Puan vermedi·560 syf.··
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 18:18
​"Su gibi başlayıp, su gibi bitti..." ​Halbuki ne kadar yakın bir zamandı Ezidilerin yaşadıkları... Bizim için televizyonda ya da X’te (Twitter) akıp giden bir haberden ibaretti sadece. ​Mezopotamya; kardeş kanının ilk düştüğü, kötülüğün ve fitnenin insanoğluna ilk fısıldandığı topraklar... Duyduğumuz, gördüğümüz, tarih kitaplarında okuduğumuz ya da mukaddes kitaplardan öğrendiğimiz her kötülük sanki bu noktada başlamış. ​Gökyüzünde Nehirler Var, herkesin bildiği ama inatla sustuğu o karanlık gerçeklere dokunuyor. Yıllardır sözde "kurtuluşu" bekleyen Irak topraklarındaki bitmeyen zulme, organ ve tarihi eser kaçakçılığına ayna tutuyor. Heleki yüzyıllardır kendi topraklarından koparılıp britanyaya kaçırılan eserler... ​Tarihin acı gerçekleriyle yüzleşmek ve Mezopotamya'nın derin sularında kaybolmak isteyenlerin kesinlikle okuması gereken bir eser. ​Peki siz bu kitabı okudunuz mu? Yorumlarda buluşalım!
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,702 okunma
Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı
Puan vermedi·192 syf.··
2026 2. kitabı
Çankaya gibi bu eser de anektotlar şeklinde kaleme alınmıştır. Zeytindağı Kudüs'te bulunmaktadır. Yazar 1. Dünya Savaşı'nda yedek subay olup Cemal Paşa'nın emir subaylığını yapmıştır. Eseri okurken bende oluşan izlenim sürekli boşa kürek çekmiş bir milleti hissetmekti. Alâkamız olmayan, madden bir katkı alamadığımız topraklar için başka milletlerin meselelerinin ortalarında kalmış; maddî, manevî ve beşerî kayıp vermiş; Karşılığında yine kin ve ihanet almışız desek yeridir. Aslında Cemal Paşa'nın ne kadar önemli bir adam olduğunu da eserden kavradım diyebilirim. Zamanının ötesinde bilgili ve yetkili, tam bir vatanseverdir. Şatafatı sever ama yolsuzluk yapmaz, devlet malına dokunmaz. Filistin ve Suriye'de görevlendirildiğinde oraların hem iskânı hem güvenliği için profesyonelce uğraşmış hâttâ oralar kaybedildiğinde Anadolu'ya bakarak bu hizmetleri bu topraklarda yapmış olmayı dilemiştir. İstifası da Kudüs'ün düşmesi sonrasında olmuştur. Atay da Enver yerine Cemal Harbiye Nazırı olsa 1. Dünya Savaşı'na dahi girmeyeceğimizi "Keşke" diyerek anlatır. Ancak İttihat ve Terakki'nin yaptım olduculuğunun ikisinde de olduğunu aktarır. Cemal Paşa "Yok kanun, yap kanun." Enver paşa "Yaparım olur, bozarım olmaz " diyerek aslında bir arkadaşımın "İttihat ve Terakki günümüzün akp'sidir." sözünü de desteklemiştir. Daha önce Twitter'da denk geldiğim Hicaz'a yapmak yerine Doğu vilayetlerine tren yolu yapmayı öneren düşüncenin Talat Paşa tarafından düşünüldüğü ancak buna Ruslardan izin almadan girişilemeyeceğini eserde bir anekdotla aktarır. Yine güzel bir nokta, yazar gençliğinde hayalindeki Türk devleti için Enver'in de ortadan kalkması gerektiğini düşünmektedir. Ona göre Almanya savaşı kazansa bile Enver'le birlikte Orta Çağ İslamiyet zihniyeti olanca yeşilliğiyle devam edecektir (tam
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Reklam
7/10
·303 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 23:51
"Bir yalanı saklamanın en iyi yolu onu ortaya sermektir." Çok satanlar listesinde yerini almış ve bir ara gündemden düşmemiş R. F. Kuang'ın Sarı Yüz kitabı ile sonunda ben de tanıştım. Belli süre kitap okumaya ara verdiyseniz, yorucu metinler okuduysanız ya da kitap okumada zorlandığınız bir dönem varsa size iyi gelecek, akıcı, merak ettirici bir kitap. İşlediği kurgunun altında ırkçılığı, sosyal medyanın günümüzdeki ciddi etkilerini, yayıncılığın bilinmeyen karanlık yüzünü anlatması bakımından ilgi çekici. Aynı zamanda insani duyguları da çok iyi yaşatıyor: Kıskançlık, emek hırsızlığı, çaresizlik, hırs, yalnızlık, şöhretin başdöndürücülüğü... Edebi bir kitap mı değil, ama merak ettiriyor :) Juniper Song mahlaslı June Hayward'ın trajik biçimde gözünün önünde ölen arkadaşı Athena Liu'nun henüz piyasaya çıkmamış taslaklarını çalıp, üzerinde oynayıp kendi kitabı gibi göstermesi ile başlıyor her şey. June, ilk kitabında başarısız olmuş ve yayıncıların gözüne girememiş bir yazar. Athena ise, Çinli-Amerikalı, başarılı, yayıncıların göz bebeği ve ne yazsa çok satanlara giren fenomen bir yazar. Okuldan beri tanıdığı Athena'yı hep kıskanmış olan June'un önüne bu fırsat çıktığında kaçırmaz. Kendine göre bunu başta düşünmez, üzerinde çok yoğun saatler harcadıktan sonra da benim emeğim çok fazla diyerek kitabın üzerine konar. Son Cephe adlı kitap piyasaya çıktıktan sonra sosyal medyada yorumlar ve eleştiriler başlar. Twitter (kitapta ismi henüz X değil) üzerinden gelen intihal yorumları ile bir kıskaca giren Juniper kendini bu durumdan nasıl kurtaracak? Hırsları onu şöhrette tutmaya yetecek mi? Bu kitabı okuduktan sonra yayın sektörüne daha bir kuşkulu bakıyor insan. Sosyal medyanın çılgınlığının insanı ipe bile götüreceği aşikar bir dönemde yaşıyoruz, tanıdık şeyler. Kitabı
Edebiyat
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
10/10
·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:42
Kitabın yazarı; yıllardır özellikle Twitter'dan takip ettiğim, bazı makalelerini ve çıkardığı 2 kitabını da okuduğum, görüşlerini ve bakış açısını çok değerli bulduğum, İstanbul Üniversitesinde Gelişimsel Psikoloji Doktoru Tolga Yıldız. Kitabı çok beğendim. Kesinlikle başucu kitabım olacak. Dönüp dönüp hatırlanması gereken bir konuya çok yerinde bir yaklaşımla değindiğini düşünüyorum. Hatta sevdiğim herkese, okuyacaklarını bilsem, hediye etmek isterdim. Çünkü kitabın, dikkat sorununu bireysel bir irade zayıflığı olarak değil; aslında sistemsel, planlı ve devasa büyüklükte bir organizasyonun sonucu olarak ele aldığını söyleyebilirim. Bu bakış açısının, kendimizi yetersiz ya da suçlu hissetmemizi biraz engelleyerek sorunu daha geniş bir açıdan görmemizi sağlayacağını düşünüyorum. Aslında bir önceki kitabının da devamındaki bir düşünce olarak, “ya hep beraber ya hiçbirimiz” gibi bir yerden kurtuluşun mümkün olabileceğini anlatıyor diyebilirim. Kitabı okurken aklıma hep bu 'slogan' geldi. Sonuç olarak; dikkati önce içimizde, sonra ilişkilerimizde, en nihayetinde de bir yurttaşlık sorumluluğu ile kamusal alanda ve sistemsel olarak yeşertmemiz ve bunu yaparken de küçük adımları hafife almamamız ve konuya olan bakış açımızı, dilimizi ve düşünme şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. Hem de şefkatle ve güvenle.
Dikkat ya da İrade KriziTolga Yıldız · Ketebe Yayınevi · 20264 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 6. kitabı
​"Başkasına ait bir hikayeyle gelen şöhret, sizi parlatır mı yoksa yavaş yavaş tüketir mi?" ​Athena Liu ve June Hayward, üniversiteden arkadaş iki yazardır. Athena parlak bir yükseliş yaşarken onun gölgesinde kalan June'un hayatının Athena'nın ölümü ile değişimini konu alır. Athena, June yanındayken boğazına yiyecek kaçması sonucu trajik bir şekilde ölür ve o gece yeni yazdığı bir eserin kopyasını June'a okuması için vermiştir. June hırslarına yenik düşer ve kitabın üzerinde bazı değişimler yaparak kitabı kendi adıyla yayınlatır ve birden çok satanlar listesine kadar yükselir. ​June, geçmişinin ve gerçeğin peşini bırakmayan isimsiz Twitter (X) hesaplarıyla, "kültürel yağmacılık" suçlamalarıyla ve Athena'nın hayaletinin (ya da kendi suçluluk duygusunun) yarattığı sanrılarla boğuşmaya başlar. Sosyal medyanın bir gecede var edip bir gecede yok eden o korkunç gücü, June'un yaşadığı çaresizliği dokunaklı bir şekilde anlatır. ​Güncel bir konu işlemesi açısından dikkat çekici olsa da dilindeki pürüzler kitabın okunmasını zorlaştırmaktadır, diye düşünüyorum. ​Siz bu kitabı okudunuz mu ve en önemlisi beğendiniz mi?
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 23:37
Hakan hocayı çok değer verdiğim bir psikologdan duymuş sonra da twitter hesabını takip etmiştim. kısa kısa kesitleri bile çok etkileyici geliyordu. zaman zaman yol göstericiydi hatta. Ayna nöronlar kritik grubumuzla 11. okumamızı bu kitapla yaptık. Tam beni sevdiğim bir okuma seferiydi. sebepleri ise şöyle; gelişimsel bilgilere değiniyordu, hem teknik konulara hem de pratik alanlarına vurgu vardı, zaman zaman düşündürüyor ve mutlaka yön gösterici bir yanı oluyordu hem de yerel örnekler ve bakış açıları vardı. hepsini bir araya getirince çoğu kişi için okuması zor hatta kalın bir kitap ortaya çıkıyor ancak Hakan hocanın deneyileriyle harmanladığı bu kitap o kitaptır yani, okunulasıdır. Peki genel olarak ne anlatıyor? bilişsel davranışçı yönünden ele alınan bakış açısını okuyoruz ancak asla bir ders niteliğinde değil. Nöroloji konusunda daha önce hiç okuma yapmamış olan kişiler kritik oturumunda o bölümü sevdiklerini anlattılar mesela. yani en bilimsel olabilecek kısım dahi sevilmişti zaten. bununla beraber ben mesleğim adına pek çok not aldım kendime. söylem örnekleri, tablo düzenleme ve açıklamaları harikaydı. mesela tabloları doldururken örnekleri belli başlı 3 kişi çerçevesinde döndürmüş hoca. onların hikayesini ve söylediği cümleleri öne alarak şöyle olmalı, böyle düşünülmüş gibi analizlerle açıklamasını sürdürüyor. bu sanki çok sık tekrar ediliyormuş gibi görünse de konuyu pekiştirmek anlamında çok işe yarıyor. hatta kitap kritiği oturumumuzda bir katılımcı "burada aslında şu kadar kişiyiz ama mehmet bey ve .. hanımı da burada sayabiliriz" dedi. yani kitaptaki o kişilerle bağ kurmuş ve yanımızda olmaları gerektiğini düşündüğünü söyledi. bu çok özel bir etki bana kalırsa. psikoloji konusunda genelde çeviri eser ve yabancı yazar önerileri yoğunluklu oluyor nitelikli
Fark Et Düşün Hisset YaşaM. Hakan Türkçapar · Kronik Kitap · 20251,936 okunma
Reklam
Reklam