Ümit KILIÇ

… Ağlaştıklarımız, kavgalarımız Şimdi sarmaşıklar gibi kollarımız Sen kadınsın, en tatlı çağında, Ben en sevdalı yaşında erkek. Bırak bir kedi gibi yatayım kucağında Dizlerini, göğüslerini seyrederek…
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
… Sokağımız arnavut kaldırımı, Evimiz ahşap iki oda. Daha iyisi de olabilirdi ya, Şükür buna da. …
Sayfa 61·Kitabı okuyor
“Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg‘u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?”
Sayfa 21·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Demiri nasıl tavında dövmek gerekiyorsa, çekiç darbelerini nasıl soğutmadan indirmek gerekiyorsa, her kelimeyi de öyle tam zamanında söylemek gerekiyordu. O anı geçirince söz soğuyor, katılaşıyor, insanın yüreğine taş gibi oturuyor ve bu ağırlığı kaldırıp atmak hiç de kolay olmuyordu.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
“Gençliğimizde” der Schopenhauer, “gelecek yaşamımız üzerine düşünürken tiyatroda perdenin açılmasını bekleyen çocuklar gibiyizdir. Yerimizde neşeyle oturur ve hevesle oyunun başlamasını bekleriz. Neler olacağını bilmek bir lütfudur. Olacakları öngörebilsek, çocuklar bazen gözümüze ölüme değil de hayata mahkum edilmiş ama cezalarının ne anlama geldiğinden bihaber esirler gibi görünürdü.”
Sayfa 30·Kitabı okudu
Alıntı