Kitaba dolu şehir betimlemeleriyle giriş yaptık ve nerdeyse sona kadar da öyle ilerledik ki son bölümde kitap asıl vermek istediklerini döküldü.
Çocuk Yasası kitabında yaptığı gibi hem şehir betimlemerini önümüze serip hem de hikayenin gidişatını bize bildiriyordu ki sanırım kalemi böyle demeden edemedim.
Her şehirdeki yolculuğumuz ve başımıza gelen ne varsa sanki bir rüya gibi ilerliyordu ki gerçeklik algısını kaybedip geri sayfalara dönüp teyit etmem gerekiyordu ara sıra."Bu olay cidden oldu mu ?" gibi sorular zaten ana sorulardan biri olarak ilerliyordu.
Genel olarak ilgi çekici bir kitaptı ve beğendimi de söylemek isterim ki kitapları hep böyle ilgi çekici oluyor gibi yazarın.
Neden böyle puan verdiysem o da sadece kitabı beğensem de pek bana göre bir eser olmamasıdır.
Ian McEwan ve onun ilginç, kökten sorunlu karakterlerinin dünyası ah ...
Uzun zamandır Haruki Murakami'nin romanını okumamıştım ve bu eseri inanılmaz cidden.
Kitap başta monoton ilerlese de orta ve sonlara doğru başından kaldırtmadı beni tam aksine "acaba ne oluyor" diyip diyip elime alıp hızlıca bitirdim.
Yine bir Japon Edebiyatı romanlarında olduğu gibi klasik bir istediğimiz son yerine Özgün Bir Son olmuş diyebilirim ve çok beğendim.
Murakami'nin Müzik ve Sanat dünyasından verdiği referanslar ve benzetmeler ayrı bir tarz katıyordu kendi romanına.
İnsanoğlunun kendisi, yalnızlığı hakkında olan alıntılara bayılmadan edemedim, İlginç bir romandı .
Romandan çok bahsetmek istemedim, keşfetmek en güzeli .
"Yine de sıradan bir genelleme yapacak olursam, mükemmel olmayan yaşamlarımızda boşa harcanmış zamanların da yeri önemli değil midir ? Eğer bu mükemmel olmayan yaşamlarımızdan tüm bu boşa harcanmışlıkları çıkaracak olursak, yaşamlarını mükemmel olmama özelliğini bile yitiriverir."