Özlemiştim. Bana bağırmasını, elinin tersiyle savurduğu o tokatları, sesindeki o bıçak sırtı sertliği, yüzündeki her daim asılı duran o memnuniyetsiz ifadeyi... Beni her hücresiyle istemeyişini bile özlemiştim. Çünkü hayatım boyunca bana ait olan tek şey buydu.
... eğer bir yargı bilişsel rahatlık veya gerginlik izlenimine dayanıyorsa, öngörülebilir yanılsamaların kaçınılmaz olduğudur. Çağrışım makinesinin rahat çalışmasını kolaylaştıran her şey, inançları saptıracaktır. İnsanların yalanlara inanmasını sağlamanın güvenilir bir yolu, onları sık sık tekrarlamaktır, çünkü tanıdık olanı gerçek olandan ayırt etmek kolay değildir. Otoriter kurumlar ve pazarlamacılar bu olgunun her zaman
farkındadırlar. Bir olgu ya da fikri doğruymuş gibi göstermek için bütün ifadeyi tekrarlamak zorunda olmadığınızı ise psikologlar keşfetmiştir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
- Siz yakında gideceksiniz, size söyleyebilirim. Hiç akıl hastanesindeki kavgaları gördünüz mü? Görmediniz mi?
Ben gördüm. Onlar da sağlıklı insanlar gibi kavga ederler.
Anlıyor musunuz, sağlıklı insanlar gibi!
Birkaç kere manidar bir tavırla tekrarladı bu ifadeyi.
- Ne demek bu? -diye sordum ben de korkuyla fısıldayarak.
- Hiç. Sağlıklı insanlar gibi!
- Kızıl kahkaha, -dedim.
- Onları su döküp ayırdılar.
Bizi ölesiye korkutan yağmuru hatırlayınca sinirlendim.
- Siz çıldırmışsınız, doktor!
- Sizden fazla değil. Her halükarda sizden fazla değil.
—Hiç boş odamız yok!
talihsiz yanıtını verdi. Onu sinirle kulağından tuttum, kulağının iyice acımasını sağlıyacak bir hızla, bir anlamda sürükleyerek, otelin kapısının cammdaki afişimin önüne getirdim, ben de geçtim afişin yanında, o fotoğraftaki bakış ve ifadeyi takınarak öyle durdum. Afiş ve canlısı arasındaki ikizcil durumu birkaç an içinde anlayan ebleh adamımsı çocuk, elime sarıldı, tanıyamadığı için özür diledi, odamın hazır olduğunu belirtti, yanımda imzalı resmim olup olmadığını sordu, yaşlanmışsınız demek gafletinde bulundu, bunun bir gaflet olduğunu kendisinden beklenmeyen bir hızla kavrayarak, yani çok zayıflamışsınız, biçiminde toparlamaya uğraşırken, ağzından kaçırdığı,
- Yani biraz çökmüşsünüz ağbi!
cümlesiyle kendisi de çöktü. Konserimden geldiğim için yorgun göründüğümü belirtmek istediğini türkçe kompozisyonlamayı denedi, başarılı olamadı, ben demek istediğini anlayarak, konuşmasına son verdim:
- Konser değil, tiyatro!
“Zenci hayranı, sümüklü sözcüğü gibi hiçbir anlamı olmayan bir ifade. Bunu açıklamak zor ama cahil ve kaba insanlar bir kişinin siyahileri onlara tercih ettiğini ve koruduklarını düşündüklerinde bu ifadeyi kullanırlar.”