“Ben kendimi bu dava için feda ettim” cümlesi, Şerafettin Yılmaz’ın MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası içindeki yerini tarif eden en doğru cümledir. Hiçbir zaman umuma karşı söylenmemiştir. İki kişi arasında konuşulmuş bu cümle 40 sene sonra muhatabı tarafından aşikar edilmiştir ve gerçeğin ta kendisidir. Üstelik bu feda oluş sadece yedi sene süren yargılama sürecinin değil, sonrasının da feda edilişiydi. İçerde, devleti ve milleti için düzene itiraz ederek kendisini feda etmiş bir gençlik. Dik Okulu’ndan diğerleri başka olaylardan yaklaşık 1.200 kişiye yakını Ankara’da, Türkiye çapında toplam 5.953 feda olmuş Ülkücü…
Sayfa 595
70'li yıllardaki "ideolojik" saflaşmada yeraltı dünyası mensupları da yerlerini aldılar. Gözlerini kırpmadan ölüme koşan devrimciler ve ülkücüler "Babaları" korkutuyorlardı. "Solcu Babalar" ile "Ülkücü Babalar" nedense hiç kavga etmiyorlardı. Hatta bazıları ikili bile oynuyordu.
İdeolojik saldırı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne sağcıyım, ne solcu, ne komünist, ne ülkücü, ne türkücü... Insancıyım. Aç kalmayayım, bir misketim olsun, fazla bir şey istemiyorum. Savaş bitse... Kimsenin canı yanmayacak, bitmiyor işte, Ahmet ölüyor, Mehmet ölüyor... Inanır mısınız, neden bitmiyor benim de aklım ermiyor..
Sayfa 247 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Anı
Sağ-Sol olayları
O zaman 12 Eylül'den sonra çıktı ortaya. Ölenlerden çıkan silahlara bakıyorlar. Solcudan çıkan mermi ile ülkücü çocuktan çıkan mermi; aynı silahtan atılmış. Nasıl şey bu?
Sayfa 395
Milli şuur uyanık olunca başıbozukluktan kurmay, vatan haininden profesör, hekimden dilci, câhilden müverrik, yabancıdan vekil, serseriden ülkücü çıkmaz.
Ölüm kutsanmasın! Ulan öl, o zaman! Yani, kurşun girince ne sosyalizm kalıyor, ne Kürdistan, ne ülkücülük... İlk düşündüğün, kan nasıl durur, anlatabiliyor muyum? Ölümü kutsayan insanlar tarihin en büyük suçunu işliyor. Türk ordusundan, siyasilerden kimse bana Ahmet'in ölümünü açıklayamayacak. İki taraf da o çocuğun üç parça halinde annesinin kucağına gitmesini açıklayamayacak. Solculara kızıyorum. Belki bir ülkücü çok kolay ölüme götürür, dinci cihat için götürür. Solcular insanları biraz daha dikkatli ölüme göndermeli. Biz hayatı kutsayan insanlar olmalıyız. Kitaptaki ideolojilerden çok pratikteki hayatı yüceltmeliyiz. "Sonraki nesiller mutlu olsun, git öl" dememeliyiz. Belki kimse bunu demedi ama pratikte bu yaşanıyor, ucuz kahramanlık. Ölüyorsun, ailene biraz para gönderirler bitti, şehitlik hikâye. "Yaralanmamaya, ölmemeye dikkat edin, çünkü her ölen askerin ailesine şu kadar para yatırılıyor, devlet bütçesini sarsmayın" diye yazı gelmişti. İnsanın hayatı boyunca koşamamasının karşılığı ödenir mi, mümkün mü?
Sayfa 200 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Anı