𝖡𝗎𝗓 𝗀𝗂𝖻𝗂 𝖻𝗂𝗋 𝗋ü𝗓𝗀â𝗋 𝖾𝗌𝗂𝗒𝗈𝗋, 𝗂ç𝗂𝗆 üşü𝗒𝗈𝗋. 𝖲𝖾𝗌𝗅𝖾𝗋 𝗌𝖾𝗌𝗅𝖾𝗋𝖾 𝗄𝖺𝗋ış𝗂𝗒𝗈𝗋. 𝖣𝖺𝗅𝗅𝖺𝗋𝖽𝖺 𝗒𝖺𝗉𝗋𝖺𝗄𝗅𝖺𝗋 çı𝗍ı𝗋𝖽ı𝗒𝗈𝗋, 𝗏𝖺𝖽𝗂𝗅𝖾𝗋𝖽𝖾 ç𝖺𝗒ı𝗋𝗅𝖺𝗋 𝗁ışı𝗋𝖽ı𝗒𝗈𝗋, 𝗀ö𝗅𝗅𝖾𝗋𝖽𝖾 𝗌𝖺𝗓𝗅ı𝗄𝗅𝖺𝗋 𝖿ı𝗌ı𝗅𝖽𝖺şı𝗒𝗈𝗋. 𝖧𝖾𝗉𝗌𝗂𝗇𝗂𝗇 𝗌𝖾𝗌𝗂𝗇𝗂 𝖺𝗋𝗄𝖺𝗌ı𝗇𝖺 𝖺𝗅𝗆ış 𝗋ü𝗓𝗀â𝗋, 𝗄𝗎𝗅𝖺ğı𝗆ı𝗇 𝖽𝗂𝖻𝗂𝗇𝖽𝖾 ı𝗌𝗅ı𝗄 ç𝖺𝗅ı𝗒𝗈𝗋.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Allah seni bildiği gibi yapsın ua
Ulrike 17 yaşında Goethe ise 71 yaşındadır.
Sayfa 317
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
𝖹𝖺𝗆𝖺𝗇ı𝗆ı𝗓𝖽𝖺𝗄𝗂𝗅𝖾𝗋 𝗋ü𝗒𝖺𝗒𝖺 𝖽𝖺𝗂𝗋 𝖻𝗂𝗋 ş𝖾𝗒 𝖽𝗎𝗒𝖽𝗎𝗄𝗅𝖺𝗋ı𝗇𝖽𝖺 𝗋ü𝗒𝖺𝗇ı𝗇 𝗆𝖾𝗋𝗍𝖾𝖻𝖾𝗌𝗂 𝗄𝗈𝗇𝗎𝗌𝗎𝗇𝖽𝖺 𝗌𝗈𝗇 𝖽𝖾𝗋𝖾𝖼𝖾 𝖻𝗂𝗅𝗀𝗂𝗌𝗂𝗓 𝗈𝗅𝖽𝗎𝗄𝗅𝖺𝗋ı𝗇𝖽𝖺𝗇 𝗍ü𝗆𝖽𝖾𝗇 𝗋𝖾𝖽𝖽𝖾𝗍𝗆𝖾𝗌𝖾𝗅𝖾𝗋 𝖽𝖾 𝖻𝗎𝗇𝗅𝖺𝗋ı𝗇 𝗎𝗒𝗄𝗎𝖽𝖺 𝗀𝖾𝗋ç𝖾𝗄𝗅𝖾ş𝖾𝗇 𝗁𝖺𝗒𝖺𝗅𝗅𝖾𝗋 𝗈𝗅𝖽𝗎ğ𝗎𝗇𝗎 𝗌ö𝗒𝗅𝖾𝗋𝗅𝖾𝗋. 𝖧𝖺𝗅𝖻𝗎𝗄𝗂 𝗋ü𝗒𝖺𝗌ı𝗇ı 𝗍𝖺'𝖻𝗂𝗋 𝖾𝖽𝖾𝖻𝗂𝗅𝖾𝗇 𝗄𝗂ş𝗂, 𝖻𝗎 𝗒𝗈𝗅𝗅𝖺 𝖾𝗅𝖽𝖾 𝖾𝗍𝗍𝗂ğ𝗂 𝖻𝗂𝗅𝗀𝗂𝗒𝗂 𝖻𝖺ş𝗄𝖺 𝗁𝗂ç𝖻𝗂𝗋ş𝖾𝗒𝗅𝖾 𝗂𝖽𝗋𝖺𝗄 𝖾𝖽𝖾𝗆𝖾𝗓. Çü𝗇𝗄ü 𝗋ü𝗒𝖺 𝗇ü𝖻ü𝗏𝗏𝖾𝗍𝗂𝗇 𝖻𝗂𝗋 𝖼ü𝗓'ü𝖽ü𝗋. 𝖡𝗎 𝗒ü𝗓𝖽𝖾𝗇 𝖱𝖾𝗌û𝗅𝗎𝗅𝗅𝖺𝗁 (𝗌.𝖺.𝗌) 𝖺𝗌𝗁â𝖻ı𝗇𝖺, "𝖠𝗋𝖺𝗇ı𝗓𝖽𝖺 𝗋ü𝗒𝖺 𝗀ö𝗋𝖾𝗇 𝗏𝖺𝗋 𝗆ı?" 𝖽𝗂𝗒𝖾 𝗌𝗈𝗋𝖺𝗋𝖽ı. 𝖪𝗎𝗍𝖻-ı 𝗂𝗋𝖿â𝗇 𝖬𝗎𝗁𝗒𝗂𝖽𝖽𝗂𝗇 (𝖥ü𝗍û𝗁â𝗍)
Sayfa 14
Ferda
Sezai Karakoç, Mona Roza'ua yazdığı mektubu; "Beni çıkardığında anlamın bozulmuyorsa, bundan böyle ayrı yazılalım." diyerek bitiriyor. Senin evimden her çokışın benim anlamımı bozmaya başladı. Deli gibi özlüyorum seni. Deli gibi ... Neden konuşamadım ki? İşte yine dünyadaki varlığımın gereksiz olduğunu düşündüğüm bir an daha...
Sayfa 129·Kitabı okudu
+ 𝙎𝙚𝙣 𝙨𝙞𝙜𝙖𝙧𝙖 𝙢ı 𝙞ç𝙞𝙮𝙤𝙧𝙨𝙪𝙣? – Ç𝙖𝙠𝙢𝙖𝙠𝙡𝙖 𝙤𝙮𝙣𝙪𝙮𝙤𝙧𝙪𝙢. + 𝙉𝙚𝙙𝙚𝙣? – Ç𝙖𝙠𝙢𝙖𝙠𝙩𝙖𝙣 çı𝙠𝙖𝙣 𝙖𝙩𝙚ş𝙞𝙣 𝙧ü𝙯𝙜â𝙧𝙡𝙖 𝙢ü𝙘𝙖𝙙𝙚𝙡𝙚𝙨𝙞𝙣𝙞 𝙞𝙯𝙡𝙚𝙢𝙚𝙠 𝙝𝙤ş𝙪𝙢𝙖 𝙜𝙞𝙙𝙞𝙮𝙤𝙧. + 𝙉𝙚𝙙𝙚𝙣? – Çü𝙣𝙠ü 𝙝𝙚𝙧 𝙨𝙚𝙛𝙚𝙧𝙞𝙣𝙙𝙚 𝙮𝙚𝙣𝙞𝙡𝙞𝙮𝙤𝙧 𝙫𝙚 𝙨𝙤𝙣𝙧𝙖 𝙮𝙞𝙣𝙚 𝙙𝙚𝙣𝙞𝙮𝙤𝙧...
Siz tam 18 sene ezanın Türkçe mi Arapça mı okuncağına dair münakaşa ederken Amerika uranyum bombasını 9 Ağustos 1945’te natgeo‘nin kuzeyindeki UA AAMI bölgesine atıverdi. Halbuki URA AAMIide Katolik katedrali vardı. Rahibi cemaat ile 8500 Hristiyan duman oldu. Modern dünyada tanrı galiba biraz küçüldü ve kim bilir nereye kayboldu.