Masumiyet Müzesi İncelemesi
Puan vermedi
Bu kitabı, dizisi çekilmeden önce okumuştum ve çoğu karakterin hayatın olağan akışına uygun davranmadığını düşünmüştüm. Dizisi çekilince neredeyse herkesin benimle aynı fikirde olduğunu gördüm. Öncelikle psikoloji alanına ilgi duyuyorsanız veya bu alanda eğitim görüyorsanız okumanızı tavsiye ederim. Ama kafa dağıtmak,stres atmak ya da güzel bir hikaye okumak istiyorsanız okumayın çünkü sinirleriniz bozulup daha çok strese girebilirsiniz. Takıntılı,gamsız,olaylara olması gereken tepkileri veremeyen insanları psikolojik yönden incelemek isteyenler için biçilmiş kaftan. Dili akıcı ama bütün roman boyunca Kemal'in şımarıklıklarını okumak beni biraz sıktı. Kemal babasından kalan mirası sayesinde bu kadar uzun süre aşk acısı çekme lüksüne sahip bir karakter. Üstelik çektiği acıyı kendi kendine yaratıyor. Birazcık cesur olsa mutlu bir hayatı olabilirdi. Hem Sibel ile evlenip bir yuva kurmayı hem de sözde "sevdiği kadın" olan Füsun ile onun gururunu hiçe sayıp dost hayatı yaşamayı istiyor. Yanlış anlaşılmasın fakirler aşk acısı çekemez demek istemiyorum ama Kemal orta veya az gelirli bir ailenin oğlu olsaydı bu kadar şımarık olamayacağı için kendi yarattığı acılarda boğulmazdı. Füsun'a gelecek olursak Kemal'e olan bağlılığını sağlıklı bulmuyorum çünkü Kemal onu hayal ettiği gibi sevmeyince intihar edecek kadar Kemal'e bağımlı bir hayat tarzı benimsemiş. Kendi ayakları üstünde durmak istediğini söylüyor ama aynı zamanda bunun koşulunu Kemal'in ona destek olmasına bağlıyor. Buna karşılık Kemal Füsun'u sevmiyor çünkü Füsun'un para kazanınca kendisini terk edeceğine inandığı için kızın önünü kesip mutsuz bir hayata mahkum ediyor. Ayrıca Füsun'u değil, hayalini seviyor. Füsun'un istekleri onun için önemsiz. Füsun'un evinden "izinsiz" aldığı eşyalarla bu hayali canlı tutmaya
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
9/10
·140 syf.··
2026 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:33
Tom, dostlarıyla birlikte Hekton'un arkasındaki karanlık planı ortaya çıkarmaya çalışırken hem canavarla hem de onu kontrol eden kötü büyülerle mücadele eder. Yol boyunca cesaret, dostluk ve fedakârlık sınavlarından geçerler. Sonunda Tom, Hekton'u yenerek Avantia'yı bir kez daha kurtarmayı başarır.
Edebiyat
Canavar Peşinde 43: Su Yılanı BaliskAdam Blade · Beyaz Balina Yayınları · 201738 okunma
Reklam
Julien Sorel'e Kızdım ama Hak da Verdim
10/10
·604 syf.··
2026 53. kitabı
Kütüphanede rastladım bu kitaba. Helikopter Yayınları'nın yeni baskısıydı ve ilk dikkatimi çeken şey de baskısının güzelliği oldu. Açıkçası okumaya başladıkça da kitabın neden dünya klasikleri arasında sayıldığını daha iyi anladım. Bende yer yer Dostoyevski ve Tolstoy romanlarının bıraktığı tadı bıraktı. Stendhal (asıl adı Marie-Henri Beyle), romanı Napolyon sonrası Fransa'nın oldukça çalkantılı ve karanlık bir döneminde yazmış. O yıllarda insanın ne kadar zeki ya da çalışkan olduğundan çok hangi aileden geldiği ve hangi çevreye ait olduğu önemli. Julien Sorel de tam böyle bir ortamın içinde yükselmeye çalışan genç bir adam. Zeki, hırslı, gururlu ve yer yer insanı sinirlendiren biri. Ama bir yandan da onu anlamaya çalışıyorsunuz. Kitabın adındaki kırmızı ve siyah da aslında çok anlamlı. Kırmızı; Napolyon'u, askerliği, cesareti temsil ediyor. Siyah; kiliseyi, makamı, kuralları. Julien'in hayatı da bu iki renk arasında sıkışıp kalıyor. Belediye başkanının çocuklarına ders vermeye başlamasıyla gelişen olaylar ve başkanın karısıyla yaşadığı ilişki hikâyeyi bambaşka bir yere taşıyor. Julien çok hesapçı, kibirli biri aslında. Romanı okurken sık sık "hırs insanı nereye kadar götürür?" sorusunu düşündüm. Julien'in yükselme isteği ona bazı kapıları açıyor ama aynı zamanda felaketini de hazırlıyor. "Keskin sirke küpüne zarar" sözünü hatırlatan bir hikâye. Sonlara doğru yaşananlar da bunun en büyük göstergesi. Kitap sadece bir aşk hikâyesi değil; sınıf atlama arzusu, ikiyüzlülük, güç, hırs ve insanın kendi içindeki çatışmaları üzerine de düşündürüyor. Ben okurken yer yer Julien'e kızdım, yer yer hak verdim ama hiçbir zaman kayıtsız kalamadım. Özellikle genç yaşlarda hayatı, başarıyı ve yükselmeyi çok fazla düşünen okurların bu kitaptan alacağı şeyler
Edebiyat
Kırmızı ve SiyahStendhal · Helikopter Yayınları · 201312,6bin okunma
Karşınızda: Elfhame'in Yüce Kraliçesi ve Yüce Kralı
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 15:36
Merhabalarr. Bugün Peri Halkı serisinin 3. kitabıyla karşınızdayım. Son kitapta Cardan, Jude'u insan diyarına sürgüne yollamıştı. Jude insan diyarında hayatta kalmaya çalışıyor. Bu esnada eline Peri Diyarı'na geri dönmek için bir fırsat geçiyor ve olanlar oluyor. ᯓ♛İNCELEMEM: Bu kitabın dilini çok sevdim. Duyguları çok güzel hissettirdi. Karakterleri 2.kitapta sevmiştim burada iyice bağlandım. Diğer kitaplardaki anlam boşlukları, havada kalmışlık hissi bu kitapta yoktu. Bir çevirmenine bakayım dedim. Ne göreyim. Bu kitabın çevirmeni farklı. Sayın İdil Bostan'ın eline sağlık son kitabı iyi ki o çevirmiş. Bir çevirmenin bu kadar önemli olduğunu bu seriyle anladım. Önceden de serinin çevirisinin kötü olduğu söyleniyordu ama DEX'e alışığım diye pek bir şey olmaz dedim. Diğer kitaplarda sorguladığım geçmiş zaman, şimdiki zaman gidip gelmeleri çevirmenden dolayıymış. Yazardan olmadığını fark etmiş oldum. Muhteşem bir seriyi çevirmen katletmiş. Kitaptaki aksiyonsa burada arşa çıktı. Okuyorum okuyorum büyük bir olay oluyor okumaya devam ediyorum daha büyüğü oluyor. Duygudan duyguya girerek okudum. Romantizm kısmı asıl bu kitapta vardı. Yine aman aman yok ama yeterli dozdaydı. Yazar dengeyi güzel kurmuş abartmadan araya serpiştirmiş. SPOİLİ KISIMMM!!!! Jude'un Madoc'la dövüşmesini okumak hoşuma gitti. Tüylerimi diken etti ettiğini itiraf ediyorum. Ama bence bir kitabın olmazsa olmazı bu ufak tefek telaşlardır. Jude o yaralı haliyle Cardan'ı kurtarmaya çalıştı. (Bir de hâlâ ona aşık olmadığını kendine hatırlatıp durdu. bu aşk değilde ne?) Cardan'ın ipleri eline alıp GERÇEK bir kral gibi davranması çok hoşuma gitti. Hiçbir şey yapmayıp anca eğlence peşinde olan erkek karakterleri sevmiyorum. Ki artık gücünü göstermeseydi benden büyük bir linç yiyecekti. Jude'u
1000Kitap
Hiçliğin KraliçesiHolly Black · Dex Kitap · 20211,413 okunma
BÜYÜK KEHANETİN SONU: PERCY JACKSON VE SON OLİMPOSLU
Puan vermedi
"dünyada bir çocuğun 'perilere inanmıyorum' dediği her an, bir yerlerde bir peri düşüp ölür." demişti Peter Pan ... işte percy jackson serisi de benim için o mitolojik sihire inanmaktan asla vazgeçmeyen çocuk ruhumun en büyük, en güvenli sığınağı! en sevdiğim serinin bu olduğunu ve Son Olimposlu 'un kalbimde apayrı bir yeri olduğunu söyleyip duruyordum zaten, sonunda buraya upuzun, seriyi hiç bilmeyenlerin bile hemen gidip almasını sağlayacak dev bir inceleme yazmaya karar verdimmm mşfmsldmld önce size bu serinin aslında bize ne anlattığından, o muazzam dünyasından kısacası olayların başlangıcından bahsetmek istiyorum çünkü bu evren sadece bir fantastik kitap değil, resmen bir yaşam tarzı! hikayemiz, 12 yaşındaki disleksi ve hiperaktivite hastası percy jackson’ın aslında sıradan bir çocuk olmadığını, yunan deniz tanrısı poseidon’un oğlu, yani bir "melez" olduğunu öğrenmesiyle başlıyor. biz de onunla birlikte long island’daki melez kampı'yla tanışıyoruz. tanrılar ve ölümlülerin çocukları olan bu melezler, dünyayı canavarlardan korumak ve hayatta kalmak için burada eğitiliyorlar. seri boyunca percy, bilge athena'nın kızı annabeth ve bir satir olan en yakın dostu grover(kıvırcık) ile birlikte o olimpos tanrılarının bitmek bilmeyen sorunlarını çözmek için görevden göreve koşuyor. Şimşek Hırsızı 'yla başlayan macera, Canavarlar Denizi , Titan’ın Laneti ve Labirent Savaşı derken bizi adım adım o korkunç "büyük kehanet"e sürüklüyor. kehanete göre, üç büyük tanrının (zeus, poseidon, hades) melez çocuklarından biri 16 yaşına bastığında ya olimpos'u kurtaracak ya da tamamen yok edecek bir karar verecekti. işte serinin beşinci ve son kitabı olan Son Olimposlu (serinin devamı var ama işte bu serinin sonu gibi ), tam olarak bu 16 yaş sınırına geldiğimiz, zamanın bittiği ve o devasa savaşın patlak verdiği kitap! ve
İnceleme
Son OlimposluRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,3bin okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 98. kitabı
Bazı kitaplar dümya çapında ses getirir ya bu kitap tam olarak onlardan. Okurken birçok yerde şaşırdım, birçok yerde öfkelendim ve bazı bölümlerde de gerçekten ürperdim. Çünkü anlatılanlar bir kurgu değil; dünyanın en etkili teknoloji şirketlerinden birinin içinden gelen bir tanıklık. Sarah Wynn-Williams, Yeni Zelandalı bir diplomat ve uluslararası hukukçu. Yıllarca Facebook'ta (bugünkü Meta) küresel kamu politikaları alanında çalışmış ve şirketin üst düzey yöneticileriyle yakın temas içinde bulunmuş. Bu kitapta da o yıllarda yaşadıklarını, gördüklerini ve sorguladığı kararları anlatıyor. Kitabı etkileyici yapan şey sadece anlattıkları değil; yazarın başlangıçta Facebook'un dünyayı daha iyi bir yer hâline getirebileceğine gerçekten inanmış olması. Ancak yıllar içinde şirketin büyümesiyle birlikte güç, para ve etkiden kaynaklanan sorunlara içeriden tanık oluyor. Kitap da biraz bu idealizmden hayal kırıklığına uzanan yolculuğun hikâyesi gibi. Okurken beni en çok etkileyen şey, teknoloji şirketlerinin hayatlarımız üzerindeki etkisini aslında ne kadar az düşündüğümü fark etmem oldu. Günlük hayatta birkaç saniyede kullandığımız uygulamaların arkasında nasıl kararlar alındığını görmek gerçekten çarpıcıydı. Kitapta Mark Zuckerberg, Sheryl Sandberg ve şirketin üst düzey yöneticileri önemli isimler karşımıza çıkıyor. Yazar ise olayların tam merkezinde duran anlatıcı olarak hem sistemin bir parçası oluyor hem de zamanla onu sorgulamaya başlıyor. Kitabın en güçlü yanı bence şu: Okuyucuya ne düşüneceğini söylemiyor, sadece perdeyi aralıyor. Sonrasında gördüklerin karşısında kendi kararını vermek sana kalıyor. Ben okurken birçok kez "Gerçekten bunlar yaşanmış olabilir mi?" diye düşündüm. Özellikle teknoloji, medya ve güç ilişkileriyle ilgilenenlerin kaçırmaması gereken
Umursamaz İnsanlarSarah Wynn-Williams · Destek Yayınları · 08 okunma
Reklam
Reklam