Hristiyanlıkta Teslis (Üçlü Birlik)
Hıristiyanlığın ayırt edici özelliği İsa’nın Tanrı’nın vücut bulmuş hâli, Tanrı’nın Oğlu olarak kabul edilmesidir. Gelgelelim bu, çoğu ana akım Hıristiyan inancının merkezinde yer alan inancın yalnızca bir yönüdür: Tek bir Tanrı üç farklı biçimde varlık gösterir. Bu inanç, Yahudilikten miras alınan tek Tanrı fikriyle çelişiyor gibi görünebilir ancak Hıristiyanlığın Teslis doktrini, İncil’de Tanrı olarak adlandırılan üç kişinin tek ve aynı cevher olduğunu, basitçe farklı şekillerde tezahür ettiğini açıklar. Tektanrıcılık açısından bakıldığında Tanrı Baba’yı her şeye kadir, tek yaratıcı olarak kavramak kolaydır; Tanrı Oğul İsa, daha incelikli bir kavramdır ve enkarnasyonundan önce ve sonra Tanrı’nın tecessüm ettiği anlamına gelir. Benzer şekilde Kutsal Ruh, İsa’nın vaftizinde inen bir güvercin ve İsa’nın takipçilerine dirilişinden elli gün sonra Hamsin Yortusu’nu kutlarken sembolik biçimde ateşten diller olarak kendini gösteren, kendine özgü şekliyle Tanrı’nın bir yönünü ifade eder.
Sayfa 258·Kitabı okuyor
Eylemin taktiği yorumu içerir, eylemi gerçekleştiren sözdür, Öte yandan söz olmadan eylem söylemeyi sağlayan bir olgudur. Suret stratejisi eylemi destekleyen toplumsal bağın failinin yerini işgal etmenin bir yoludur. Ve artı keyif politikası yapısal ırkçılığımızı oluşturan dışsal nesneyi konumlandırmamıza olanak sağlar, nesne ne kadar simgeselin dışındaysa ve gösterenin öznesinin karşısındaysa özne o kadar hiçbir şey bilmek istemez, onu reddeder ama yine de onu tekrar tekrar karşısında bulur. Jouissance alanına yerleştirilen bu üçlü bize tedavinin yönünü belirlemede yol gösterebilir ve ayrıca dünyanın içindeki yersiz yurtsuzluğumuzda bize bir yön verebilir.
Sayfa 32 - Artı-Keyif Politikası, Antonio Quinet·Kitabı okuyor
Psikoloji
Reklam
Altın Niteliğindeki Üçlü
Eminim polis Büyük Üçlü'yü kontrol ediyordur. . Büyük Üçlü mü? . Televizyondaki suç programlarında bahsettikleri şey. Polis bir cinayet soruşturmasını suçluyu bulmak için her zaman üç şeye bakar: sebep, araç ve fırsat.
Sayfa 243·Kitabı okudu
Alıntı
DERSİM KATLİAMI ve MÂNÂLARI İDÂM EDEN TARİH...
(...) “En aşağı 50.000 Müslümanın kanını ve canını ihtiva etmesi bakımından, kalın hatlarıyle bir harita gibi çizdiğimiz ve şu anda yalnız ana prensip ve mânâsıyla tesbit ettiğimiz bu facianın, tarihte bir benzeri gösterilemez. Babalarını arayan ve yanına gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocuğun Hozat Kaymakamı tarafından süngületilerek babalarının yanına gönderilmesi… Kendisinin öğretmen ve köy halkıyle alâkasız bir şahıs olduğunu iddia ederek alevler içinden fırlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atılması ve karşısında sigara içilmesi… Buğday sapları üstünde yakılan, daha evvel kurşunlanmış bütün bir köy halkı… Annesinin karnından sivri uçlu bir âletle çıkartıldıktan sonra yaşamakta devam eden ve hâlâ topuğunda bu sivri uçlu âletin izini taşıyan çocuk… Bir dere içinde boğazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdın bulunması bir hayli zorluğa yol açan yirmi mâsum… Ve buna benzer daha neler, daha neler!.. Cesetleri değil, mânâları muhakeme ve idâm eden tarih, bakalım bu 50.000 çocuk, genç, ihtiyar, kız, kadın, hasta, alil Müslüman cesedine karşılık kaç ferdin mânası üzerinde ebedî idam kararı verecektir?”
Sayfa 173 - 174 Büyük Doğu Yayınları
Dersim Katliamı
En az 3 çocuğu olana Tokiden ev çıkıyor ama bizde :)
Çekirdek Erimesi. Eğer bağımsız, yalıtılmış çekirdek aile birimi insanların en doğal haliyle kendilerini ait hissettikleri yapıysa, o vakit modern toplumlar ve din, niçin bu çekirdeği eşcinsel evlilikler veya 'geleneksel olmayan yollarla' evlilik girişimlerinden korumak için vergi indirimleri ve yasalarla bu denli kendini paralıyor? Aslında evlilik göçmenlik ve mülkiyetle ilgili yasalar dışında niçin yasal bir konu olsun ki? İnsan doğasına bu kadar içkin bir şey, niçin böyle sıkı bir yasal korumaya ihtiyaç duysun? Dahası bu çekirdek üçlü doğamıza bu kadar içkinse, niçin gittikçe daha azımız bu şekilde yaşamayı tercih ediyor? ABD'de çekirdek aile oranı 1970'lerde yüzde 45 iken, şimdi bu oran yüzde 23,5'e indi. 1930'da Amerika'da evli çiftler (çocuklu veya çocuksuz) bütün hanelerin yüzde 84'ünü oluştururken, bu oran şimdi yüzde 50'nin biraz altında.
Reklam
Reklam