Çünkü sonunda kesin olarak ayağa kalkıp iskemleden beremi aldığım vakit, onların yalnız kalmaktan korktuklarını sezdim. Kitaplardan, sigaralardan, çaydan korkuyorlardı; akşamdan korkuyorlardı; evliliğin bezginliğinden ürktükleri için, yüklendikleri sonsuz iç sıkıntısından korkuyorlardı.
Ben az öteden, onlara bakıyordum o sırada; kısa görünen uzun bir cümleye, etkisi aylar sonra hissedilecek olan hüzünlü bir sahneye ya da derinliği yüzeyine gizlenmiş, kenarları günlük hayatın meşgalesiyle çevrili muhteşem bir resme bakar gibi bakıyordum.
Ne kadar az konuşsak, birbirimize sonradan yük olacak ne kadar az anı bıraksak o kadar iyiydi. İnsan sonradan taşımakta zorlanacağı, bir anıya dönüşecek sözleri belki de hiçbir zaman sarf etmemeliydi. Ben de öyle yaptım. İçimden başka, ağzımdan başka kelimeler çıktı.