“İnsan düşünmeye başlayınca hayat sevilmeyecek bir şey oluyor.”
Etiketleme ve öfke ,
Okulunuzdan üç kişilik bir takımla bir problem çözme yarışmasına katılmak için gönüllü olduğunuzu farz edin. Çalışma sırasındaki göreviniz başka bir okulun öğrencilerinin hatalarına ceza vererek onların problem çözme becerilerim artırmak. Bu ceza, her hata karşısmda elektrik şoku vermeyi ve arka arkaya hatalarda elektrik şokunun artırılmasını gerektiriyor. Asistan, diğer grubun ve sizin grubunuzdaki üyelerin isimlerini aldıktan sonra deney yöneticisine çalışmanın başlayabileceğim söylüyor. Yan odadaki gruba hangi seviyede şok uygulayacağınıza karar verebileceğiniz on deneme var. Siz deneysel uygulamanın bir parçası olduğunu fark etmeksizin "yanlışlıkla" asistanın dahili telefondan deney yöneticisine diğer öğrenciler için "hayvana benziyorlar" dediğini duyuyorsunuz. Siz bilmiyorsunuz fakat sizin gibi başka öğrencilerin de seçkisiz olarak atandıkları diğer gruptaki öğrenciler için "iyi çocuklar" diyor ya da onlar hakkında hiçbir etiketlendirme yapmıyor. Bu basit etiketlerin herhangi bir etkisi olabilir mi? En başta pek de öyle görünmüyor, ilk denemede bütün gruplar birbirlerine benzer düzeyde, yani ikinci seviye civarinda şok veriyorlar. Fakat kısa süre sonra her bir grubun bu isimsiz ötekiler hakkında asistanın konuşmasindan ne duydukları önem kazanmaya baş­lıyor. Eğer haklarında hiçbir şey bilmiyorsanız, görece tutarlı bir şekilde beşinci seviye civarında şok vermeye devam ediyorsunuz. Eğer onların "iyi çocuklar" olduklarını düşünmeye başladıysaniz, onlara daha insancıl davraniyor ve anlamlı olarak daha az (üçüncü seviye civarinda) şok veriyorsunuz. Fakat onları "hayvan" olarak görmeniz onlar hakkında sahip olabileceğiniz tüm merhameti yok ediyor ve hata yaptıklarında onlara sürekli daha şiddetli şoklar vermeye başlıyorsunuz, bu şoklar diğer gruplara verilen şok
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
*yıldızlıalıntı
Hem biz genç kızlar öyle düşünüldüğü gibi boş değiliz. Hepimizin aklından, öyle ya da böyle, iyi bir hayatın hayali ve kendimizi geliştirebilmek adına gitmek istediğimiz yerler ile alakalı düşünceler geçiyor. Temelleri sağlam bir inanca sahip olmanın kaygısını da güdüyoruz. Ancak "doğru" bir genç kız olarak yaşamaya çalışırken bütün bunları dışa vurmak o kadar zor ki! Baba, anne, abla ve abilerimizin nasıl olmamız gerektiği hakkında düşüncelerini de dikkate almak zorundayız. (Arada konuşurken eski kafalı falan desem de gerçekte hiçbir akrabama ve büyüğüme saygısızlık yapıp fikirlerini geçiştirmem. Aksine her zaman ikinci, üçüncü bir görüşün alınmasının gerekli olduğuna inanıyorum.) Sonra ev ahalisinin dışında da hayatıma dâhil olan başka akrabalarım, çevremde sık görüştüğüm insanlar ve arkadaşlarım var. Tüm bu insanlar dışında bizi her fırsatta itip çekiştiren bir "toplum" da var. Biz hangi ara ideallerimizin peşinden koşalım? Hangi ara yaşayalım? Durum böyleyken sessiz sakin yaşayıp herkesin bildiği yoldan gitmek bizim için en mantıklı seçenek oluyor.
Ne çıkar ben bir kapıyı açsam… Açmasam ne çıkar? Çarpıp gitsem? Ardındaki odalar çoktan yitmiş, Kapılar yansa, ne çıkar… Benim şu hayatta yaptığım en iyi ikinci iş; -ki beni bilirsin kendimle ilgili çok hoş düşüncelerim yoktur benim şu hayatta yaptığım en akıllıca iş; Oltamın ucuna, uçurtma takıp Gökyüzü avlamaktır. Benim şu hayatta yaptığım en iyi sonuncu iş; Kafamı duvarlara çarpıp çarpıp, nihayet anlamaktır. Diyeceğim o ki; Kan revan bir ahmaklıktır… Benim şu hayatta yaptığım en iyi üçüncü iş. Ne çıkar sarsan yaramı ? Sarmasan, öldürsen ne çıkar… Ben çoktan tükürmüşüm ciğerimi. Nefes olsan, ne çıkar… Benim şu hayatta yaptığım en berbat doksansekizinci iş; Almak seni. Çoğaltmak. Kendime katmaktır… Benim şu hayatta yaptığım en berbat doksandokuzuncu iş; Tutup seni düşlerime yakıştırmaktır… Ne çıkar rüyalarıma girsen?.. Rüyalarımdan gitsen ne çıkar?
Millet nedir, ne değildir?
En asağı yarım asırlık tarihi olan Türkçülügün tetkiki' bizde millet fikrinin birbirinden oldukça farklı manalar aldığını gösterir. Bu mana buhranının bir sona ermesi ve durulması için vakit çoktan gelmiştir. Millet fikri ilk merhalede, Osmanlı imparatorluğu'na giren küçük milletlerin uyanış hareketleri ile doğdu ve onların akisleri halinde "matbuat"ımızda yer bulmaya başladı. ikinci merhalede Garp hareketlerinin akisleri şeklinde daha esaslı bir cereyan haline geldi. Üçüncü merhalede bu hareket üzerindeki düşünce şeklini aldı ve yalnız milliyetçilik hareketi olarak kalmadı; milliyetçilik felsefesi olmaya başladı. "Bugün millet nedir?" sorusunu sorarken, içinde bulunduğumuz bu şuur devrinin hazırlıklarından faydalanıyoruz.
Sayfa 169 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
​"Sizin asker olduğunuzu bilmiyorduk Baba. Siz gazetecisiniz, asker değil." "Savaş zamanı herkes askerdir, gazeteciler bile. Özellikle gazeteciler. Cephede olan biteni izleyip anlatmalıyım. Bu işe savaş muhabirliği denir."
Sayfa 310 - YKY·Kitabı okuyor
Alıntı