Haberleri okuyup Twitter 'a giriyorum. Hesabım yok ama ilginç bulduğum bir yer; onca farklı ses, ağız dalaşı, kendinden emin olmanın kibri, cehalet, nadiren ortaya çıkan ama harika bir şefkat, dilin bir hiyeroglif türüne doğru evrilişini izlemek...!
Twitter size, tüm dünya kafayı sizinle ve küçük egonuzla bozmuş, sizi seviyor, sizden nefret ediyor, şu an sizden bahsediyor gibi hissettiriyor. Okyanus ise dünya sizi yumuşak, ıslak ve sıcak bir kayıtsızlıkla selamlıyormuş gibi hissettiriyor. Avazınız çıktığı kadar bağırsanız da karşılık vereceği yok.
Twitter ile Snapchat arasında gidip gelen dikkat yoksunu yurttaşlardan oluşan bir dünya, hiçbiriyle başa çıkamadığımız krizlerin sağanağı altında kalan bir dünya olacaktır.
Rakip gördüklerimiz her zaman "düşman" değil. Bizden gördüklerimiz de sütten çıkmış ak kaşık değil. İnsanlar bu kadar keskin biçimde ayrılmıyor. X/Twitter, bize gerçeğin yalnızca bir tarafını abartılı bir şekilde sunuyor. Öyle olduğu için de X/Twitter'in bize açtığı pencereden dünyaya bakınca geriliyoruz.