Bir şehir kalp ve akıl ile yaşamaya devam edebilirdi ancak. Şehirlerin de aklı, kalbi ve ruhu olurdu, görmek isteyenler için elbette. Taş ü topraktır zahiri yoksa.
Sayfa 34
Alıntı
Yahudi korkunç adamdır. Hem kapitalizmi kendi getirir, hem (anti-kapitalizm)i.. Hem (Marks)ı çıkarır, hem de komünizmi yıkmak için en büyük filozofu, (Bergson)u.. Üstelik ulvî ruh ukdelerini şehvanî bir sefalete bağlayan bir (Freud) meydana getirir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sarhoşluk düşünceyi, düşünce aydınlanmayı çağırıyorsa, sarhoşluk ayılmanın ta kendisiydi esasta.
Sayfa 31 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
- Jermen Fransa'da bulunduğumuz zaman sana ekseriye Şark'ı anlatırdım. Mesela Nil Nehri'nden büyük bir Göksu Deresi... Üzerinde binbir renkli fenerlerle donanmış yüzlerce, binlerce kayık geziyor... Kayıklarda yaşmaklı feraceli harem ağaları... Derenin kenarında büyüklü küçüklü, kubbeli minareli bir yığın saray... İçlerinde elektirik lambaları yanıyormuş gibi parlak çiniler ve buna benzer daha bir çok şeyler... Bu binbir gece masalları dekorunu maatteessüf sana İstanbul'da gösteremeyeceğim. Niçin mi diyeceksin? Şunun için ki İstanbul'da böyle şeyler yok... Göksu denilen yer ufacık bir çamurlu su sızıntısı imiş... Kenarlarındaki saraylar ve bahçeler muhacir kulübeleriyle gübre tarlalarından ibaretmiş... Buhurlar, amberler ve türlü musiki ahenkleriyle dolu havasında sivrisinek bulutları gezermiş... Dikkat ediyor musun Jermen, hep "mış... miş" diye söylüyorum, çünkü bir İstanbullu için ayıp olmakla beraber ben bu Göksu Deresi'ni henüz görmedim... Ben ki coğrafya derslerinden daima tam numara almış zabitim... Öyle ise Şark'ı ve İstanbul'u niçin sana bu şekilde tasvir ettim? Sebep gayet basit... Sizin muharrirleriniz Şark'ı böyle düşünmüş, böyle sevmiş, böyle yazmışlar...
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Sorum șu: Kelimeler düşüncelerin ifadesi mi hâlâ? Yoksa, lakırdıların içe kazılı izleri durmaksızın parladığı için insanları oraya buraya sürükleyen etkili ses oluşları mı sadece?
Sayfa 30 - Sia Yayınevi·Kitabı okuyor
"Bir mahallede bir deli varmış. Herkes ona 'deli' dermiş. O mahallede kuyuya bir adam düşmüş. Görenler: 'Eyvah adam düştü, ölüyor, ip getirin' diye bağırmaya başlamışlar. Deli, bu vaveylayı duyunca koşup gelmiş. Çabukça kuyuya inmiş adamı sırtlayıp çıkarmış. Görenler, biz buna deli diyorduk ama deli değil veliymiş demişler. Deli demiş ki: 'Siz merak etmeyin, ben ona bakar, temizlerim, siz gidin. Herkes gitmiş. Biraz sonra feryad u figan kopmuş. Gelip bakmışlar ki deli kazazedeyi kuyunun yanındaki ağaca asmış. 'Yahu niye böyle yaptın?' diye sormuşlar. 'Islanmıştı, astım kurutuyorum.' demiş. Gördün mü, ortada bir muvaffakiyet ve iyi niyet var; amma adam öldü."
Sayfa 95·Kitabı okuyor
Alıntı