişken unutamadığımız Ayşegül Atik, ben zaten alıyorum satış fişi...   İÇİMDEKİ ÇOCUĞA ÇAĞRI; Boşanma sonrası olan kaza, kadına
Mola Süreniz DolmuşturFerda Udül Kayci · Mythos Kitap · 20261 okunma
Savaş mı Barış mı??
8/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:32
Kipat, öyle hızlı başladı ki olayların içine doğdunuz resmen. Ne olayı! İç sesin, baş kahramanın iç sesinin içine doğdunuz resmen:) bu kader içsel düşünceden zaman bulup da nasıl gerçek dünyaya adapte oluyorsunuz sayın Tarık Tufan bey:) o neydi gııızzz:) ya kitap baya iyi yükseltiyo seni hikaye olarak:) fekatttt gelelimmm son bölümeee:( daha etkileyici bi bağlama beklerdim efenim. Onun dışında Tarık Tufan sanırım ben, senim. Ya da sen, bensin. Ya da hepimiz kolektif bir bilinciz ellam. Ne kadannn cizel ifadelerdi o yazdıkların, o duyguları anlatış şeklin..argolar, küfürler bu kadar mı bi insanın üslubuna yakışır ve cuk diye oturur doğru yerlere.. Esas karaktere sesleniyorum: olummm şu çerçevedeki resimden kurtulamaman benim de içime oturdu son son:) seni bulduklarında nasıl bi manzara olucak hayal ettimdi de trajikomik yaa:)) hikayenin devamı umarım şöyle olur: edoşşş umuyorum ki savaş mı barış mı diye ikilemde bi daha asla kalmazsın:) ve fenafillaha yönelirsin:) rüstoşşş ve Nurhişşş umuyorum ki bulunamazsınız ellam:) Veee nihayetinde Tarık Tufanla tanışmış oldum:) Müge Anlı’da ciddi muhabbetler dönerken tuzlu çubuk yiyen kadın gibisin Tufan:) ortak yönümüz çok bence:) wqjfjjfjf kesinlikle okuyunuz efenimmmm, çok anlamlı, çok keyifli ve merak uyandırıcı bi kitaptı..
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20178,6bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor Bugün size kalbinizi ısıtan bir hikâyeyle değil, içinizi yavaş yavaş sıkıştıran, gerçekliğin sert yüzüyle yüzleştiren bir kitapla geldim. Serap, romantizmin ardına gizlenmiş toksik bağların, bırakmanın bile kolay olmadığı ilişkilerin ve aslında hiç yaşanamamış bir sevginin hikâyesi. Bu kitapta aşk; sığınılacak bir liman olarak değilde, yaklaştıkça uzaklaşan bir yanılsama gibi aktarılıyor. Su gibi ferahlatan değil, tuzlu su gibi içtikçe daha çok susatan bir his ile başbaşa bırakıyor okuru adeta. Serdar ve Serap, birbirlerine kavuşamayan iki insanın aslında kendi içlerindeki boşlukları birbirinde doldurmaya çalışan iki yaralı ruh. “Seni o kadar çok seviyorum ki…” cümlesinin ardına saklanan o ince bencilliği, sevgiyle bağımlılık arasındaki o görünmez ama yıkıcı çizgiyi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Okurken sadece bir ilişkiye değil, insanın kendi içindeki güvensizliğe, geçmişin karanlık izlerine de tanıklık ediyorsunuz. Okurken “bırak” diyorsun bir an ama onların yerinde olsan, sen de bırakamazdın hissini yaşatıyor. Yazarın kurduğu o yoğun ve karanlık atmosfer gerçekten etkileyici. Ancak insan, bu derin yaraların kökenine biraz daha yaklaşmak, karakterlerin geçmişine biraz daha uzun süre dokunmak istiyor. Çünkü hissedilen o sarsıntı, biraz daha derinleşse çok daha yıkıcı olabilirdi. Çünkü bazı bağlar ip değil; çözülemez, sadece insanın içinde ağırlaşır. Kısacası bu kitap, bir aşk hikâyesi değil… bir yanılsamaya inanmanın ve o yanılsama yıkıldığında altında kalmanın hikâyesi. Psikolojik derinliği yoğun olan kitapları sevenler için bir tavsiye Kitapla ve sağlıkla kalın
SerapSuat Koroğlu · Feniks Kitap · 202625 okunma