Terim terine damlıyordu. Nefesi, tenimi ürpertiyordu. Suların taştığını duyuyordum. Düşmemek için omzuna sıkı sıkı tutunmaya çalışıyordum. Ben bu aşkta çok yorulmuştum. Ormanın ışıkları gözlerimi alırken, akvaryumu fark ettim. Akvaryumun içindeki yeşil ve siyah balığa bakıyordum. Onları zorla satın almıştım ve zorla aynı suda yaşatmaya çalışmıştım. Tatlı su balığı tuzlu suda, tuzlu su balığı ise tatlı suda yaşayamazdı ve fakat ben bunu umursamamıştım. Bora ile ben, en başından beri, bu balıklar kadar imkansızdık fakat ben kaderi değiştirebileceğime inanmıştım.
+
— Bişeyin yavrusu herhalde!
diye tuzlu su baloncukları üretti sürünün başındaki balık. Baloncuklar usul usul su yüzeyine ulaştılar, hilâl ayı, takanın ışıklarını, giderek azalmakta olan yıldızları gördüler, pat diye patladılar, bindiler dalgaların üstüne, kaydırak oynamaya gark oldular.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tatlı suda doğmuş bir sombalığının tuzlu suya geçişi, vücut kimyası açısından çok ciddi bir tehdittir. Bir balık biyoloğu bu süreci, damardan kemoterapi ilacı almanın zorluğuna benzetiyor. Balıkların, bir han gibi kullanabilecekleri, kademeli bir geçiş bölgesine ihtiyaçları var. Nehir ağızlarındaki hafif tuzlu su, nehirle okyanus arasındaki bu tampon bölge sombalıklarının hayatta kalması açısından önemli.
İlk günlerde o kadar çok ağlamıştı ki, gözyaşı pınarlarının kapasitesine kendi bile şaşmıştı. Bilim adamları, bir insanın gözünden ne kadar çok tuzlu su akabileceğini bilirler mi? Bu da ona eski bir anı hatırlattı: Bir yaz, İtalya kıyılarında tatil yaptıklarında, küçük bir küveti deniz suyuyla doldurup bebeği içine sokarlardı... Gözyaşları ile çok daha büyük bir küvet doldurmak, içinde koca bir devi yıkamak mümkündü oysa.