10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2025 14:24
Tess Gerritsen'in ilk polisiye gerilim kitabı: Kayıp Kızlar (Başka bir yayın evinde "Ruhundaki Zehirle Yüzleş" ismi ile yayınlanmış.) Genç, güzel ve isimsiz bir kadın cesedi çöplerle dolu bir yerde bulunur. Yanında kişisel bir eşyası ve kimliği yoktur. Kim olduğu ve neden öldürüldüğü belli değildir. Onun hakkındaki tek delil elinde buldukları kibrit kutusunda yazan telefon numarasıdır. Kibrit kutusunda bulunan telefon numarasının sahibi ise ilaç şirketi sahibi Adam Quantrell'dir ve kayıp olan üvey kızını aramaktadır. Tek kurban bu kadın değildir ikinci ve üçüncü kurbanlarda aynı şekilde ölünce adli tıp uzmanı Kat Novak, elinde ölümcül bir ilaçla sokaklarda gezen bir katilden şüphelenir. Kat ölümleri durdurmaya kararlıdır ama çok geçmeden kendi hayatının da tehlikede olduğunu fark eder. Artık hem kendi hayatını korumalı hem de bu insanları kimin öldürdüğünü bulmalıdır. Okuduğum ilk Tess Gerritsen kitabı olan Kayıp Kızlar aynı zamanda yazarın da bu türde yazdı ilk kitapmış. Gerritsen polisiye gerilim alanında ciddi bir kitleye sahip ve oldukça ünlü kitapları var. Yazarın kalemini beğendim diğer kitapların da okumayı düşünüyorum. Oldukça sürükleyici ve akıcı bir kitaptı okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
Kayıp KızlarTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20184,085 okunma
Hüseyin Algül, İslâm Tarihi. Mustafa Polat İnceleme
Puan vermedi·
Hüseyin Algül, İslâm Tarihi. 3 Cilt. Bursa: Emin Yayınları, 2018. Mustafa Polat Günümüzde tüm insanlığın Hz. Peygamberin hayatını öğrenmeye her zamankinden daha fazla muhtaç olduğu noktasından hareketle kaleme alınan eserin önemli bir boşluğu doldurduğuna şüphe yoktur. Kitabın kaynakları arasında ilk sırada Kur’an, sonra hadis-i şerifler ve tedvin döneminden bugüne kadar ki muteber siyer kaynakları yer almıştır. Türkçe yazılmış Siyer-i Nebi kitaplarına yer verilerek milletimiz bu eserlerden haberdar edilmiş ve bu sahada emek harcamış zevata teşekkürlerini sunmak vefakârlığı gösterilmiştir. İncelenen eser; üç cildinin müellif, son cildinin Prof. Dr. Osman Çetin tarafından hazırlanarak daha önce yayınlanmış olan dört ciltlik kitabın (İslam Tarihi, Gonca Yayınları, İstanbul, 1986) gözden geçirilerek yayınlanmış halidir. Güncellenmiş halinde Türk İslam Devletleri’ni içeren son cilt çıkarılmıştır. Üç ciltlik eserin ilk iki cildi Hz. Muhammed (s.a.v.) devrine ayrılmıştır. Birinci ciltte girişten sonra beş bölüm yer almaktadır. İkinci cilt konu bütünlüğü açısından birincinin devamı niteliğinde olup 6-7 ve 8. bölümler ile sonuç ve ekleri içermektedir. 3. cilt Hulefâ-i Râşidîn devri olaylarına ayrılarak konular altı bölümde incelenmiştir. Yazar önsözde (s.17-20) Siyer-i Nebi konusunda araştırma yapma ve bilgi sahibi olmanın önemine vurgu yapmıştır. Kur’an’ı doğru anlama, İslam’ı en güzel şekilde algılama ve özümsemenin ancak bu sayede gerçekleşeceğini ifade etmiştir. İnsanlık için rehber olan Hz. Peygamberin hayatının her dem taze ve canlılığını koruduğunu, nasıl ki yeni tefsirler yazılıyorsa aynı şekilde yeni Siyer-i Nebi çalışmalarına da gerek olduğunu söylemiştir. Giriş (s.21-38) “Peygamberler, peygamberlik ve Hz. Muhammed (s.a.v.)” adını taşımaktadır. Müellif burada
Alıntı
İslam TarihiHüseyin Algül · Emin Yayınları · 20189 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 12:41
David Eagleman'dan okuduğum üçüncü kitabı. Daha önce Beynin Gizli Hayatı ve Canlı Devre kitaplarını okumuştum. Bu kitap da diğer iki kitabın derlemesi olmuş gibi. Diğerlerinden farklı bir şey sunmuyor ama farklı bir şekilde sunuyor. Benim en rahat okuduğum kitabı bu oldu. Konu başlıkları doğru şekilde ayrılmış ve az ama öz örneklerle doğrudan konular anlatılıyor. Kitapta beynin yapısını özgür irade, bilinç, benlik, kimlik, karar alma gibi felsefeyi de kapsayan konularla harmanlayarak anlatıyor. Sizi zaman zaman düşündürüyor. Nörobilime ilgisi olan herkese öneriyorum.
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma
Bismillâhirrahmânirrahîm Başlıyorum Öncelikle mantık hatası Kocaman şövalye bir okla nasıl öldü ? İkinci sorun neden isimler çok tuhaf Üçüncü sorun neden dersler çok uzatılmış ve betimlemeler ya çok ya az Ve diyologlari siktir et zaten " öpecek gibi yaklaştım " sakın beni kucumsemede eryx " Birde düşmandan aşka diyip neden aşk çekmesi gibi akıyor ve çoğu prensesin derdi koca bulmak Adora ablayı severim samimidir ve bu ilk kitabı o yüzden bu kadar hata olması normal
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,703 okunma
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:37
7 Tutsak 1 Ölü serisinin üçüncü kitabı olan Cambaz, benim için serinin şu ana kadar en çarpıcı, en gerilimli ve en duygusal kitabı oldu. Düzenbaz'ın sonunda yaşanan olaylardan sonra Afra'nın hayatta kalıp kalmadığını büyük bir merakla bekliyordum. Kitabın başında kendisini Ölüm'ün elinde, farklı bir yerde tutsak olarak bulması hikâyeye oldukça güçlü bir giriş yapılmasını sağladı. Afra'nın yaşadığı süreç beni gerçekten etkiledi. Fiziksel olarak ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda psikolojik olarak da büyük bir savaş veriyordu. Onu hayatta tutmaya çalışan doktorun bir organ mafyası olması, psikiyatristinin ise daha önce maskelilerden biri olarak tanıdığımız On Üç çıkması hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Özellikle On Üç'ün geçmişte Ölüm'e terapi vermiş olması, Ölüm karakterine dair merakımı daha da artırdı. Bu bölümler boyunca sürekli diken üstündeydim çünkü kimin ne kadar tehlikeli olduğunu kestirmek mümkün değildi. Afra'nın bulunduğu yerden kaçmaya çalıştığı sahneler kitabın en heyecanlı bölümlerindendi. Her sayfada yakalanacak mı, başarabilecek mi diye düşünerek okudum. Sonunda yeniden diğer tutsakların yanına döndüğünde yaşanan duygusal anlar da oldukça etkileyiciydi. Özellikle herkesin Afra'yı öldü sanmış olması ve yeniden karşılarında görmeleri beni duygulandırdı. Yaşanan kırgınlıkların ardından aralarındaki bağların tekrar güçlenmeye başlaması da güzeldi. Bu kitapta karakterlerle olan bağım daha da arttı. Özellikle Afra ve Mete arasındaki abi-kardeş ilişkisini çok sevdim. Birbirlerine olan destekleri ve koruma içgüdüleri karanlık atmosferin içinde sıcak bir detaydı. Çağrı'nın karakter gelişimi de dikkatimi çekti. İlk kitaplara göre çok daha farklı bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Kitabın en şaşırtıcı taraflarından biri ise ortaya çıkan ihanetlerdi. Kutay
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025309 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 22. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 14:54
Halide Edib Adıvar'ın çocukluğunun geçtiği evden adını alan bu kitabı aslında sadece bir hatırat değil, Osmanlı’nın son dönemlerinde aktif hayatın içinde rol alan bir kadının yakın tanıklığı. Kitabın birinci kısmında yazar, henüz duygularını, karakterini tam anlamıyla keşfetmemiş annesiz büyüyen biz kız çocuğu olan kendisine dışardan bakar ve üçüncü bir kişiymiş gibi bahseder. Bu dönemde Mevlevilik etkisinde ve gelenekçi bir haminne ile alafranga görüşlü, kızına İngiliz tarzı eğitim vermek isteyen bir baba ile büyüdüğünü anlatır. İkinci kısma geçerken şöyle der: “Bundan sonra küçük kızın hikâyesi artık benim oldu; çünkü o zamana kadar hatırladıklarım hep rüyaya, hayale benzeyen şeylerdir. Halbuki ondan sonraki olaylar kendi şuurumun temelini teşkil eden hisleri meydana çıkardılar.” (s.43) Hikayesini kendi eline aldığı ikinci kısımda, 2.Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte Tevfik Fikret’in çıkardığı Tanin’de feminist yazılar yazmaya başlayan yazar, muhafazakar çevrelerin tepkisini çeker ve 31 Mart ayaklanması ile ölüm ile burun buruna gelir. Bu nedenle kaçtığı Mısır’dan da bir süreliğine İngiltere’ye geçer ve burada İngiliz gazeteci İsabelle Fry’ın evinde misafir olur, Bernard Russel gibi isimlerle tanışır. Eşinin ikinci evliliği yapmak istemesini kabul etmez ve boşanır. Balkan Savaşı sonrası döndüğü memlekette Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer alır ve gönüllü yardım işlerinde çalışır. Bu dönemde Türk Ocağı’nda Turancılık ilkesini benimser ancak bir süre sonra Ziya Gökalp ile fikir ayrılığına düşerek ayrılır. Öğretmenlik yapar, öğretmenlikten istifa ettikten sonra Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirilir. 1916’da Cemal Paşa’nın daveti ile Arap eyaletlerinde görevlendirilir bu dönemde daha önce gönüllü yardım işlerinde tanıştığı Dr.
İnceleme
Mor Salkımlı EvHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20253,699 okunma