Geleceğe gitmek.
Yine kitapları sulaaar seller gibi okurken geçen zamanı düşündüm, bu zaman gidiyor da nereye gidiyor ve neden biz zamanın ilerisine yani geleceğe gidemiyoruz ? Evrenin en tuhaf kurallarından birine kafayı taktım ve bunu sizinle paylaşmaya karar verdim. Hep derler ya "hızlanırsan geleceğe gidersin" diye. Tamam, teoride çok hızlı gidersen zaman senin için yavaşlar ve sen daha az yaşlanırken dünya yıllar sonrasına ışınlanmış gibi olur. Ama işin içinde öyle bir paradoks var ki, insanı delirtir: *Geleceğe gitsen bile aslında orada hiçbir şey göremezsin.* ​Neden mi? Tabii ki yine suçlu ışık, yani #fotonlar. ​Biz bir şeyi nasıl görürüz? O şeyden kopup gözümüze gelen ışık parçacıkları sayesinde. İşin aslı, ışık hızında zaman diye bir şey yoktur. Bir ışık parçacığı (fotonlaaar) için geçmiş, şimdi ve gelecek aynı andır. Işık, bizim henüz yaşamadığımız o gelecek anı geldiğinde, tam o saniyede var olur. Yani şimdiki zamanı yaşarız hep. ​Farzet sen zamanı büküp bir şekilde hop diye 100 yıl sonrasına ışınlansan bile, o gideceğin saniyenin fotonları henüz doğmamış, etrafa saçılmamış olacak. Orada olacaksınız ama hiçbir zaman algılayamayacaksınız. Ama şuan bir gerçek ki insan foton yayar, gelecekte oluşturduğunuz foton ile geçmişte bıraktığınız foton arasında ne oluyor derseniz, nötr, sıfır, gibi terimler ile açıklanıyor. Peki ışınlanarak değil de hız bakımından ışık hızını geçtiğimizde ne olur biliyor musunuz ? Bu sefer fotonlar geriye doğru akacağı için aslında geçmişe gidiyorsunuz, çünkü fotonlar olduğunuz yerde oluşup gittikçe uzaklaşır. Yani siz önceden uçup giden fotonların üzerinden uçup gittikçe fotonların ilk oluştuğu (zamanın başlangıcı bknz:BingBang)'e kadar gidebilirsiniz. Ötesi ise hiç oluşmamış oluyor). Gelecek, ışığın henüz yazmadığı karanlık bir sayfa gibi.
1000Kitap
If you want to build a skyscraper you must first go to underground
Reklam
(Underground) Visual Novel (VN) türü, toplumsal eleştiri yapmak için dünyadaki en etkili ama aynı zamanda en az takdir edilen mecralardan biri. Bir romanın edebi derinliğini, bir sinema filminin görsel-işitsel gücünü ve bir oyunun "karar verme/sorumluluk alma" mekaniğini birleştiriyor. VN'ler, ana akım medyanın "politik doğruculuk" veya "reklam kaygısı" nedeniyle dokunamadığı yeraltı gerçeklerini (underground truths), okuyucunun kucağına birer el bombası gibi bırakır. Bu yüzden toplumu iyileştirmek isteyen birinin, önce o toplumun en karanlık VN laboratuvarlarında neyin "yanlış gittiğini" görmesi gerekir.
Edebiyat
Gerçekten toplumsal sorunları çözmek istiyorsan bahsedeceğim (genelde underground) eserleri derin bir şekilde anlayarak, özgün bir şekilde (korkmadan) değerlendirerek incelemeniz hatta eserler üzerine tez yazmanız gerekir: Lookism(Webtoon/Anime),Swan Song(VN), Euphoria(dizi), Whatever (Extension du domaine de la lutte) [Film/Kitap], Sodom ve Gomore(Yakup Kadri Karaosmanoğlu), Full Metal Daemon Muramasa(VN), Kara no Shoujo Üçlemesi(VN), Oyasumi Punpun(Manga) , Mojika - Truth Rears Its Ugly Head(VN), Fraternite(VN), Charon'un yayınladığı RPG oyunlar, Thug/Dark Hero Party(RPG), Redo Healer(Manga/Anime), Monster(Anime), Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin(Anime), Suskunlar(Dizi), Öğretmen(Dizi), Un homme qui dort(Film), Fate serisi(Anime/VN Kısmen), Platform(2019-Film), Ev(2010-Film), İnsanlığımı Kaybedişim(Osamu Dazai)
1000Kitap
Küçük İskender
Bana benden iyisini bulamazsın diyen sevgilim.. Ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bi sandalın lafı mı olur. Küçük İskenderKüçük İskender Periler Ölürken Özür DilerPeriler Ölürken Özür Diler Galileo'nun PergeliGalileo'nun Pergeli Karanlıkta Herkes Biraz ZencidirKaranlıkta Herkes Biraz Zencidir Sarı ŞeySarı Şey İt Cazıİt Cazı Underground OtoparkUnderground Otopark
Ve gece gece Yusuf AtılganYusuf Atılgan okuma isteği çık aklımdan, yazarımız da Charles BukowskiCharles Bukowski gibi ülkemizin yeraltı edebiyatında söz sahibi bir yazardır. Ne kadar günümüzde kıymeti bilinmese de
Duygu ve Düşünce
Reklam
Reklam