9/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:00
Voltaire'in, “Doğu hikâyesi” kılıfını kullanarak Avrupa toplumunu dolaylı biçimde eleştirdiği küçük romanı. Merkezde Sadık (Zadig) karakteri var: akılcı, iyi niyetli ve dünyayı çözebileceğine inanan biri. Romanın içerdiği zıtlık da burada: Sadık’ın aklı, onu doğruya değil, çoğu zaman yanlış anlaşılmaya götürür. Bu durum Voltaire’in temel tezlerinden birine bağlanır: İnsan aklı güçlüdür ama gerçekliği bütünüyle kavrayacak kadar güvenilir değildir. Eserin en önemli temalarından biri kader meselesi. Sadık sürekli “Neden bunlar başıma geliyor?” sorusunu sorar. Olaylar zinciri rastlantı gibi görünür fakat sonunda her şeyin bir tür geçmiş bağlantı içinde olduğu hissi verilir. Ancak Voltaire burada metafizik bir kader öğretisi sunmaz; daha çok, insanın geriye dönük anlam üretme eğilimini hedef alır. Yani “kader” dediğimiz şey, çoğu zaman olaylar bittikten sonra görebildiğimiz bir desendir. Adalet teması da keskin. Sadık iyi olmasına rağmen sürekli cezalandırılır. Bu durum, dünyada ahlaki davranış ile sonuçlar arasında doğrudan bir ilişki olmadığını gösteriyor. Voltaire’in ironisi de burada: Evren, insanın ahlak beklentilerine göre işlemez. Bu fikir, dönemin iyimser “düzenli evren” anlayışına açık bir itiraz olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, küçük hacmine rağmen üç şeyi aynı anda yapıyor: kader fikrini çözmek, adalet duygusunu sarsmak ve insan aklının sınırlarını görünür kılmak. Hiciv dolu bir kitap.
Sadık veya KaderVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,990 okunma
beni tanıştığımız güne geri götür :(
8/10
·324 syf.··
2019 52. kitabı
bu serınin ilk uc kıtabını lısedeyken okumustum, o safe havayı ozledıgım tekrar bır ılk kıtaba bakayım derken okumus bulundum tekrardan ve yıne aynı seylerı hıssettırdı. ıns bıtırıcem bu serıyı üşenmezsem
Bir Genç Kızın Gizli Defteriİpek Ongun · Artemis Yayınları · 202520,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
3/10
·168 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 02:47
3/10 Bugün, yeni bir yazarla tanışacak olmanın heyecanıyla elime aldığım ama ne yazık ki ciddi bir hayal kırıklığıyla bitirdiğim bir kitapla geldim: Toshikazu Kawaguchi’den "Elveda Demeden Önce". Aslında bu kitabın dünyaca ünlü bir serinin parçası olduğundan bile haberim yoktu, kapağında görünce öğrendim. Niyetim popüler bir serinin gölgesine sığınmak değil, edebiyatta tamamen yeni bir kapı aralamaktı. Ne yazık ki araladığım bu yeni kapı, arkasında derinlikli bir dünya yerine büyük bir yapaylık barındırıyormuş; bu yüzden kitaba puanım net bir şekilde 10 üzerinden 3. Kitapta bana az da olsa dokunabilen tek yer baba-kız hikayesi oldu diyebilirim; gerçi orada da kız karakterin tavırlarına epey kızdım. Onun dışındaki diğer üç hikaye bende ne yazık ki hiçbir duygu uyandırmadı. Kitabın en büyük problemi, her bölümde temasal olarak tamamen aynı döngünün etrafında dönüp durması. Zaman yolculuğunun kurallarının her bölümde en baştan, defalarca tekrar edilmesini bir yere kadar anlıyorum; yazar her seferinde bunun yeni bir hikaye olduğunu hatırlatmak istemiş olabilir. Ama bunu yapana kadar keşke hikayelerin gidişatına biraz el atsaydı, kurguyu derinleştirseydi diye düşünmeden edemedim. Hikayenin geçtiği kafenin sahipleri ve çalışanları ise o kadar mesafeli ve tabiri caizse "buzdolabı" gibilerdi ki... Sıcak, samimi, "bizden" olan hiçbir duygu barındırmıyorlardı. Okurken kafamda sürekli şu soru belirdi: Bu seri nasıl bu kadar çok okunmuş? Serinin diğer kitaplarını okumadım ama eminim ki onlarda da tek bir olay üzerinden sadece kişiler değiştirilerek aynı şeyler anlatılıyordur. Kısacası; kendini sürekli tekrar eden kurgusu, yorucu kural tekrarları ve insanı içine çekmekten uzak, soğuk karakterleriyle benim için edebi derinlikten çok uzak, ticari bir tekrardan ibaret kalan, oldukça
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025604 okunma
Yeşilçam, Türkiye gibi
9/10
·608 syf.··
2026 53. kitabı
Vedat Türkali'yi severek okuyorum. Ülkemizin yakın tarihinden kesitleri içinde insan ilişkileri, kaygılar, umutlar, sevgisizlikler, arzular, daha neler neler... Bu usta yazarımız, bir yandan geleneksel toplumcu gerçekçi romanlardaki gibi yazıyor ama öbür yandan ve asıl önemlisi, modern romancılarımız gibi bireyin iç dünyasına, içses, çoğul anlatım gibi tekniklerle eğiliyor. Ayrıca, ironik bir anlatımı var. Bu romanında üç anakarakter her bölümde sırayla başrolü alıyor, hepsini izlerken gülüyoruz, özellikle de Zühtü Bey'i. Romandaki Gündüz karakteri bir bakıma yazarın görüşlerini yansıtıyor gibi. Yeşilçam'ın yozlaşmasının hem ekonomik hem de politik olduğunu görüyoruz. Yerli sinema bir ara Batı taklidi oluyor, ama yeterince popüler olup iyi para kazanabilmek için alaturka melodrama başvuruyor. Politik baskı ise pornografiye kayılmasına neden oluyor. Öykünün son ana bölümündeyse, yerli-yabancı ilaç tekeline karşı mücadele etmenin çok çetin şartlar yarattığı ve yerli film sektörünün özgün ve toplumsal eleştirel içerikli üretim yapmasının önünün vahşice kesilmesi anlatılıyor.
Yeşilçam Dedikleri TürkiyeVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015251 okunma
Sanırım tüm öykülerini okuyacağım
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:29
Kitabın ilk öyküsü Goethe Öleyazıyor’u okumakta en başta zorlandım. Tanımadığım Goethe ile ilgili olan bir çok isim geçiyordu. Goethe’yi de tanımıyordum. Goethe’nin son anları mı yoksa öleyazıyordu sonra ölmedi de yaşamaya devam mı etti onu da anlamadım. Tekrar okuyunca oturacak galiba. Neyse ki tanımasam da anlamasam da Goethe ve yakınları ile son anları ile birebir yanında olmayı hissetmek hoşuma gitti. İkinci öykü Montaigne’yi samimi içtenlikle ailesini ve kendini anlatması çok lezzet vericiydi. Başka kitaplar okuyayım derken bu lezzette öyküler kitaplar bulabilecek miyim kaygısına düştüm. Lovecraft’ım küçük bir kitabını okuduktan sonra ciltli tüm öykülerini almıştım. Bernhard’ın ise böyle bir ciltli tüm öyküler kitabı yok. Olursa hemen almak isterdim de yine de üç beş kitabını alacağım. Bir de Bernhard üniversite yıllarında Üniversite Kütüphanesinden aldığım bir kaç kitabını okuduğum Nermin Uygur kitaplarını hatırlattı.
Goethe ÖleyazıyorThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2020463 okunma
8/10
·703 syf.··
2026 171. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:24
İşgal İstanbul’u zamanlarını anlatan kitapları okuma isteğiyle başladığım ve bitirdiğim bir kitap daha. Kitap oldukça yoğun ve çok karakterden oluştuğu için okuma serüvenim gereğinden fazla uzadı ama nihayetinde bitirebildim. Abdülhamid istibdadı zamanlarından başlayıp cumhuriyetin ilanına kadar olan devreyi anlatan çok katmanlı tarihi verilere dayanarak yazılmış muazzam bir çalışma olmuş. Eski İstanbul’u, bürokrasi ve sosyete yaşantısını, dönemin olaylarını merak edenler mutlaka bir şans versinler bu romana.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,366 okunma