7/10
·239 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:13
Hikaye, 17 yy.'ın ikinci yarısında, 56 topu, çift güvertesi ve 247 mürettebatıyla, Osmanlı'nın denizlerdeki hakimiyetini muhkem kılmaya hizmet eden bir kalyonda geçiyor. Kullanılan dil, mekan ve zamana olabildiğince uygun. Yani, her İhsan Oktay Anar kitabında olduğu gibi yine eski türkçe ifadeler ve bu hikaye özelinde de denizcilik terimleri (hisa etmek, salya etmek, istinga vb) romanda okuru çok sıkmayacak şekilde aralara serpiştirilmiş durumda ki zaten yazarın kitaplarını nevi şahsına münhasır kılan yegane ayırt edici özellik bu olmakla birlikte, okumadan alınan zevki kamçılayan bir tarafı da var. Savaş gemisinin mürettebatındaki bazı kişilere ilaveten hikayenin ana karakterleri dinler tarihindeki bir takım semboller üzerine kurulu. Karakterlerin isimleri açık bir ipucu olsa da kimin kim olduğu romandaki diyaloglar ve metaforlarda gizli. Bu karakterlerin kalyonda farklı görevlerde yer alması okuru yanıltmamalı. Onlar denizci donuna bürünmüş ama bilindik figürler. Kitabın henüz başlarındaki, Diyavol paşanın kaptan kamarasının anlatıldığı bölümde geçen tavus kuşu desenli kilimi bile keskin bir bakışa sahip olan okurlara çok şey anlatabilir. Kullandığı sembolizm bakımından kitabı, aynı yazarın Yedinci Gün'üne benzetebiliriz. Romanın üstteki dokusu, biçemi ve karakterlerinden sonra illa ki izleğinden de bahsetmek gerekir ki bu belki en değerli kısım. İhsan Oktay Anar'ın çoğu kitabında ana temaya hizmet eden bölümleri yeri geldikçe satıraralarında açık bir şekilde okursunuz ve ancak noktaları birleştirdiğinizde romanın, ayakları yere basan bir fikre, kendini er ya da geç getirdiğini bilirsiniz. Mantık hatası yok denecek kadar azdır. Varsa da yazar bunları ustalıkla kapatmasını bilir. Muğlaklık, bazı bazı çelişki, yer yer de peşi sıra tezat ifadeler yazarın okura sunduğu
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Martin Eden
10/10
·517 syf.··
2025 18. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2025 03:00
Martin Eden... Bir çok insanın bu kitap hakkında yorum yaparken genel olarak 'aşk' temasına odaklandığını gözlemledim. Halbuki bu doğrudan bir mücadelenin hikayesi. Jack London'un kendi yaşam öyküsünden paralellikler taşıyan bu kitapta aşk ancak bu mücadeleyi pekiştiren bir yan etken olabilir bana kalırsa. Şimdi bunu biraz açacağım. Spoiler olacak, önden söyleyeyim. Martin işçi sınıfına mensup genç bir denizci. Sadece yaşamasına yetecek kadar para kazanmış, eğitim almamış, kitap okumamış, hayatını fiziksel güç gerektiren işlerle kazanmış biri. Hayatını kurtardığı burjuva sınıfına mensup bir gencin davetiyle bir gün kendini bir burjuva sofrasında yemeğe davet edilmiş olarak buluyor. Orada kendi sınıfı ile burjuvalar arasındaki bariz farkları görüyor. Tabii bu arada ailenin genç, güzel, eğitimli kızı Ruth'a aşık oluyor. Bu Martin'in mücadeleye başladığı nokta. Artık işçi sınıfındaki alt tabaka arkadaşları gibi kaba saba, yaşam amacı olmayan biri olmak yerine kendini geliştirmek ve Ruth'un seviyesine ulaşmak istiyor. Kitabın Jack London'un kendi hayatından paralellikler taşıdığını söylemiştim. Bu kısımda artık karakter Jack London'dan taban tabana zıt bir profil segilemeye başlayacak. Çünkü biliyoruz ki Jack London bir sosyalist. Tüm kitaplarında da bunun izlerini görüyoruz aslında. Ancak Martin kendini geliştirmek için kütüphanelere dadanıp okumalar yapmaya başladıktan ve özellikle felsefe okumaları sırasında Herbert Spencer ile tanıştıktan sonra bireyselci düşünceler tarafından -tabiri caizse- esir alınıyor. Spencer, evrim teorisinin sadece biyolojiyle sınırlı kalamayacağını düşünen ve bunun tüm bilimlere uygulanması fikrini ortaya koyan bir sosyolog. Spencer'a göre tıpkı evrim teorisinde doğadaki var olma mücadelesinde en uyumlu türlerin hayatta kalması gibi toplumda
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Reklam
Çölde Bir Vaha Buldum ve Kutsandım Resmen
9/10
·400 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 16:18
Merhabalar ben Sülde. Bugün Hainin Mührü serisinin ilk kitabı Kayıp Liman'ın incelemesini yapacağım. Okumayı düşünen insanlar için öncelikle SPOİLER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içermeyen minik bir yazı yazıp sonra SPOİLER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içeren uzuuun bir inceleme yazacağım. Kitabı yaklaşık İKİ SAAT BOYUNCA övdüğüm videoma ulaşmak için linke tıklayanız: youtube.com/watch?v=jN35wub... (Ayrıca kanalımda beğenmediğim kitapları da saatlerce eleştiriyorum, daha fazla içerik için kanala göz atmayı unutmayın! Kanal adım: benSülde) Öhöm, başlayalım. SPOİLERSIZ a.k.a SÜRPRİZ BOZANSIZ Bu kitap ihtiyacınız olan her şeyi karşılıyor. Betimleme? Tamam. Dünya kurma? Tamam. Karakter oluşturma? Tamam. Kurgu oluşturma? Tamam. HER ŞEY AMA HER ŞEY BURADA MEVCUT. Karakterler, karakterlere verilen görevler, karakterlerin ihtirasları, kötü özellikleri, amaçları, zayıflıkları, karakterlerin HER ŞEYİ öyle yerinde ki kitabı okurken kendimi arındırılmış gibi hissettim. Sanki peder beni aldı kutsal suya batırdı da yeni bir hayata başladım. (Şaka yapmıyorum.) Bildiğimiz dünya (kitapta Birinci Dünya olarak geçiyor) sular altında kaldıktan sonra oluşan İkinci Dünya'da geçen kitapta insanların yaşadığı üç yer var: Ark Ulusu'nun konduğu ve kimseyle paylaşmadığı takımadalar (üç ada), Kaya Şehirleri (kitabın mazlumlarının yaşam mücadelesi verdiği kara parçaları) ve Gezginlerin yaşadığı (korsanlar) Gezgin Şehir. Kitabımız ve üç farklı yerden gelme beş ana karakterimizin söylenenin aksine bir toprak parçası daha olduğu ve oranın bolluk bereket içerisinde olduğunu öğrenip oraya gitmeye karar vermesini konu alıyor. Ana karakterlerimiz Lunulata, Arm, Beau, Dante ve Hodbin birbirlerine asla güvenmiyor, birbirlerini tanımıyor (Arm ve Lunu hariç) ve bu yolculuk boyunca bunun ceremesini de sık
Hainin Mührü 1Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 2025425 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
117 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 21:08
Jack London'un yarı otobiyografik ve en ünlü eseri olan Martin Eden, bireyci bir gencin çürümesini sert bir gerçeklikle anlatmakta, bu sert gerçekliği tokat gibi vurmaktadır. Martin Eden işçi sınıfına mensup bir denizci olmasına rağmen, kaderin cilvesi mi denir bilinmez, burjuva sınıfından bir kıza aşık olmaktadır. Ruth adındaki bu kadın da ne hikmetse Martin Eden'e aşık olur. Belki de aşık olduğunu sanmaktadır. Kendini yetersiz gören genç Martin Eden, uykuyu da bir işkenceye çevirircesine kendini okumaya adar. Sadece okumakla kalmaz, yazar da. Büyük bir yazar olmak için neler yapmaz ki. Onlarca hikayesi, şiiri, denemesi editörlerin burun kıvırması ile sonuçlanır. Bu burun kıvırmalar editörlerle sınırlı kalmaz, çevresindeki insanlar Martin'in bu çabasını hor ve gereksiz görür. Herkes bir kenara, Martin'in uğruna her şeyi göze aldığı Ruth bile Martin'in büyük ve kıymetli bir yazar olacağına dair bir inancı yoktur. Durmadan bir iş bulup çalışması için baskılanmaktadır. Sevdiği insan bile ona inanmamaktadır. Oysa Martin'in tüm çabası onun için değil midir? Yazma tutkusu Martin için büyük bir aşka dönüşmüştür. Yazarak kendini bulduğuna inanır. Kıyafetlerine varıncaya kadar rehin verir çoğu eşyasını. Yazmak, anlaşılmak ve sevdiğine ulaşmak arzusu gözünü bürür. Burjuva sınıfı ile tartışmalara girer. Sözde üniversite okumuş ve sözde iyi yerlerde olan insanların yavan oluşu onu şaşırtmıştır. Her şeyin bir gösteriş ve şatafattan ibaret olduğunun ayırdına varan Martin hayal kırıklığı yaşar. Sözde aydın insanlar Martin'in zekasından kendilerini kurtaramazlar. Tartışmalarda kapana kısılan burjuva aydınları onu aşağılamaktan başka pek bir şey yapamazlar. Martin, burjuvanın korkak olduğunu, yaşamaktan korktuğunu fark ederek tebessüm eder. Martin'in kendine uygun olmadığına dair
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019134,7bin okunma
Bir Mücadele, Yükseliş ve Düşüş Hikayesi
10/10
·517 syf.··
2024 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Ekim 2024 00:40
Öncelikle kitap; yazarın yani Jack London'ın yarı otobiyografik eseri olduğundan yazarın hayatına kısa bir değinmek isterim. Kitabı okumadan önce daha detaylı bir şekilde araştırma yaparsanız; Martin'in geçtiği tüm o yollardan Jack'in de geçmiş olduğunu, anlatılan olayların büyük bir çoğunluğunu yaşamış olduğunu fark edersiniz. Jack London , Amerikalı gazeteci ve roman yazarı. Çocukluğu yoksulluk içinde geçen yazar, küçüklüğünden itibaren çeşitli işlerde çalışmıştır. Hayata erken yaşta atılmak zorunda kalmasını "Ben çocukluk nedir bilmedim." diyerek dile getirmiştir. İş hayatına gazete satarak başlamış yıllar geçtikçe çiftlikte, gemide, fabrikada çalışmanın tüm zorluklarını tatmıştır. Eğitimi kesintilerle sürse de Oakland Yerel Kütüphanesi’nin müdavimlerinden olmuş, macera ve keşif kitaplarıyla tanışmıştır. Tam bir kitap kurdu olan yazarın, okumaya olan hevesi o kadar büyüktür ki ilerleyen yıllarda 15 bin ciltlik şahsi kütüphanesini oluşturmuştur. Berkeley Üniversitesi’ni kazanmış fakat maddi zorluklar sebebiyle eğitimine sadece bir dönem devam edebilmiştir. Ama burada Charles Darwin ve Nietzsche’nin eserleriyle tanışmış ve onlardan çok etkilenmiştir. Parasızlık canına tak ettiği için 1897’de London, Klondike Altın Avı’na katılmış, bu yolculukta sağlığına ciddi zararlar gelmiştir. 1898’de Oakland’a dönen yazar, bu sırada yazdıklarını bastırmaya çalıştığı o günleri, yıllar sonra Martin Eden’de anlatmıştır. Büyük uğraşlar sonucunda sonunda yazdıkları ilgi görmüş ve Vahşetin Çağrısı, Jack London’ı üne kavuşturmuştur. Daha sonra Beyaz Diş, Adem'den Önce gibi kitapları yayınlanan yazar, Demir Ökçe ile bugünün dünyasına bile ışık tutmaya devam etmektedir. London sosyalist görüşlerini bu kitapta cesurca belirtmiş, kapitalizmi eleştirmiş ve getirdiği oligarşik düzenin nasıl
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
9/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
Jack London’ın “Martin Eden” eseri, yazıldığı dönemin sınıfsal yapısını, bireyin toplum içindeki yerini ve sanatın insan hayatındaki rolünü güçlü bir şekilde sorgulayan bir roman olarak öne çıkıyor. Roman, yoksul bir denizci olan Martin Eden’in, kendini eğitip bir yazar olma çabası ve toplumsal yükselme mücadelesini anlatır. Ancak, bu mücadelenin sonucunda elde ettiği başarı ona beklediği mutluluğu getirmez. Bu yüzden eser, bireysel azmin, başarı arzusunun ve toplumsal kabulün çok katmanlı bir eleştirisi olarak okunabilir. Martin Eden, bireysel azim ve başarı ile toplumsal kabullerin birbiriyle çatıştığı derin bir eserdir. Roman, hem sanatın ticarileşmesini hem de toplumun yüzeysel değerlerine yapılan güçlü bir eleştiridir. Jack London, bu eserinde bireyin toplumsal sınıfı aşma çabasının kişisel tatmine ulaşmayabileceğini ve nihai olarak insanın kendi içsel değerleri ve idealleri doğrultusunda yaşaması gerektiğini savunur. Martin Eden’in trajedisi, onun sadece topluma karşı değil, kendi içsel benliğine karşı da bir yabancılaşma yaşamasıdır. Bu yüzden roman, yalnızca bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda insanın kendini keşfetme ve anlam arayışının acımasız bir portresi olarak karşımıza çıkar. Gelin bu güzel kitabı daha detaylı ele alalım: Ana Temalar 1. Bireysel Azim ve Toplumsal Yükselme Romanın ana kahramanı Martin Eden, sosyal çevresinin dışındaki bir kadına olan aşkı nedeniyle kendi sınıfını aşma isteği duyar. Orta sınıfa ve entelektüel çevreye olan bu özlem, onun yoğun bir şekilde kendini geliştirmesine ve edebiyat yoluyla yükselme çabasına dönüşür. Ancak, London burada önemli bir soruyu ortaya koyar: Bireyin toplumsal yapıyı aşma çabası gerçekten tatmin edici midir? Martin’in hikayesi, bireyin toplumsal sınıfını aşmasının mutlaka kişisel tatmin ve mutluluğa
1000Kitap
Martin EdenJack London · Kaldırım Yayınları · 2017134,7bin okunma
Reklam
Reklam