Rabbim, korkuyla ve afallamış bir şekilde dolaşan, evine dönmeye can atan kaybolmuş bir çocuk misâliyim. ey Rabbim,beni bul. ruhumun huzuru sana yakın olmakta saklı biliyorum ve biliyorum ki sana yakın olmanın tek yolu, bu fâni dünyada bize bıraktığın somut rehbere, yani kusursuz ve değişmez kelâmına sarılmaktır.
Nebi (s.a.v.) bu toplum içinde okuma yazma bilmeyen bir bireydi. "Vefatına yakın, çok hafıf düzeyde yazabilecek kadar bir şeyler öğrendi mi?" sorusu ulema arasında tartışılmıştır.
Hiç öğrenmedi, diyen ve bunu delillendiren kalabalık ulema grubuna rağmen, "Hayır, ölmeden kısa süre önce bunu öğrenmişti." diyen azınlık bir alim grubu da vardır. Bu tartışma, konumuzla fazla ilintili olmadığı için detaylandırmayacağız. Bizim için çıkış noktası önemlidir. Zira başlangıçta böyle bir öğretiyi ortaya koyacak birikime sahip olup olmadığını anlamaya çalışıyoruz. Ben, nübüvvetin başlangıcında okuma yazma bildiğini iddia eden birine hiç rastlamadım. Buna delil olacak bir tarihî veriye de henüz denk gelmedim.
Ayrıca Kur'anda, Nebi (s.a.v.) hakkında defalarca "ümmi" kelimesi kullanılmıştır. "Ümmi Peygamber" şeklinde, "ümm" Arap dilinde, anne demektir. "Annesinden doğduğu gibi olan" manasıyla, eğitim almamış kişi anlamında kullanılır. Mesela Türkçede, "anadan üryan" tabirinde, anneye nispet edilerek çırılçıplak oluşu ifade etmesi de buna benzemektedir. Kişinin kıyafet yönünden annesinden doğduğu ilk hâli gibi olduğu ifade edilmiş olur.
Ümmi kelimesinin Araplar arasında kullanımı hiç eğitim almamış ve annesinden doğduğu hâli ile olan kişi anlamındadır. Yani eğitim yönünden "annesinden doğduğu gibi, ilk hâliyle" anlamındadır. Ayrıca okuma yazma bilmeyen kimse için de kullanılır. Aslında bu kelime, onun okuma yazma bilmemesine delil olacağı gibi -daha önemlisi- bir eğitim almamış olacağına dair güçlü bir delil olur. Çünkü ümmi kelimesinin Arap dilindeki karşılığında "eğitim almamış kimse" ve hatta "dini kitap (Tevrat, Incil vb.) eğitimi almamış kimse" anlamındaki kullanımı çok belirgindir.
Armstrong: "Bazı Batılı araştırmacılar, ümmi kelimesinin okuma yazması olmayan, anlamında
Alel-umûm sanat ve alel-husûs edebiyat için güzellikten başka gaye tanımam. İtikadımca güzel bir eser vücuda getirerek karilerinde tatlı bir hülya uyandıran şair muvaffak olmuştur.
Temim ed-Dari, Resûlullah (s.a.v)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Din nasihattir, din nasihattir: Allah için, Allah'ın Kitabı için, O'nun Peygamberi için, Müslümanların imamları (önderleri) için ve bütün Müslümanlar için nasihattir. "109