İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar…
Kitabın ilk sayfasında ki - dünya denen bir kayanın üzerinde ‘ insan’ adını alan milyarlarca varlık yaşıyor. Bu insanlardan biri, “ben” olarak dünyaya bakıyor ve türlü sıkıntılarla boğuşuyor. Peki, bu “ben” kimdir, nedir? - cümleleri kitaba olan ilgimi kat kat artırdı ve merakla okuduğum bir kişisel gelişim kitabı oldu.
Evrenin oluşumundan başlayarak bilimin keşiflerinden tasavvufun öğretilerine kadar uzanan bir yolculuğu okuyoruz, okudukça aydınlanıyoruz..
Dili akıcı ve merak uyandıran bu kitapta her bölümün sonundaki ‘özetler’ öğrendiklerimizi pekiştirmeye yardımcı oluyor. ‘Kendimize sorduğumuz sorular’ ile iç dünyamıza dönüyoruz içten cevapların sonucunda resmen ufkumuz genişliyor.
‘Farkındalık geliştirme yöntemleri’ sayesinde ise kendimizi iyi hissettirecek önemli notları alıyoruz. Bu kitap bu sebeple benim hayatımda fazlasıyla etkili oldu.
Sadece benim değil eşimin de oldukça dikkatini çekti. Bir o okudu, bir ben :)
Bu kitapla oluşan farkındalık sayesinde, gerçekliğin önündeki ilahi tecelli idrak ediyoruz ve anın içinde daha derin bir bilinçle var oluyoruz. 
İnsan, hayatın bir izleyicisi olduğunu ve hiçbir şey üzerinde kontrolle sahip olmadığını fark ettiğinde gerçek teslimiyeti yaşıyor, o raddeye gelmek için de bu kitabı okumak gerekiyor.
Cehennemin kendi zihnimizde yaratılan negatif inanç ve düşünce yansıması olduğunu, her insanın kendi mizacına uygun bir cennete gideceğini okumak bana huzur verdi. Neticede düşünceler inanca, inançlar gerçekliğe dönüşür.
Hele kitabın sonundaki ‘BEN’ şiirini boş bir kağıda yazıp duvarıma asmak istedim.
Başucu niteliğindeki bu kitabın yazarına sonsuz teşekkürler, kaleminiz daim, okuyucunuz bol olsun…