10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 16:33
Tarık Tufan'ın Gece Açan Çiçekler adlı romanı, okuru ilk sayfadan itibaren içine çeken, duygu yoğunluğu yüksek bir eser. Kitapta yer alan her karakterin kendine özgü bir hikâyesi ve taşıdığı bir yük var. Bu yönüyle roman, yalnızca olayları anlatmakla kalmıyor; insanların iç dünyalarına da dokunuyor. Okurken en çok dikkatimi çeken nokta, karakterlerin gerçek hayattaki insanlar kadar doğal ve samimi hissettirmesiydi. Her birinin yaşadığı acılar, umutlar ve hayal kırıklıkları beni derinden etkiledi. Bazı bölümlerde hikâyelerin eksik bırakılmış ya da açık uçlu kaldığını düşündüm. Ancak bu durum, kitabın büyüsünü bozmak yerine okuyucunun hayal gücüne alan açıyor. Tarık Tufan'ın sade ama etkileyici dili, kitabın duygusal atmosferini güçlendiriyor. Özellikle insan ilişkilerine ve hayatın kırılgan yanlarına yaptığı vurgu, eseri daha da anlamlı kılıyor. Kitabı bitirdiğimde karakterlerden ve hikâyelerden uzun süre kopamadım. Sonuç olarak Gece Açan Çiçekler, bende derin izler bırakan ve büyük bir keyifle okuduğum bir roman oldu. Duygusal derinliği, etkileyici karakterleri ve başarılı anlatımı nedeniyle bu kitaba 10 üzerinden 10 puan veriyorum. Türk edebiyatını seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. :::
Duygu ve Düşünce
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,1bin okunma
7/10
·256 syf.··
2026 59. kitabı
Konusu ilgimi çeken bir kitaptı ve uzun zamandır okumak istiyordum hatta sabırsızlandığımdan ilk filmini izledim kitabını okuyamadım neden diye sorarsanız eğer bende tam bilmiyorum sanırım okuyasım gelmedi. Daha önce de agatha christie'nin on kişiydiler kitabını okumuştum ve sevdiğimi söyleyebilirim o yüzden bu kitabı da merak ediyordum ama sanırım filmini daha önce izlediğimden katilin kim olduğunu bilerek okumaya başladım ( bu arada filmi de izleyebilirsiniz hatırladığım kadarıyla o da güzeldi) o yüzden on kişiydiler kadar sarmadı. Benden kaynaklı bir sorun o yüzden kitaptan çok puanda kırmadım sadece okurken biraz öylesine okumuş hissettim bilmiyorum polisiye okurken katili tahmin etme kısmında bir gerilim ya da herhangi bir duygu hissetmem gerekiyor diye düşünüyorum ( çok polisiye okumadığımdan polisiye kitabını nasıl değerlendireceğimden emin değilim) Neyse kişisel düşüncelerin yanında konusuna gelelim Bir dedektifimiz var ve bu dedektifin istanbuldan paris'e gitmesi gerekiyor ve bütün vagonlar dolu bir kişi gelmeyince onun yerine geçiyor, vagona biniyor ve oradaki yolcuların bazılarıyla tanışıyor neyse sonrasında gece cinayet işleniyor ve bu cinayetin soruşturmasında da dedektifimiz üstleniyor ayrıca tren de karların yoğunluğundan yollar da kapandığından tren rötar yapmış durumda, o halde katil kim? Sonuç olarak kitap fena değildi konusu da güzeldi ama okurken pek eğlenemedim üstte açıkladığım sebeplerden kaynaklı eğer filmini izlemeseydim daha çok severdim eminim sonu bu arada katil bulunuyor ama biraz açık uçlu bitiyor sanki kitabın tüm amacı sanırım katilin bulunmasıydı bu yani da sevemedim bulunduktan sonra ne oldu onu da bilmiyoruz gerçi on kişiydiler de de öyleydi hatırladığım kadarıyla görevlerini yapıyorlar ve bitiyor kitap. Not: kitapta türkiyeyle
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·272 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 07:54
The Arrangement, The Amendment ve bu son kitap The Atonement ile üçlü seri tamamlanmış oldu. Bence serinin en kötü kitabıydı. İlk kitabın yanından bile geçemez hatta. Yazar ilk kitapta hikayeyi tamamlasaymış yeterli olurmuş ama uzatmayı tercih etmiş. Seri sona yaklaştıkça da saçmalamaya başlamış. Nihayet bitti dediğim romanlardan oldu.
The AtonementKiersten Modglin · Kiersten Modglin · 20221 okunma
Puan vermedi
#OkuduğumKitapBeniBitirdi Utanç odası Masumiyet/--Utanç Odası İtiraf / Chrysiida Dimoulidou ️Dikkat ️ Bu kitabı psikolojik altyapısı sağlam ve ruhsal durumu güçlü olmayanlar okumasın... Bu kitabı yazmak ne kadar cesaret isterse, okumakta o kadar cesaret ister....... Kitapları bir milyondan fazla satan yazar Chrysiida Dimoulidou gerçekten cesaret gerektiren bir iş yapmış. Utanç Odası, Yunanistan'ın Mora Yarımadası'nda, Messinya'daki küçük bir köyde; din kisvesine bürünmüş zalim bir babanın ve zayıf, çaresiz, Zır cahil bir annenin gölgesinde yaşam mücadelesi veren üç kız kardeşin hikâyesini anlatıyor. İki kitaptan oluşan bu serinin ilk kitabında olaylar tam anlamıyla sonuca ulaşmayan açık uçlu sorular gibiydi. Kitabın sonuna geldiğimde, sanki pimi çekilmiş bir el bombası kucağıma bırakılmış gibi hissettim. İkinci kitap ise çok daha sarsıcı ve çarpıcı bir itirafların olduğu her soru cevabını buluyor. Okuduktan sonra dehşete kapılmamak gerçekten mümkün değil. İnsan olmanın anlamını sorgulatan, aklın sınırlarını zorlayan ve tarif edilmesi güç bir iğrençliği gözler önüne seriyor. Dünyada ve ülkemizde var olmasına rağmen çoğu zaman konuşulmayan ensest gerçeği, büyük bir cesaretle, tüm çirkinliği ve rahatsız edici yönleriyle anlatılıyor. İtirafların birbiri ardına geldiği her bölüm, yüreğimi paramparça ederken inandığım tüm değerleri yok etti. Tüm insani değerlerin ayaklar altına alındığı bu hikâyeyi, kayalıklara doğru sürüklenen bir geminin ne zaman fırtınaya yakalanıp alabora olacağını bekler gibi, büyük bir tedirginlik ve endişeyle okudum. Özellikle mahkeme bölümlerini okurken göz yaşlarım isyan etti. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. Bir aileye yaşatılan utanç, baskı, şiddet, tecavüz, taciz, tehdit, acı, suç, katil, psikolojik istismar ve
Utanç Odası 2Chrysiida Dimoulidou · Pena Yayınları · 201681 okunma
8/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 07:53
Kızıl Karma Jean-Christophe Grangé Yazar bizi 1968 Mayıs ve Haziran aylarında, Fransa'da tutucu De Gaulle iktidarına karşı Nanterre Üniversitesi'nde başlayan öğrenci hareketi, giderek büyümüş ve işçi kesimin desteğini alarak ülke çapında ayaklanmaların, fabrika işgallerinin ve genel grevin yaşanmasına yol açan olaylara götürüyor. Bu olaylardan hareketle Paris sokakları bir nevi savaş alanına dönmüştür. Polislerin bu ayaklanmaları , protestoları bastırma çabası sürerken üniversiteli bir genç kız vahşi bir şekilde evinde öldürülmüş bir şekilde bulunur. Genç kız öldürüldükten sonra vücudunu bir yoga pozisyonu şekline getirerek bırakmıştır katil . Acaba neden ? Kurban , kitap karakterlerinden Herve ve Nicole ' nin arkadaşıdır. Polis cinayeti soruşturmaya başlar. Ekipteki polislerden biri de Herve'nin abisidir fakat üvey (anneleri bir , babaları farklı ) Aradan fazla zaman geçmeden yine bir genç kız aynı şekilde ve aynı pozisyonda ölü olarak bulunur. İki kurbanın ortak noktası yine Herve ve Nicole 'in ortak arkadaşları olması . Gerçekleşen cinayetlerin merkezi bu iki kişi olması akla bir sürü soru getirir. Jean Louis(Herve'nin abisi polis) Hindistanla bağlantılı bir ip ucu bulunca katili aramak için bu üçlü ekip Hindistan'a gitmeye karar veriyorlar. Fakat birgün öncesinde Herve gizemli iki Hintli tarafından kaçırılıyor. Nicole ve Jean Louis ise Fransa'dan Kalküta 'ya, Hindistan'ın Varanasi şehrine oradan da Roma' ya kadar katilin ve Herve'nin peşinde koşmaya başlıyorlar . Gittikleri yerlerde farklı farklı tarikat, din , mezhep ve farklı inançlara mensup kişilerle karşılaşıyorlar. Öldürülen kişilerin sadece o iki üniversiteli kız olmadığını daha pek pek gencin vahşice , ilginç acımasız tarikat kurallarına göre öldürüldüklerini
Kızıl KarmaJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20241,423 okunma
Sıra dışı Bir Çocuğun, Kitapların ve Özgürlüğün Hikayesi: Matilda
8/10
·252 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 14:53
Filmini büyük bir hayranlıkla izlediğim Matilda’yı, sonrasında kitabından okumak benim için bambaşka bir deneyim oldu. Sayfaları çevirirken filmdeki sahnelerin tek tek gözümde canlanması, hikayeyle kurduğum bağı daha da güçlendirdi. Hem izlerken hem okurken hissettiğim şeyler o kadar ortaktı ki, Roald Dahl’ın bu büyülü dünyası zamansız bir başyapıt olduğunu bir kez daha kanıtladı. Genelde çocukların anne ve babalarının birer kopyası olması, onların rollerini benimsemesi beklenir. Toplumun kodladığı "doğru" budur. Ancak Matilda’da bunun tam tersini görüyoruz. Matilda, onu hiçbir şekilde anlamayan, vizyonsuz ve sevgisiz bir ailenin içinde adeta kendi kendini yetiştirmiş bir çocuk. ​İşte tam bu noktada kitabın bize sunduğu en değerli mesaj devreye giriyor: Kitapların bir insanı nasıl inşa edebileceği. Matilda’nın o küçücük yaşta kütüphane yollarını aşındırarak sığındığı o sayfalar, ona sadece bilgi vermedi; onu büyüttü, geliştirdi ve ona ailesinin sunamadığı o vizyonu kattı. Kitaplardaki bilginin ne kadar kıymetli olduğunu ve bir insanın karakter gelişiminde nasıl mucizeler yaratabileceğini Matilda'nın gözlerinde çok net görebiliyoruz. Hikayede Bayan Trunchbull gibi "Gerçek hayatta da maalesef böyle insanlar var" dediğimiz zorba bir karakterin karşısında, Bayan Honey gibi bir vahanın olması içimizi ısıtıyor. Matilda ve Bayan Honey arasındaki o sohbetler, o naif muhabbet çok etkileyiciydi. En çok hoşuma giden detay ise Bayan Honey’nin karşısındaki küçücük kız çocuğunu küçümsemeyip, onu kendisine denk bir birey, bir ruh ikizi olarak görmesi oldu. Bu, bir çocuğun ruhuna dokunabilecek en güzel yaklaşımlardan biri. Matilda’nın ilk başlarda zihniyle nesneleri hareket ettirebilmesi ama daha sonra zor ve karmaşık derslere geçtiğinde bu yeteneğini kaybetmesi kitaptaki en
MatildaRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 20224,291 okunma