Umm Kulthum
Öyle güzel bir sesi var ki. Fairuz'u bilen çoğu kişi onu bilmez. Bir dönem Arap dünyasını sallamış sanatçılardan biri Umm Kulthum. Siyasi dünyaya da yön vermiştir hatta..🫠 instagram.com/reel/DWRLHqCjfo...
HK
Döngünün son evresine geldik Hac Hac'da Arafat Arafat'ta Vakfe Ne demek "hacc" Ne demek "arafat" Ne demek "vakfe" Neden "vakfe"... Ramazan Kuran Ayı idi "Ehlel Kura" olanlar her bir "karye" den "kuran" larına ulaşmış bir şekilde "ümmel kura" ya gelirler Neden "ummel kura" ya gelinir Ne demek "ummel kura" İşlenmesi gerekip hiç konuşulmayan terkîb "ümmel kura" Fransız rönesansı kendi kuranlarının haccını olimpiyatlar ile yapıyor tüm dünya da buna iştirak ediyor Ne alakası var denebilir Ben yazdım Bir gün bilinir ne alakası var ... Evet Ümmel Kura ne demek? "Ümmel kura" terkibini "mekke" diye çevirdiğimizde... birilerinin "islam arap dinidir" sözüne zemin hazırlamış oluruz... meallerde tefsirlerde verilen anlam "mekke" anlamı... Vahyin Kuranı/diyalektiği bütünlüğünde bir anlamlandırma yapılmıyor maalesef Hatırlayalım Hindistan baş fitnecisi Mudi Israil baba vatandır Hindistan ana vatandır demişti
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cumamız Mübarek Olsun.
“Allahüme salli âla seyyidina Muhammedin ve âla ali seyyidina Muhammed” İmam Şafii (Rahimehullah) dedi ki: “Allah Rasulune ﷺ her hâldeyken salât etmeyi severim. Cuma günü ve gecesinde salât etmek ise daha da şiddetli bir mustehaptır.” Kitabu'l Umm, İmam Şafii
Din
"GÖR-BİL"e ALIŞMA, "SEZ-BİL"den UTANMA...
Efendim, âhirzamandır, ne görsek şaşırmamak gerekir. Fakat ben yine de şaşırıyorum. Neye şaşırıyorum efendim? Bazı nur talebelerinden işittiklerime. Evet. Yine kendi mahallemizden çıkan seslere şaşırıyorum. Ötekilere değil. Berikilere. En yakınımdakilere. Bu defa şaşırdığım ise şu: Diyorlar ki: Bediüzzaman Said Nursî'nin Sikke-i Tasdîk-i Gaybî'deki gibi "spesifik" metinlerle uğraşması arzulamadan düştüğü bir yanlışmış. Normalde külliyâtı boyunca üzerine titrediği "burhan mesleğine" aykırıymış. Mevzular aşırı "göreceli"ymiş. Üstelik bu metinler eserlerinin daha fazla yayılmasını da engellemişler. Neden efendim? Çünkü spesifikliği sorun olarak sabitleyenler mesleğinden kaçmışlar. O metinler yüzünden genele hitap eden metinler de genele hitap edememişler. Vah, vah, vah. Neler etmiş bize şu Sikke-i Tasdik-i Gaybî meğerse! Acaba yaksak mı? Yok. Yakmayalım. O kadar değil. Fakat "Risale-i Nur külliyatındandır..." gözüyle de bakmayalım. Arızanın özeti böyle. Ahmed'in itirazı ise şöyle: Sakın bu Sikke-i Tasdik-i Gaybî veya sizin tabirinizle "spesifik metinler" mesleğin tamamlayıcı öğesi olmasın? Yâni mürşidimiz onları, bir galat eseri olarak değil de, özel bir kasıtla tasarlamasın? Bunları ince ince yazmakla da içimizde tuğla tuğla bir hassasiyet inşâ etmesin? Ben bunun mümkün olduğunu düşünüyorum. Ve bunu bana en çok da, yine mezkûr eserde geçen, şu cümle düşündürüyor: "Kur'ân ise, sâir kelâmlar gibi kışırlı, kemikli ve şuuru hususî ve cüz'î değildir. Belki Kur'ân, umûm işârâtıyla ve eczasıyla ayn-ı şuurdur, kışırsızdır; fuzulî, lüzûmsuz maddeleri yoktur." Bu cümle neden önemli? Allahu'l-a'lem şu sebepten: Kur'ân'ın vahiy olduğuna takliden değil tahkîken imân etmek ona ancak böylesi bir uyanıklıkla bakmakla mümkündür gibime geliyor. Yâni, insan sözü değil her şeyi bilen el-Alîm'in
Cumamız Mübarek Olsun.
“Allahüme salli âla seyyidina Muhammedin ve âla ali seyyidina Muhammed” İmam Şafii (Rahimehullah) dedi ki: “Allah Rasulune ﷺ her hâldeyken salât etmeyi severim. Cuma günü ve gecesinde salât etmek ise daha da şiddetli bir mustehaptır.” Kitabu'l Umm, İmam Şafii
Din
MADEM KUR'AN YETİYOR! BUYUR HADİ CEVAP VER?
Ebubekir Sifil'in özellikle Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk'ü hedefe koyarak yazdığı, — "Modern İslâm Düşüncesinin Tenkidi" kitabını yıllar önce (2001) okumuştum. Kitabından ajandama notlar da almıştım. Hakkını yemeyelim, çok güzel tespitleri de var kitabında. Konu uzayacak ama hadi bir örnek vereyim: 👉 İslâm’ın “Ekber-i Kebâir” (Büyük günahların en büyüğü) olarak nitelediği üç temel fiil vardır: ​Şirk ​Haksız yere insan canına kıymak. ​Zina ​Furkan 68'de ifadesini bulan bu üç büyük tehlikeli fiilin her biri, aynı zamanda insanın yaratılıştan getirdiği üç ayrı kuvvete de işaret etmektedir. Bunlar: Akıl, Öfke Şehvet. İnsana insan olma vasfını veren de bu üç unsurdur. ​Ontolojik olarak insandan başka hiçbir canlı, bu üç unsurun birleşiminden meydana gelmemiştir. İnsan, yaratılışından getirdiği bu üç kuvveti yerli yerinde kullanmaktan uzaklaştığı anda kendisini tehlikenin, yani "Ekber-i Kebâir" sınırında bulur: — ​Aklını fonksiyonel olarak işletmeyip fesada verdiği zaman şirke, — ​Öfke ve gazap gücünü fonksiyonel olarak işletmeyip fesada verdiği zaman öldürmeye, — ​Şehvet gücünü fonksiyonel olarak kullanmayıp fesada verdiği zaman da zinaya gider...