Şu son bir senede neler oldu var ya, üff diyorum. Anlatasım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi cehenneme giderse.
Şu son bir senede neler oldu var ya, üff diyorum. Anlatasım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi cehenneme giderse. Adını dahi anmak istemiyorum. Bu yılı, en sevdiklerimle birlikte toprağa gömüyorum. Önümüzdeki yıldan burada herkesin huzurunda biraz insaf istiyorum Osman.
Şu son bir senede neler oldu var ya, üff diyorum. Anlatasım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi cehenneme giderse. Adını dahi anmak istemiyorum. Bu yılı, en sevdiklerimle birlikte toprağa gömüyorum. Önümüzdeki yıldan burada herkesin huzurunda biraz insaf istiyorum Osman.
Kimi zaman insanların kafası karışır ve modası geçmiş bir öfkeyi saplanıp kalmanın ortalığı velveleye vermek, gazaba gelmek, duygularını hareketleriyle belli etmek, eşyaları fırlatıp atmak anlamına geldiğini düşünürler. Oysa genelde durum böyle değildir!
Her zaman yorgun olmak, kalın bir siniklik tabakası taşımak, umudu yitirmek, nezaketi elden bırakmak, sözleri tutmamak anlamına gelir. Dışarıda gösterin ya da göstermeyin, içeride bir parlama noktasına ulaşmanız anlamına gelir. İç bayıltıcıtı, kolay kolay değişmez suskunluklar anlamına gelir. Kendini çaresiz hissetmek anlamına gelir. Ama bir çıkış vardır ve buna bağışlama yoluyla ulaşılır.
“Ah, üff, bağışlamak mı?” diyorsunuz. Bundan başka bir yol yok mu? Ama kalbinizden biliyorsunuz ki, günü geldiğinde, zamanı geldiğinde bu kaçınılmazdır. Ölüm döşeğine kadar görünmeyebilir, ama o gün geldiğinde ortaya çıkacaktır!!