Bariz bir soru sormaya başladım kendime. Hayat hızlanırken, biz de enformasyon sağanağı altında gitgide hiçbir şeye odaklanamaz hale gelirken, neden yeterince tepki olmamıştı? Hayatı açık seçik düşünmemizi mümkün kılacak bir hıza indirmeyi neden denememiştik? Bu sorunun yanıtının ilk kısmını -sadece ilk kısmını- Profesör Earl Miller'la görüşmeye gittiğimde buldum. 16 Sinirbilim alanında dünyanın önemli ödüllerinden bazılarını kazanmış olan, en yeni teknolojilerle yürütülen beyin araştırmaları üstünde çalışan Earl'le Mas-sachusetts Teknoloji Enstitüsü'ndeki (MIT) ofisinde görüştüm. Sınırlarımızın farkına varıp onlarla yaşamayı öğrenmek yerine -topluca- muazzam bir aldanma içine düştüğümüzü söyledi doğruca.
Her insanın anlaması gereken hayati bir gerçek var, dedi Earl, açıklayacağı diğer her şey de buna dayanıyordu. Zihnimizde "beyin [aynı anda] sadece bir veya iki düşünce üretebiliyor". O kadar. "Tek bir şeye odaklanabiliyoruz. Bilişsel kapasitemiz çok sınırlı." Bu du-rum "beynin temel yapısından kaynaklanıyor" ve hiç değişmeyecek. Ama bunu kabullenmek yerine bir mit icat etmişiz, dedi Earl. Üç, beş, on şeyi aynı anda düşünmenin mümkün olduğunu sanıyoruz. Öyleymiş gibi yapacağız diye, aslında insanlar için düşünülmemiş olan bir terimi kendimize yormuşuz. Bilgisayar bilimciler 1960'larda birden fazla işlemcisi olan, yani iki (veya daha fazla) şeyi sahiden aynı anda yapabilen makineler icat etmiş, bu makine gücüne de "çoklu görev" (multitasking) adını vermişlerdi. Sonrasında bu kavramı alıp kendimize uyguladık.
Sayfa 44 - Metis/Ağustos 2025/10.basım/İstanbul