Puan vermedi·192 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 07:11
Mucizeler, büyük olayların değil, sıradan görünen hayatların romanı. Elena Medel, üç kuşak kadının sessiz mücadelelerini, yoksulluğun ve toplumsal beklentilerin bıraktığı izleri büyük bir incelikle anlatıyor. Romanın en etkileyici yanı kahramanlarının yıllar boyunca biriken küçük fedakârlıklar, vazgeçişler ve suskunluklar gibi görünmez yükler altında ezilişlerini ve buna rağmen ayakta kalmalarını anlatması. Bu roman hayatın mucizelerden çok dayanma gücüyle kurulduğunu hatırlatıyor insana.
Edebiyat
MucizelerElena Medel · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388 okunma
Puan vermedi·559 syf.··
2026 132. kitabı
Orta Çağ Paris’inin o karanlık, tekinsiz ve büyüleyici atmosferinde; taş duvarların soğukluğu ile insan kalbinin en uç noktaları arasında mekik dokuyan sarsıcı bir kader ve trajedi anlatısı. Victor Hugo; kambur ve çirkin zangoç Quasimodo’nun saf ve karşılıksız aşkını, güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda’nın trajik yazgısını ve rahip Frollo’nun içini kemiren o karanlık tutkuyu anlatırken, asıl kahraman olarak Notre Dame Katedrali'ni merkeze alıyor. Toplumun dışladığı ruhların vicdan azabını, adaletsizliği ve kaderin (Ananke) kaçınılmazlığını muazzam bir edebi güçle işleyen bu ölümsüz eser, insanı dış görünüşün ötesindeki o saf ve derin şefkatle yüzleştiriyor.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dil ile dans
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:00
Yazarın okuduğum ilk romanı. Olaylar, hikaye, kişiler, mekanlar, tasvirler gerçekten de müthiş ve etkileyici değildi. Hatta bunların tamamı vasat ve kimi noktalarda vasatın altında idi. Bazı kitaplar tasvir kalitesi ile bazıları yüzlerce sayfa süren gizem ile kimileri bir başka yönü ile sizi mesteder. Bu kitapta bunların birçoğu yoktu. Fakat yazar dil ile öyle bir dans ediyor, yarattığı dilde öyle ince mizah yapıyor ki adeta dil ile sevişiyordu. Böyle bir konuyu "bir delinin hikayesini" bu şekilde anlatabilmek çok ince bir yaşanmışlık da gerektirir. Bu yönü ile beni ziyadesiyle memnun bıraktı. Kitap üç beş saat içinde bitirilebilecek fakat dili bir süre zihni meşgul edebilecek değerde. Tavsiye edilir, ayrıca yazarın diğer üç romanını da merak ettim bakalım, denk gelirse muhakkak okuyacağım onları da. Muhayyel Adnan İslamoğulları Muhayyel
MuhayyelAdnan İslamoğulları · Ötüken Neşriyat · 202615 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:34
İki anne, iki ayrı hayat ve nereye ait olduğunu bilememenin hikâyesi. On üç yaşındaki bir kızın, onu büyüten ailenin öz anne ve babası olmadığını öğrenmesinin ardından gerçek ailesine geri verilmesini konu alıyor. Kahramanın, alıştığı yaşamın tam zıttı olan yoksulluğun, sınıf farklarının ve kendini ait hissedemediği bir hayatın içinde yaşadıklarını kendi anlatımından okuyoruz. Gerçekler sarsıcı, üzücü ve yer yer rahatsız edici. Özellikle abisiyle yaşadığı ve bana oldukça gereksiz gelen detaya hiçte gerek yoktu. Yazar, ait hissedememeyi bu rahatsız edici olay üzerinden örneklendirmeye çalışmış ancak bu tercih beni rahatsız etti. Buna karşılık kız kardeşiyle kurduğu samimi bağı sevdim. Roman, aidiyet duygusunun insan hayatındaki yerini de düşündürüyor. Bana göre insan, koşullar ne olursa olsun; iyi ya da kötü, eksik ya da tam bir şekilde bir yere, bir insana ya da bir hayata ait hissedebilmeli. Kitabın sonunun nasıl biteceğini merakla beklerken, hikâye biraz havada kalan bir finalle noktalanıyor. Romanda abartılı dram, gözyaşı sömürüsü ya da gereksiz uzatmalar yok. Anlatım dili sade ve akıcı olduğu için okurken sıkılmıyorsunuz. Ancak çok satanlar arasında yer almasına rağmen beni beklediğim kadar etkilemedi. Karakterlerin yaşadığı duygu geçişlerini zaman zaman yeterince samimi bulmadım.
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,083 okunma
Puan vermedi
TEHANU.URSULA K.L.GUIN .23 NISAN 2020 MALATYA yerdeniz serisinin 4.kitabi TEHANU dil olarak diğer serilerine göre oldukça farklıydı. Konu olarak daha durağan fantastik öğelerin daha az kullanılması ve üstü kapalı diyaloglar sanki bir plani olmadan daldan dala atladığı olaylar ilk üç kitabındaki ritmi yakalayamadığı gibi oldukça bulanık da kalmış. Yanık yüzlü kız therru Tenarin koruması altında incitilmis, tecavüze uğramış bir ejdera kızıdır. Kadınların sosyal yasamdaki yerini her firsatta sorgulamayi kendine görev bilmiş Ursula k.l. guin bu konudaki hassasiyetini Therru nun içinde gizlediği o yakıcı ejderhanın gücüyle anlatırken " aa evet biz değerleyiz, güçsüz olduğumuz sürece " diyaloğu erkeklerin kadınlara bakış açısını ursulanin gözünden özetler. Ötelenmiş, örselenmiş therru ile onu koruması altına almış Tenar in sevgiyle iyileştirdiği Therru erkek olarak bir tek Ged den korkmaz çünkü ; GED Tenar için de Therru için de , Ursula için de bir erkekte bulunmasını ıstediği sevgi, şefkat kadına üstün değil eşit bir ruhtur.
TehanuUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20172,699 okunma
Üç Büyük Usta, Üç Büyük Dünya
Puan vermedi·228 syf.··
2026 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:05
Stefan Zweig'ın güçlü ve etkileyici üslubuyla kaleme aldığı Üç Büyük Usta adlı eserinde; Balzac, Dickens ve Dostoyevski'nin yalnızca edebî kişiliklerini değil, onların ruh dünyalarını, hayat mücadelelerini ve edebiyat tarihindeki yerlerini de okuyoruz. Zweig, bu üç büyük yazarı kuru bir biyografi anlayışıyla anlatmıyor; eserleriyle hayatları arasındaki bağı ortaya koyarak onları adeta yeniden inşa ediyor. Bir yanda Napolyon hayranlığıyla şekillenmiş, yarattığı karakterler aracılığıyla dünyayı fethetmeye çalışan toplumcu yazar Balzac vardır. Zweig, Balzac'ın romanlarını oluştururken benimsediği hayat anlayışını şu sözlerle özetler: "Onun yaşantısı yarattığı kişilerin zevklerine tutkuyla katılmaktan ibarettir." (s. 27) Balzac'ı ilgilendiren insanlar; tutkulu, ihtiraslı ve hayatı bütün şiddetiyle yaşayan insanlardır. Kendisi de tıpkı hayranı olduğu Napolyon gibi, bu kez ordularla değil kalemiyle dünyaya hükmetmek istemiştir. Dickens ise Viktorya döneminin çocuğudur. Disiplinin, aile değerlerinin, çalışkanlığın ve dindarlığın yüceltildiği; fakat aynı zamanda sınıf eşitsizliklerinin, yoksulluğun ve sosyal adaletsizliklerin de derinden hissedildiği bir çağda yetişmiştir. Bu sebeple eserlerinde toplumsal sorunlara sıkça yer verir. Ancak Dickens bir devrimci değildir. O, sistemi yıkmayı değil, aksayan yönlerini düzeltmeyi amaçlar. Gelenek ile değişim arasında bir denge kurmaya çalışır. Zweig'in dikkat çektiği önemli noktalardan biri de budur: Deha ile geleneğin çoğu zaman birbirine zıt kavramlar olarak görülmesine rağmen Dickens, bu iki unsuru eserlerinde büyük bir ustalıkla bir araya getirebilmiştir. Kitabın en etkileyici bölümü ise hiç şüphesiz Dostoyevski'ye ayrılan kısımdır. Zweig'in yaklaşık yüz yirmi sayfalık kapsamlı incelemesi, yalnızca bir yazar portresi değil,
Üç Büyük UstaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20256,3bin okunma