"Bir sabah, Gregor Samsa huzursuz rüyalardan uyandığında, yatakta devasa bir böceğe dönüşmüş olduğunu fark etti."
Evet kitap böyle bir cümleyle başlıyor. Aksiyonlu, bol gerilimli ilerleyebilecek güzel bir romanın ilk cümlesine benzemesine karşın kitap aslında durağan, içinde Kafka'nın altını çizmeden vermek istediği mesajı ya da mesajları okura bıraktığı ve bunları da böcek metaforuyla ifade ettiği çok güzel bir durum öyküsü..
Gregor Samsa'yı o kadar çok sevdim ki... İyi yürekli, düşünceli buna rağmen dışlanmış, aşağılanmış yalnız bir karakter Gregor Samsa.
Hemen hemen her kitap, dizi veya film kişinin o ânki hâline göre değişir. Beğenip beğenmemesi o ân yaşadığı şeylere evriltir. Duyguları, durumları ya da olayları ancak bazı kitaplarda bu daha yoğun hissedilir... Bana göre o kitaplardan biri dönüşüm..
Çalışma hayatına yapılan üstü kapalı atıflar, aile ve toplum ilişkisi, özgürlük... Dönüşümü geçiren aslında kimdi? Elbette ki Gregor Samsa bir böcek olarak dönüşüm geçirmişti ama onunla birlikte ailesi, çevresindekiler ve hatta kendisin de düşünceleri, bakış açısı dönüşüm geçirdi.
Çünkü Gregor artık onların işine yaramıyordu, para kazanıp babasının üstünden yük alamıyordu. Her sabah mecburi gideceği işine gidemeyecekti. Bu onu özgürlüğe sürüklüyor gibi görünse de aslında gerçekten özgürleşti mi diye düşündürten bir kitap...
Kitap betimlemelerle süslü ancak anlaşılır bir dille yazılmış. Akıcılığını duraklatan şey parantez içi cümlecikler. Bilmiyorum ben sevemedim ya da.
Aslında kısa olmasına rağmen bitirdikten sonra insanın toplum içindeki yerini sorgulatan derin bir kitap!..
Sonuysa hüzünlü beklenmedik bir son.